Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/4868 E. 2023/1064 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4868
KARAR NO : 2023/1064
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.12.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının kara hava pilot sınıfına mensup üsteğmen iken … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 30.06.2012 tarihinde gözaltına alınıp aynı gün yapılan sorgusu sonrası … 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldığını, … 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame ile davacı hakkında 29.01.2013 tarihli kararla yurt dışı çıkış yasağı konularak adli kontrol tedbiri uygulandığını ve bu tedbirin 04.07.2014 tarihinde kaldırıldığını, davacının 28.03.2014 tarihinde disiplinsizlik nedeni ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edildiğini, görev iade için açılan davadan ise 17.04.2015 tarihinde feragat edildiğini, haksız ve hukuksuz işlemler sonucu davacının “casus” sıfatı ile damgalandığını, şeref ve onurunun çiğnendiğini, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiğini belirterek, davacı aleyhinde haksız yargılama yapılması, haksız adli kontrol tedbiri uygulanması ve buna müteakip yapılan ihraç işlemi, davacı tarafından ödenen vekâlet ücreti nedeni ile 315.461,06 TL maddi ve 550.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 08.02.217 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava koşullarının oluşmadığını, bir kısım taleplerin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesine göre karşılanmasının mümkün olmadığını, istenen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu belirtmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2017 tarihli ve 2017/66 Esas, 2017/77 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 06.03.2018 tarihli ve 2017/1552 Esas, 2018/429 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.08.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi ile davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın reddi gerektiğine,
ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davacının ihraç tarihi ile idari yargıda davadan feragat tarihine kadar olan süre içerisindeki maaş kaybının maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğine,

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebine konu … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli 2014/100 Esas 2016/37 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ”suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve Devlet güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme” suçlarından … Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2012 tarih 2010/640 soruşturma sayılı kararı ile 29.06.2012 günü saat 08:00 sonrasında gözaltına alınmasına ilişkin yazılı emir verildiği, davacının 30.06.2012 günü saat 11.30’da … Merkez Komutanlığına giderek teslim olduğu, davacının tutuklanma talebi ile … 8. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edildiği, … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2012 tarih 2012/13 sorgu sayılı kararı ile 30.06.2012 günü saat 22:44’te tutuklama talebinin reddi ile serbest bırakılmasına karar verildiği, 01.02.2013-04.07.2014 tarihleri arasında yurt dışı çıkış yasağı konulduğu, yapılan yargılama sonucunda davacının üzerine atılı suçtan beraat ettiği, kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.10.2016 tarihli 2016/6202 Esas 2016/5088 karar sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği tespit edilmiştir.

Davacının gözaltına alındığı döneme ilişkin maaşından kesinti yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise iade edilip edilmediğine dair yazılan yazıya verilen cevapta davacının gözaltında kaldığı süreye ilişkin maaş kesintisi yapılmadığı anlaşılmakla davacının sunmuş adına kesilmiş 2010/640 soruşturma nolu dosya için yapılan hizmete ilişkin olarak 06.12.2012 tarihli serbest meslek makbuzu ile 9.000,00 TL lik avukatlık ücreti ödediğinin görüldüğü, beraat kararı ile davacı lehine 3.600,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, bu nedenle davacının toplamda 5.400,00 TL maddi zararının bulunduğu tespit edilmiştir.

Davacı her ne kadar yurtdışına çıkış yasağı konulması sebebiyle maddi ve manevi zararının tazminini istemiş ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/19132 Esas, 2015/18070 Karar sayılı ilamında ”5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde ”suç soruşturması ve kovuşturması sırasında” gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilmekle birlikte madde metninde bu aykırılıkların tahdidi şekilde sıralanmış olması ve bu kapsamda davacı hakkında tutuklama işleminden sonra uygulanmasına karar verilen yurt dışı çıkış yasağı işleminin madde kapsamında değerlendirilemeyeceği” denilmekle davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.

İhraç gerekçesinde disiplinsizlik nedeni ile ihraç kısmının düzeltilerek emekli olması veya istifası nedeni ile TSK’dan ayrılma diye düzeltilmesi, müvekkilinin ihraç öncesi kıdemi de gözetilerek helikopter pilotu olarak yukarıda sayılan kamu kurumlarından birine memuriyeti kadrolu veya sözleşmeli memur olarak alınması, bu talebin reddi halinde 17.04.2015 tarihinde emekli edilmiş sayılarak emeklilik haklarının müvekkiline verilmesi ve buna ilişkin hak ve yetkilerinin verilerek iade-i itibar yapılması ve OYAK’taki haklarının iadesi yönündeki taleplerinin idari yargıda çözülmesi gereken hukuki sorunlar olduğu gerekçesiyle bu taleplerin de reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacının haksız tutuklanmadan doğan eleminin kısmen telafisine yönelik sosyal ekonomik durumuna uygun hak ve nesafet kuralları ile bağdaşır oranda, zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde ve tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak davacı lehine 250,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacının; kara hava pilot üsteğmen rütbesi ile görev yapmakta iken kamuoyunda “casusluk ve kumpas” olarak bilinen ve … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Suç İşlemek Amacı İle Kurulan Örgüte Üye Olmak ve Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Açıklamak” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 30.06.2012 tarihinde kendiliğinden Kara Kuvvetleri Komutanlığı … Merkez Komutanlığına saat 11.30’da teslim olduğu ve ardından sevk edildiği … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 2012/13 sorgu sayılı ve 30.06.2012 tarihli kararı ile saat 22.44’te serbest bırakıldığı, daha sonra davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame ile açılan kamu davası üzerine … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/9 Esas sayılı ve 29.01.2013 tarihinde yapılan tensibi uyarınca (yurt dışına çıkamamak suretiyle) adli kontrol tedbirinin tatbikine karar verildiği ve bu kararın 01.02.2013 tarihinden itibaren uygulanmaya başlandığı, davacı hakkındaki yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin 04.07.2014 tarihinde kaldırılmasına karar verildiği, nihayetinde … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ve 26.02.2016 tarihli kararı ile davacının üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/6202-5088 E-K. sayılı ve 21.10.2016 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, bu suretle haksız olarak 1 gün gözaltında kaldığı, ayrıca 01.02.2013 – 04.07.2014 tarihleri arasında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutulduğu, dava dayanağının 5271 sayılı Kanun’un 141/1-e. ve 141/3. maddeleri olduğu, davanın 5271 sayılı Kanun’un 142/1. maddesinde belirtilen yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.

Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı dosyasında davacı için verilen beraat kararı tarihinin 26.02.2016 olduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan 9.000,00 TL bedelli serbest meslek makbuzunun ise beraat kararından önce ve 06.12.2012 tarihinde düzenlenmiş olduğu, davacının … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı dosyasına konu olan soruşturma ve kovuşturma sırasında kendisini temsil ettirdiği avukata yönelik vekalet ücreti kapsamında ödeme yaptığı ve bu nedenle serbest meslek makbuzunda yazılı toplam miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesi gerektiği, ancak davacının beraat ettiği dosyada lehine 3.600,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu cihetle, İlk Derece Mahkemesi tarafından makbuza konu olan miktardan bu miktarın düşülmesi ile kalan 5.400,00 TL’sinin davacı yararına hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak davacının, yargılandığı dönemde görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetlerinden “disiplinsizlik” nedeni ile ihraç edilmesinden dolayı aleyhine açılmış ve kendisinden istenildiği belirtilen tazminatın (ki davacının göreve iadesi için açılan davadan feragat edildiği anlaşılmaktadır) ve davacının ihraç edildiği 28.03.2014 ile davadan feragat ettiği 17.04.2015 tarihleri arasında alması gereken maaşının ödenmesi, yine davacının ihraç gerekçesinde (tezkerede) disiplinsizlik nedeni ile ihraç kısmının düzeltilerek “emekli olması veya istifası nedeni ile TSK’dan ayrılma” diye düzeltilmesi, ihraç öncesi kıdemi de gözetilerek helikopter pilotu olarak kamu kurumlarından birine memuriyete kadrolu veya sözleşmeli memur olarak alınması, bu talebin reddi halinde 17.04.2015 tarihinde emekli edilmiş sayılarak emeklilik haklarının verilmesi ve buna ilişkin hak ve yetkilerinin verilerek iade-i itibar yapılması, OYAK’taki haklarının iadesi şeklindeki taleplerinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek talepler olmadığı, gerçek maddi zarar mahiyetinde bulunmadıkları ve maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyecekleri, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından anılan hususlarda vaki maddi tazminat taleplerinin ret edilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı, … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ve 26.02.2016 tarihli kararına havi dosyasında 30.06.2012 günü 11.30 – 22.44 saatleri arasında gözaltında kalmıştır. Faiz talebinde de bulunulmadığı cihetle, İlk Derece Mahkemesi tarafından anılan gözaltı süresi nedeni ile davacı yararına 250,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmuştur. Davacı vekili müvekkilinin anılan dosyada adli kontrol tedbirine tabi tutulması nedeni ile de manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacı hakkında anılan dosya kapsamında 01.02.2013 tarihinden başlayarak 04.07.2014 tarihine kadar (yurt dışına çıkamamak suretiyle) adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Bu süre 518 gündür ve davacı vekili (sanık müdafii) tarafından adli kontrol tedbirinin kaldırılması yönünde çeşitli kereler yapılan başvurular mahkemece her defasında ret edilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde açıkça yazmamış olsa da, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeni ile oluştuğu belirtilen zararın aynı Yasanın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda değerlendirme yapıldığında; davacı hakkında 01.02.2013 – 04.07.2014 tarihleri arasında ve 518 gün süre ile uygulanan yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığı ve davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, bu suretle kanun ile belirlenen amacın dışına çıkıldığı, aşamalarda ilgili tedbire yönelik olarak adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına dair itirazlarda bulunulmasına karşın, mahkemece adli kontrol tedbiri uygulanmasına devam edilip edilmeyeceği, adli kontrol tedbiri ile öngörülen yükümlülüklerden sonuç alınıp alınmadığı, tedbirin değiştirilip değiştirilmeyeceği veya daha hafif bir tedbirin uygulanması yolu ile amaçlanan hedefin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya geçici olarak adli kontrol tedbirinden muafiyet konusunda etkin ve etkili bir değerlendirmenin yapılmadığı, bu suretle de uygulanan tedbirin ölçüsüz hale geldiğinin anlaşılması karşısında, davacı yararına 01.02.2013 tarihinden itibaren fiilen uygulanan adli kontrol tedbiri nedeni ile makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesi tarafından, tazminat isteme koşullarının 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve devamı maddelerinde tahdidi şekilde sayılması ve davacı hakkında tutuklama işleminden sonra uygulanmasına karar verilen yurt dışı çıkış yasağı işleminin madde kapsamında değerlendirilemeyeceği şeklindeki bir gerekçe ile ret edilmesi Dairece doğru bulunmayarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması yoluna gidilmiş, davacı yararına gözaltında kaldığı süre nedeni ile 250,00 TL. ve haksız olarak 518 gün süre ile uygulandığı kabul edilen adli kontrol tedbirinden dolayı da, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak 3.500,00 TL olmak üzere toplam 3.750,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılarak varan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin yeni bir hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçundan 30.06.2012 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, 01.02.2013 – 04.07.2014 tarihleri arasında 518 gün adli kontrol tedbiri uygulandığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 5.400,00 TL maddi ve 250,00 TL manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesince ortadan kaldırılarak 5.400,00 TL maddi ve 3.750,00 TL manevi ödenmesine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 9.150,00 TL olduğu, 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 141 nci maddesinin birinci fıkrasında tazminat istenebilecek hallerin tahdidi olarak sayılmak suretiyle hüküm altına alındığı, adli kontrol kararlarının ise tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında sayılmaması nedeniyle adli kontrol tedbirine ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi davalı açısından kararın kesin olması sebebiyle bozma nedeni yapılamamıştır.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1.Davacının İhraç Tarihi İle İdari Yargıda Davadan Feragat Tarihine Kadar Olan Süre İçerisindeki Maaş Kaybının Maddi Tazminat Olarak Ödenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının ihraç edildiği 28.03.2014 ile davadan feragat ettiği 17.04.2015 tarihleri arasında alması gereken maaşının ödenmesi talebine ilişkin davada bu taleplerin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmesi hukuka aykırı olsa da temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

B.2. Hükmedilen Manevi Tazminatın Az olduğuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 06.03.2018 tarihli ve 2017/1552 Esas, 2018/429 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 06.03.2018 tarihli ve 2017/1552 Esas, 2018/429 sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2023 tarihinde karar verildi.