YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/155
KARAR NO : 2023/2496
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Bölge adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derce Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … ve birleşen davacı … vekili ayrı ayrı verdiği 25.05.2015 tarihli dava dilekçelerinde; sınırlarını bildirdiği … ili, … ilçesi, Gençali Mahallesinde bulunan 3 parça taşınmazın davacı … tarafından, 8 parça taşınmazın ise birleşen davacı … tarafından emek ve para harcamak suretiyle tarım arazisi haline getirildiğini ve 40 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu belirterek taşınmazların davacı ve birleşen davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
2.İlk Derece Mahkemece dava dosyalarının birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2016/400 Esas, 2017/361 Karar sayılı kararı ile “davacı …’ın davasının kabulüne, … ilçesi, Gençali Mahallesinde bulunan ve bilirkişi raporu ekinde yer alan haritalarda 162/1 (66.009, 36 m2), 162/2 (27.919, 12 m2) ve 162/3 (6.071, 52 m2) ile işaretli taşınmazların 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci madde gereğince davacı adına tapuya tesciline, birleşen davada …’ın davasının reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen davacı vekili ile davalılar Hazine vekili, … Büyükşehir Belediyesi vekili ve … Belediyesi Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli ve 2018/408 Esas, 2018/556 sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen davacı vekili, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/4316 Esas, 2018/6763 Karar sayılı kararıyla; “Davalı … İdaresinin temyiz itirazları yönünden;
İlk Derece Mahkemesince davacı …’ın davasının kabulüne dair verilen karara karşı Orman Yönetimince istinaf yoluna başvurulmadığı ve … Bölge Adliye Mahkemesi tarafından birleşen davacı vekili ile davalılar Hazine, … Büyükşehir Belediyesi ve … Belediye Başkanlığının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği gözetilerek hükmü istinaf etmeyen Orman Yönetiminin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı temyiz yoluna başvurma hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davacı … vekili ile davalılar Hazine ve … Belediyesi Başkanlığının temyiz itirazları yönünden;
İlk Derece Mahkemesince davacı …’ın davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazların adına tesciline, birleşen davacı …’ın davasının reddine karar verilmiş ise de, taşınmazların en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumu ile dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarındaki durumu incelenmemiş, taşınmazlar hakkında usulünce mera ve köylünün ortak kullanımına ait yer olup olmadığı yönünde araştırma yapılmamış, …’ın …’a hibe ettiğini beyan ettiği taşınmazların hibe tarihinden ve hibe tarihinde sonra kim tarafından kullanıldığı usulünce araştırılmamış, keşifte hazır bulunmayan orman bilirkişilerince hazırlanan birlirkişi kurul raporu hükme esas alınmış, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede imar planı olup olmadığı ve taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmemiştir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
O halde İlk Derece Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, imar planı yapılmış olması halinde ne zaman yapıldığı ve kesinleşip kesinleşmediği ve dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılmalı, alınacak cevabi yazılar ile araştırılan hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritaların temin edilerek dosya içerisine alınmalı, yine eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile taşınmazların hibe edildiğinin beyan edildiği 1981 yılından önceki yakın tarihe ait ve 1990-1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanun (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun’un (5658 sayılı Kanun), kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (5304 Sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklattırılmalı, …’ın …’a hibe ettiğini beyan ettiği taşınmazların hibe tarihinden önce, hibe tarihinde ve hibe tarihinden sonra kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyor ise ne şekilde kullanıldığı hava fotoğrafları vasıtasıyla tespit ettirilmeli, taşınmazların kullanılmayan bölümleri mevcut ise bu bölümler ayrıca hesaplattırılarak kroki üzerinde gösterilmeli, yine taşınmazların varsa imar planına göre konumu belirlenerek kroki üzerinde gösterilmeli, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde yetkili idarî merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Mera Kanunu (4342 sayılı Kanun) uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı mülkî amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli, dava konusu taşınmazlar başında yapılacak keşifte, yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ile fen memuru ve ziraat bilirkişiler, tesbit bilirkişileri hazır edilmeli, varsa mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı ve fen memuru eliyle her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek beyanlar arasındaki çelişki giderilmeli, meraların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 18/2 nci maddesi gereğince zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı, aynı Kanun’un 16/B maddesi gereğince özel siciline yazılması gerektiği düşünülmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu ve zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı yönünden uzman ziraatçı bilirkişiden rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp açıklattırılmalıdır.
Açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve mera veya köylünün ortak kullanımına ait yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, …’ın …’a hibe ettiğini beyan ettiği taşınmazların hibe tarihinden önce, hibe tarihinde ve bu tarihten sonra kim tarafından ne şekilde ve kimin adına kullanıldığı, zilyetliğin hibe tarihinde …’a geçip geçmediği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, davacı … vekili dava dilekçesinde tahminen 98.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiş, mahkemece tensip zaptı ile davacı tarafa çekişmeli taşınmazların kadastro paftası üzerindeki koordinat ve konumlarını açıklaması için bir haftalık süre verilmiş, bu süre içerisinde 11.06.2015 havale tarihli dilekçe ile davacı vekili tarafından taşınmazların koordinatlı krokileri sunularak dava konusu taşınmazların 98.589 m2 olduğu mahkemeye bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda ise davacının keşifte gösterdiği taşınmazların yüzölçümlerinin 103.842,67 m2 olduğu raporlanmış, mahkemece 100.000 m2’lik taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazların tahminen 98.000 m2 olarak bildirdiği ve bilahare mahkemeye sunduğu koordinatlı kroki ile taşınmazların 98.589 m2 olduğunu bildirerek talebini bu şekilde somutlaştırılmış olduğu ve davacı tarafından talebin ıslah da edilmediği gözetilmeden talepten fazlasına hükmedilerek 100.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davası … adına tapuya tesciline karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabul, kısmen reddine, … ilçesi, Gençali Mahallesinde bulunan Harita Mühendisi Ö.P. tarafından düzenlenen 03.01.2022 tarihli rapor ekinde yer alan haritalarda 162/1 (66.009,36 m2) ve 162/3 (6.071,52 m2) ile işaretli taşınmazlar ile,10.08.2022 tarihli rapor ekinde yer alan haritada 162/2 (25.466,22 m2) ile işaretli taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci madde gereğince tarla vasfıyla davacı … adına tapu siciline tesciline, 10.08.2022 tarihli rapora ekli haritada 162/2 olarak işaretlenen taşınmazın güneyinde kalan krokide A harfi ile gösterilen kısma ve hali arazi olarak gösterilen kısma ilişkin davanın reddine,
… ilçesi, Gençali Mahallesinde bulunan Harita Mühendisi Ö.P. tarafından düzenlenen 03.01.2022 tarihli rapor ekinde yer alan haritalarda 178/2 (4898,66 m2), 178/5 (4960,69 m2), 178/6 (30.933,53 m2), 178/7 (6373,70 m2) ile işaretli taşınmazlar ile 10.08.2022 tarihli rapor ekinde yer alan haritada 178/1 (12.170,30 m2) ve 178/8 (29.914,63 m2) ile işaretli taşınmazların 4721 sayılı Kanun’un 713/1 inci madde gereğince tarla vasfıyla davacı … adına tapu siciline tesciline, 10.08.20222 tarihli rapora ekli haritada 178/1 olarak işaretlenen taşınmazın batısında kalan krokide A harfi ile gösterilen kısım ile bitişiğindeki hali arazi olarak gösterilen kısma ve 178/8 olarak işaretli taşınmaz içerisinde kalan ve hali arazi olarak belirtilen kısımlara ilişkin davanın reddine, Yargıtay bozma kararı öncesi rapora ekli haritalarda 178/3 ve 178/4 rakamları ile belirtilen taşınmazlara ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazlarda davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı, taşınmazların imar planı kapsamında kaldığı ve hava fotoğraflarının net olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı, mera olup olmadığı, ve davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Kanun’un 1 inci ve devamı maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 14, 16, 17, 18 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.