Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/14115 E. 2007/16849 K. 25.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14115
KARAR NO : 2007/16849
KARAR TARİHİ : 25.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.03.2005 gün ve 1713-3494 sayılı bozma kararında özetle; “… 399 sayılı parselin 1938 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha sonra 1957 yılında yapılan genel kadastroda orman niteliğiyle tesbit harici bırakıldığı, 1976 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu orman dışına çıkarıldığı, 1997 yılında 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince yapılan kadastroda tapu kaydına dayalı satınalma nedeniyle davalılar adına tesbit ve tescil edildiği, davacı Hazinenin tapu kaydının orman tahdidi içindeyken oluşması nedeniyle davalı adına kayıtlı tapunun iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açtığı, davalı, tapu kaydının ilk sicil kaydının 13.04.1945 tarihli ise de, kendilerine satan kişilere 1932 yılında 1771 Sayılı İskan Yasası uyarınca tevfiz edilmiş olduğunu savundukları, usulü dairesinde yapılan tahsis ve tevfizlerin tescilden önce de mülkiyet ifade edeceği, 3402 Sayılı Yasanın 46. maddesinde de “…işlemleri tamamlanmamış iskan suretiyle verilen yerler…” ibaresiyle bunun vurgulandığı, bu nedenle, çekişmeli taşınmazın davalıların bayiine orman tahdidi öncesi verilip verilmediğinin ve orman tahdidinin kesinleşmesinden önceki 1932 tarihli iskan tevzi defteri esas alınarak taşınmaz tahdit içinde iken 1945 yılında oluşturulan tapu kaydına, taşınmazın 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkartılması halinde, bu tür tapulara değer verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının kabulüne ve dava konusu parselin tapusunun iptali ile 2/B madde sahası niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırlar içinde kalan tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna, 3402 Sayılı Yasanın 46/2. maddesinin orman ve nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazlarla ilgisinin bulunmadığı, 3402 Sayılı Yasanın 45/3. maddesindeki “Orman sınırları içinde kalan veya orman sınırı dışına çıkartılan alanlarda tapulu yerlerle, iskan suretiyle verilen yerlerin hak sahipleri adlarına tesbit ve tescil edileceğine” ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 sayılı kararları ile iptal edildiğinden, orman tahdidinden önce oluşturulan iskan kaydına değer verilemeyeceği gibi, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2. maddesinde “Bu düzeltme sonucu orman sınırı dışına çıkartılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş TAPULU ARAZİ ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü bulunup, açıkça tapu kaydından söz edilip iskan kaydından söz edilmediği için iskan kaydına değer verilemeyeceği gibi, tapu kaydının da taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken oluştuğundan, yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle 1744 Sayılı Yasa uygulamasında bu tür tapulara da değer verilemeyeceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/12/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.