YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5607
KARAR NO : 2023/178
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında yıllardır süren bir ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, davalının bu süreç içerisinde sipariş üzerine davacıya gönderdiği malları fatura ettiğini ve yıl içerisinde müvekkilinin kısım kısım ödeme yaptığını, yıl sonunda ise alacak borç durumuna bakıldığını, 2012 yılı içerisinde davalıdan alınan malların karşılığında davalının bedellerini davacıya fatura ettiğini, davacının da yıl içerisinde kısım kısım ödeme yaptığını, ancak 2012 yılı sonu itibarıyla müvekkilinin davalıdan 151.436,00 TL alacaklı olduğunu, bu miktarın 23.07.2012 tarihli, 15.000,00 USD miktarlı, 23.08.2012 tarihli, 20.000,00 USD miktarlı, 23.09.2012 tarihli, 25.000,00 USD miktarlı ve 23.10.2012 tarihli, 25.000,00 USD miktarlı çek ile 01.01.2012 tarihli, 6.832,64 TL alacaktan kaynaklandığı, davalıya bu miktarın geri ödenmesi konusunda talepte bulunulduğunu, ancak davalının bu ödemeyi yapmadığı gibi defter kayıtlarında gözüken bu alacağı kapatacak şekilde hayali bir fatura düzenleyip davacıya gönderdiğini, davalının göndermiş olduğu 23.07.2013 tarihli, 81,175,00 TL bedelli ve 23.07.2013 tarihli, 63.428,00 TL bedelli faturaları davacının itiraz ederek iade ettiğini, davalının takibe itirazının haksız olduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, deri konfeksiyon üretimi yapan davalıdan muhtelif deri giyim satın aldığını, davacının siparişle satın aldığı ve kendisine teslim edilen ürünlerin ödemesi için davalı şirket lehine çekler keşide ettiğini, söz konusu çeklerin bir kısmının ödendiğini, ancak keşide tarihinde ödenmeyerek karşılıksız kalan 23.09.2013 tarih, 25.000,00 USD bedelli ve 23.10.2013 tarih, 25.000,00 USD bedelli çek için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini ve 2 adet çekten kaynaklanan borcun davacı tarafından itiraz edilmeksizin ödendiğini, davacı tarafın, davalıdan satın aldığı deri konfeksiyon ürünlerin ödemesi için keşide ettiği 4 adet çekin ödenmesinden yaklaşık 7 ay sonra hiçbir dayanağı olmaksızın müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatmasının haksız olduğunu, davacının dilekçesinde malların teslim edilmediği, ayıplı olduğu, çeklerin bedelsiz kaldığı gibi hiçbir beyanı bulunmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında 2012 yılı öncesine dayanan davacı şirket ile tedarikçi konumunda olan davalı şirket arasında ticari alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı şirketin mal satımına ilişkin fatura düzenlediği, davacı şirketin ise mal alımına ilişkin fatura tutarları için kıymetli evrak vasıtasıyla ödemeler yaptığı, son olarak davalı şirket tarafından davacıya teslim edildiği iddia edilen mallar için 23.07.2013 tarihli, 96499 sıra numaralı, 81.175,00 TL tutarlı ve 23.07.2013 tarihli, 96500 sıra numaralı, 63.428,00 TL tutarlı iki adet fatura düzenlendiği ve söz konusu faturaların tutarlarının ödemesi için davacı şirket tarafından 23.07.2012 tarihli, 15.000,00 USD miktarlı çek, 23.08.2012 tarihli, 20.000,00 USD miktarlı çek, 23.09.2012 tarihli, 25.000,00 USD miktarlı çek, 23.10.2012 tarihli, 25.000,00 USD miktarlı çek keşide edildiği, dava konusu çek bedellerinin ödenmemesi nedeniyle davalı tarafından ihtiyati haciz kararı vasıtasıyla çek bedellerinin davacıdan tahsil edildiği, davacının, tahsil edilen çeklerin düzenlenme nedeni olan malların teslim alınmadığı iddiasıyla çek bedellerinin ve cari hesap alacağının tahsili için icra takibi başlattığı, davalının malların teslim edildiğine dair belge sunmadığı, davalı tarafa yemin delili hatırlatıldığında yemin teklif etmeyeceğinin beyan edildiği, davalının dava konusu alacağa itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece ispat yükü bakımından hatalı değerlendirme ile aleyhlerine hüküm verildiğini, davacı tarafından müvekkiline 2012 yılında sipariş verilerek alınan ürünler için avans çekleri verildiğini, bu çeklerin tahsili için 3 adet icra takibi başlattıklarını, takip borçlarının itiraz edilmeden ve menfi tespit veya istirdat davası açılmadan müvekkiline ödendiğini, davacının ileride teslim edilecek mallara karşılık avans niteliğinde çek verdiğini iddia etmesi hâlinde ispat külfetinin davacıda olduğunu, ancak Mahkemece ispat yükünün tayininde yanılgıya düşüldüğünü, Mahkemece 13.03.2018 tarihli duruşmada ispat yükünün davacıda olması nedeniyle davacı vekiline bu yönde yemin teklif hakkı hatırlatılmasına rağmen ara karar ile çelişki teşkil eder şekilde ispatlanamayan davanın kabulüne karar verilmesinin haksız olduğunu, bilirkişi raporlarının da karara esas alınamayacağını, malların teslim edilmediğini ispat edecek tarafın davacı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddi ile müvekkili lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu beyan ve delilleri tekrar ederek ve re’sen nedenlerle usul ve kanuna aykırı bulduğu kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.