YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8052
KARAR NO : 2023/1551
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali aksi halde tenkis istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, vasiyetnamenin iptali talebinin reddine; terditli olan tenkis talebinin ise kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili yönünden istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl talep olan vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; 15.10.2013 tarihinde vefat eden müvekkilinin murisi …’nın 22.06.2010 tarihinde düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile davaya konu 131 ada 153 parseldeki 4 No.lu bağımsız bölümün ½’sini davalıya bıraktığını ancak vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, vasiyetnamenin yapıldığı tarihte murisin aklî melekelerinin yerinde olmadığını ve vasiyetnamenin yapılmasından önce bir raporun alınmadığını belirterek öncelikle vasiyetnamenin iptalini aksi halde müvekkilinin saklı payı ihlal edildiğinden vasiyetnamenin tenkisini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkilinin adı geçen murisin sonraki eşi olduğunu ve iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
… Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2014/33 Esas; 2019/53 Karar sayılı kararı ile
davacının 22/06/2010 tarihli vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, tenkis talebinin ise kabulü ile 23.349,80 TL’nin karar kesinleştiğinde faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, bu tutarın vadeli hesaba alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ve davalı vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili,
a- Yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu,
b- Vasiyetnamenin hazırlandığı dönemde murisin aklî melekelerinin yerinde olmadığını,
c- Murisin ciddi sağlık sorunlarının bulunduğunu,
d- Vasiyetnameye dayanak olan sağlık raporunun aile hekimi tarafından verildiğini,
e- Vasiyetnamenin içeriğinin hukuken geçersiz olduğunu ve zorunlu usul şartlarını içermediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili,
a- Murisin fiil ehliyetinin mevcut olduğunun ortaya çıktığını,
b- Tenkis talebinin kabulüne yönelik kararın hatalı olduğunu,
c- Davacının saklı payına tecavüz etme amacı ile yapılan herhangi bir işlemin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 06.10.2021 tarih ve 2019/1378 Esas ve 2021/1391 Karar sayılı kararında belirtilen “…4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409/2. Maddesine göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngördüğü, bu yönde en yetkili sağlık kurulundan rapor alınması gerektiği, … Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun 14.11.2015 tarih 2015/4851 Karar sayılı raporu ile murisin akit tarihinde hukuki ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir aklî arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığından murisin vasiyetname düzenleme tarihi olan 22.06.2010 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, öte yandan, vasiyetnamenin TMK’nın 532. maddesi kapsamında noterde düzenlenen resmi vasiyetname niteliğinde olduğu, bu itibarla dava konusu vasiyetnamede tanıklar vasiyetnamenin noter tarafından yazıldıktan sonra vasiyet edene “önlerinde okunduğunu” beyan etmiş iseler de, vasiyet edenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğu beyanının “kendi önlerinde yapıldığı”na dair beyanlarının mevcut olmadığı, bu beyanın yokluğunun vasiyetnameyi geçersiz kılacağı…” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.02.2019 tarih 2014/33 Esas 2019/53 Karar
sayılı kararının 6100 sayılı HMK.’nın 353-(1)-b/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulü ile; muris …’ya ait Lapseki Noterliği’nin 22.06.2010 tarih 1714 yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Vasiyetname’nin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Eldeki davada tenkis talebinin koşullarının oluşmadığını,
2. Vasiyetnamenin amacının sağ kalan eşin evin tamamına sahip olmakla mağdur hale gelmesini önlemek olduğunu,
3. Vasiyetnamenin geçerli olduğunu,
4. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına gerekçe yaptığı kısmın vasiyetnamede zaten bulunduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali aksi halde tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 532, 533, 534 ve 535. maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının dava dilekçesine bakıldığında vasiyetnamenin iptali aksi halde tenkis şeklinde asıl ve terditli olarak taleplerinin bulunduğu görülmektedir. Asıl talep olan vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak ileri sürülen iddianın, murisin vasiyetnamenin düzenleme tarihi olan 22.06.2010 tarihinde aklî melekelerinin yerinde olmadığına yönelik olduğu görülmektedir. Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.05.2008 tarihli ve 2008/66 Esas; 2008/180 Karar sayılı ilamıyla muris …’nın beyinsel fonksiyonlarında bozukluk olmadığından kısıtlılık durumunu gerektirir bir durumun söz konusu olmaması sebebiyle davacı …’nın vasi tayini talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca eldeki davayla ilgili murisin aklî melekelerinin tespitine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu’nun 14.11.2015 tarihli raporuna göre, murisin vasiyetname tarihinde hukuki ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede aklî arıza içinde bulunmadığı belirtilerek murisin vasiyetnamenin düzenleme tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu tespit edilmiştir.
3. Öte yandan, TMK’nın 532. maddesi, “(f.1) Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir.(f.2) Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.”; 533. maddesi ise, “(f.1) Mirasbırakan, arzularını resmî memura bildirir. Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir. (f.2) Vasiyetname, mirasbırakan tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar.” şeklinde düzenlenmiştir. Davaya konu vasiyetname incelendiğinde, yapılan resmi vasiyetnamenin tanıklar önünde vasiyet edene okunduğu belirtildikten sonra vasiyet eden yazılanların tamamen son ve gerçek isteklerini kapsadığını söylemiştir. Vasiyet eden murisin okur-yazar olmadığı anlaşılmaktadır. TMK’nın “Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme” başlıklı 535. maddesine göre, “(f.1) Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. (f.2) Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.” Vasiyetnamenin 8. paragrafından da anlaşılabileceği üzere hükmün 1. fıkrasının yerine getirildiği ortadadır. Bu doğrultuda vasiyetname tanıklar önünde vasiyet edene okunduktan sonra vasiyet eden yazılanların son ve gerçek isteklerini kapsadığını belirtmiştir. Bununla birlikte tanıkların beyanlarında vasiyetnamenin noter tarafından yazıldıktan sonra “vasiyet eden … isimli kişiye önümüzde okunduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz.” şeklinde bir açıklamalarının bulunduğu görülmektedir. TMK’nın 535. maddesinin 2. fıkrasına göre her ne kadar tanık açıklamalarında, “miras bırakanın beyanının kendi önlerinde” yapıldığına yönelik bir ibare bulunmasa da vasiyetnamenin 4. paragrafına göre tanıkların bu belgenin düzenlenmesinde başından beri bulundukları, belgenin 2. sayfasının son paragrafında bulunan “aynı oturumda yazılan vasiyetname” ibaresiyle de tüm işlemlerin tek seferde aynı oturumda yapıldığı görülmektedir. Aksi yorum, vasiyetnamenin korunması başka bir deyişle onun elden geldiğince ayakta tutulması anlamına gelen favor testamenti prensibine aykırı olacağı anlamına gelecektir. Zira, kişiliği sona erdiren ölüm ile kişinin artık herhangi bir irade açıklamasında bulunamayacağı bir zaman dilimine geçilmiş olur. Bu nedenledir ki, vasiyet edenin irade beyanı lehine bir incelemenin yapılması gerekir. Tüm bu nedenlerle, asıl talep olan düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin iptaline yönelik karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.03.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
(Muhalif)
KARŞI OY
Vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkise yönelik açılan davada son olarak istinaf mahkemesince, İlk Derece kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, davalı vekili tarafından incelenmiş olup, neticeten sayın çoğunluk kararın bozulması yönünde görüş bildirmiş olmakla, karşı oyumuz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
1. İlk Derece Mahkemesi iptal isteminin reddine, tenkis talebinin kabulüne karar vermiş, bilahare itiraz üzerine istinaf dairesi davacı itirazının kabulü ile vasiyetnamenin iptaline ve böylece davanın kabulüne karar vermiştir.
2. Her iki karar arasındaki tek fark TMK 532 maddesine göre düzenlenen vasiyetnamenin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplanmaktadır.
3. TMK 532 maddesi gereğince vasiyetnamenin ne şekilde düzenlenmesi gerektiği açıklandığı gibi, TMK 535 ile de mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme hususunda da açıklama yapılmıştır.
4. İstinaf dairesinin 06.10.2021 tarihli kabul kararında açıklanan gerekçeler, yukarıda belirtilen kanun maddeleri ile tam örtüşmektedir. Çünkü vasiyetnamenin hazırlanıp, mirasbırakana okunması ve sonrasında tanıklar önünde bu işlemin tekrar edilmesi, kanun lafzı gereği olup, bu aşamalardan bir tanesi olayımızda eksiktir.
5. Bu durumda olaya uygun gelen istinaf daire kararına ait gerekçe itibariyle, vasiyetnamenin şekil eksikliğinden dolayı geçersizliği belirgin bulunmakla, davanın bu yönden kabulüne dair istinaf kararının onanması gerekirken, eksik gerekçe ile kararın bozulması ve davanın bu yönden reddi kararı hatalı olmakla, muhalefet görüşümüz bu şekilde açıklanımıştır.