YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16700
KARAR NO : 2009/2278
KARAR TARİHİ : 12.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, davacı adına tapuda kayıtlı olan Doğancı Köyü 1284 ve 1285 parsel sayılı, sırasıyla 8340-750 m2 yüzölçümündeki taşınmazların yörede 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken 1987 yılında kesinleşen 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığından, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 1969 yılında yapılan kadastro sonucu taşınmaz hakkında sicil kaydı oluşturulduğu, kayıt yolsuz dahi olsa M.Y.’nın 712. maddesindeki “geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne … olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak 10 yıl süreyle ve iyi niyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.” hüküm gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırı içinde bulunan daha sonra nitelik kaybı nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmaz hakkında sonradan ikinci kadastro yoluyla yolsuz olarak oluşturulan sicil kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1986 yılında yapılan ve 08/01/1987 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2B madde uygulaması vardır. Dava konusu taşınmaz orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu sırada yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların, 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığı halde arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan hata ile 1969 yılında ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturdukları, daha sonra 1986 yılında 41 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu çalışmanın da 08.01.1987 tarihinde kesinleştiği, yapılan uygulama sonucu verilen uzman bilirkişi raporları ile de belirlendiği gibi bu konu mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, “T.M.Y.’nin 712.maddesindeki yolsuz tescile dayalı da olsa, tapu kütüğündeki tescile dayanarak 10 yıl iyiniyetli zilyet olan kişi taşınmazın mülkiyetini kazanacağı, taşınmazların 1969 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tapuya tescil edildiği, davalının ve devraldığı kişilerin toplam zilyetlikleri 10 yıldan fazla olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin bu gerekçesini kabule olanak bulunmamaktadır. H.G.K.’nun 11.12.1996 gün 1998/13-878-868 ve 30.03.2005 gün 2005/8-202-215 sayılı ve bu konuda daha bir çok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. maddesi gereğince dava dilekçesinde sıralanan davanın ve davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi mahkemeye aittir. Çekişmeli taşınmazlar 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekipleri bu durumu gözönünde bulundurmadan yıllar sonra hata ile ikinci kere kadastrosunu yaparak o tarihte kesinleşmiş kadastro sınırı içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında yolsuz sicil oluşturmuşlardır. 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükümleri gereğince “Evvelce tesbit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Yasanın 934. (… T.M.Y.nın 1026 İsviçre M.Y.976) üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce resen iptal edilir.” Somut olayda; M.Y.’nın 712 ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümleri uygulanamaz. Baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturalan sicil kaydı davalıya hiçbir zaman mülkiyet … kazandırmaz. Mahkemenin vereceği iptal kararı yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla hatalı sicilin oluşturulduğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (931 İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralları da uygulanamaz. O halde, arazi kadatrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmaz hakkında ikinci kadastro yoluyla yolsuz ve hatalı olarak oluşturalan tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/3. m addesi gereğince hali hazır niteliği ile, kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirlemesi de yapılarak, Hazine adına tapuya tesciline karar vermesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan ilkeler gözönünde bulundurularak davacı Hazinenin davasının kabul edilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile reddedilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.