Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/1468 E. 2009/1880 K. 10.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1468
KARAR NO : 2009/1880
KARAR TARİHİ : 10.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, 01.12.2006 günlü dilekçesinde … Beldesi 4405 parsel sayılı taşınmazın 1979 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığı iddiası ile tapusunun iptaline, davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın her ne kadar 1979 tarihli orman sınırı içinde ise de, daha sonra1991 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasında orman sınırı dışında bırakıldığı, yapılan ikinci orman kadastrosunda tespit edilen 13, 139, 140 ve 16 orman tahdit sınırlarının iptali için açılan asliye hukuk mahkemesinin 2005/429 E. Sayılı dosyada davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle keşif yapılmadan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali-tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1979 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosu ile 26.04.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına göre mahkemece keşif yapılmadan çekişmeli taşınmazın 1991 yılında yapılan aplikasyon ve orman kadastro sınırı dışında kaldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olması yerinde değildir.
Şöyle ki; öncelikle kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu iptali-tescil ve elatmanın önlenmesi davasında yerinde keşif yapılıp, taşınmazın orman sınırı içinde kalıp kalmadığı ve davalının elatmasının olup olmadığı hususlarının bilirkişiler ve tanık beyanları ile tespit edilmesi gerekir.
Mahkeme gerekçesinde sözü edilen Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/429 E.-2006/448 K. Sayılı dosyasının incelenmesinde davacı … Yönetiminin 1979 tarihli orman sınırlamasında kesinleşen 13, 14, 15 ve 16 orman tahdit sınırlarının daha sonra 3302 Sayılı Yasa ile yapılan uygulamada 13, 139, 140 ve 16 orman tahdit sınırlarına dönüştürülen ve hatalı yapılan ikinci orman sınırlamasının iptaline ilişkin hasımsız olarak açtığı davanın “eda davası açılması gereken hallerde tespit davası açılamayacağı” gerekçesi ile reddedildiği, bu kararın Dairemizin 18.05.2007 gün ve 4832-6499 sayılı kararı ile onandığı, sözü edilen dosyada işin esasının incelenmediği gibi davanın hasımsız açıldığı, eldeki tapu iptali davası yönünden kesin hüküm ifade etmediği anlaşılmaktadır.
Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği yerlerde hiçbir makam yada merci tarafından kesinleşen orman sınırlamasının değiştirilmesi mümkün değildir. Aplikasyonla ancak orman sınır noktaları arazide belirlenip ihya işlemi yapılabilir. Orman sınırlarının değiştirilmesi mümkün değildir. Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamayacağı gibi, orman sınırları dışındaki yerlerde orman sınırı içine alınamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olmayıp yok hükmündedir.
Her ne kadar çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında 13, 14, 15 ve 16 orman tahdit noktaları değiştirilerek 13, 139, 140 ve 16 orman tahdit sınırları belirlenip ilan edilerek kesinleştirilmişse de, yapılan bu ikinci işlem yok hükmündedir ve uyuşmazlığın çözümünde esas alınamaz.
Aynı gün dairede incelemesi yapılan Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/1511 ve 1514, Dairenin 2008/17416 ve 17417 E. Sayılı dava dosyalarının da aynı mahiyette olduğu, birbirine yakın parseller için dava açıldığı sulh hukuk mahkemesinin dosyalarında 1979 yılında yapılan ilk orman tahdidinin esas alındığı, daha sonra aplikasyonla değiştirilen 13, 139, 140, 16 orman tahdit sınırlarına itibar edilmediği, bu dosyalarda yapılan keşiflerde kesinleşen tahdit haritasına göre taşınmazların konumunun belirlendiği ve bu kararların onandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; mahkemece uzman orman ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile yerinde keşif yapılarak, 1979 yılında kesinleşen ilk orman kadastrosundaki 13, 14, 15 ve 16 orman tahdit sınırları esas alınarak kesinleşmiş orman tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve mesafelerden en az 5 yada 6 orman tahdit sınır noktaları gösterilecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere müşterek kroki düzenlettirilmeli, 1991 yılında yapılan aplikasyonla değiştirilen orman sınırlarına itibar edilmeyerek dairece onanan sulh hukuk mahkemesindeki yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından da yararlanılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeye ve yasaya aykırı gerekçelerle oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 10/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.