YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4865
KARAR NO : 2023/1531
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1,Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/104 Esas, 2015/ 469 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası delaleti ile birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ve taksitlendirilmesine, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli ve 2016/86928 sayılı, ”cezanın az olduğu, zarar giderimi olmadığından seçenek yaptırıma çevrilmemesi gerektiği” nedenleri ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz isteği;
Cezanın az olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin yeterince uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Olay günü saat 10:20 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki kamyon ile meskun mahal dışında, iki yönlü, 3 şeritli, eğimli, ıslak nemli yolda, sisli havada seyir halindeyken virajlı kesime geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiği esnada kendi şeridinde seyreden …’in idaresindeki otomobille çarpıştığı, kaza nedeniyle …’in öldüğü olayda, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek uygulama yapılmıştır.
2. Katılan sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
3.Sanık savunmasında ”……’dan ,’a doğru hareket halindeydim. Hava aşırı sisli ve kötüydü, uykulu değildim. Hızım çok yavaştı, olayda benim kusurum yoktur. Ben aracı sola doğru kırınca vefat edenin aracı ile çarpıştım. Kusurum yoktur. Pişmanım…” demiştir.
4. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunda şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymayan sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
1.Tebligname ve katılan vekilinin temyiz istemi yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu ve tam kusurlu olarak bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle ,Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/104 Esas, 2015/ 469 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5. paragrafın hükümden çıkarılarak yerine ”Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 2 yıl 6 ay hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK’nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 910 tam gün olarak belirlenmesine; TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.