Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2007/3642 E. 2007/6492 K. 16.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3642
KARAR NO : 2007/6492
KARAR TARİHİ : 16.04.2007

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden dolayı ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendi kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden dolayı haksahibi davacılara ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacılar murisi …nın Bolvadin ilçesinde TEDAŞ’ta çalışırken 14.07.1999 tarihinde işkazası sonucu öldüğü Kurumca 06.11.2001 gün ve 152/Ar.Sor.50 sayılı Müfettişler… ve… ile 23.05.2000 tarih ve Ar.Sor. 27/38-27 sayıl müfettiş …nun olayla ilgili raporlarının ve davacı …’nın 7363925 nolu sigorta dosyasının dosya da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun “Ana ve Babaya Gelir Bağlanması” başlığını taşıyan 24. maddesidir. Madde üzerinde 4958 sayılı Kanunun 35. maddesi ile yapılan değişiklikten önce, ana ve babanın anılan gelirden yararlanabilmelerinin koşulu, ölen sigortalının sağlığında onların geçimini sağlamış olması iken, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle sigortalının ana ve babasına gelir bağlanmasının ikinci koşulu, “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” biçiminde değiştirilmiştir. İşte uyuşmazlık, anılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ölen sigortalının ana ve babasının, bu düzenlemeden yararlanıp yararlanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, hem sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesini, hem de kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme yoktur. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2004 gün ve 528/533 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, kural olarak; her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak şu husus da belirtilmelidir ki; sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibarıyla, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Kanunların zaman yönünden uygulanmalarında temel kural bu olmakla birlikte; uyuşmazlığın dayanağını oluşturan inceleme konusu 4958 sayılı Kanunda yürürlüğe ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle sonuç olarak 24. maddeyle ilgili eldeki uyuşmazlıklarda her iki düzenlemeden ana ve baba yararına olan düzenlemenin uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle davacıların şartlarını taşımaları halinde ölüm aylığına yasanın yürürlüğe gireceği tarihten sonra hak kazanacakları açık olup davacı temyizi bulunmadığıda gözetilerek mahkeme kararı davacı Anne Fatma Işıklı yönünden doğru ise de dosyadaki belgelerden baba Ali Osman Işıklı’nın S.S.K. sigortalısı olduğu anlaşılmakla birlikte mahkemece bu davacıya dava tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı halde dava tarihi olan 25.05.2005 tarihinde ve sonrası S.S.K.’na tabi bir çalışmasının bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma yapılmadığı gibi davalı Kurumca davacıların yasa değişikliğinden sonra kuruma müracaatlarının bulunmadığı müracaatta bulunmadan bu davanın açıldığı dava açılmasına kurum sebebiyet vermediğinden avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu olmayacakları ileri sürüldüğünden davacıların yasa değişikliğinden sonra kuruma müracaat edip etmediklerinin de tesbit edilmediği görülmektedir.
Mahkemece, yapılacak iş, 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesi gereğince davacı …’nın sigorta dosyası ile S.S.K. hizmet cetvelinin getirtilerek dava tarihi ve sonrası S.S.K.’na tabi bir çalışmasının bulunup bulunmadığını, anılan müfettiş raporlarını ve ölüm aylığı bağlanması ile ilgili Kurumda bulunan tüm belgeleri getirterek davacıların yasa değişikliğinden sonra S.S.K.’na aylık bağlanması için müracaatta bulunup bulunmadıklarını tesbit etmek ve çıkacak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.