Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13383 E. 2023/4113 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13383
KARAR NO : 2023/4113
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi, eski 17 ada 1 parsel sayılı taşınmazda malik iken davalı idare tarafından taşınmazda yapılan şuyulandırma işlemi neticesinde müvekkilinin hissesinin bedele dönüştürüldüğünü, idarece takdir edilen bedelin artırılarak işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın bedel arttırımı davası olmadığını, bedele dönüştürme işleminin idari bir işlem olarak idare mahkemelerince iptal edilmediği sürece varlığını muhafaza ettireceğini, bedele dönüştürme işlemi 1989 yılında tapuya tescil edildiğine göre bu tarihteki niteliklerinin dikkate alınarak taşınmaza değer biçilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.06.2015 tarihli ve 2012/46 Esas, 2015/258 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 96.954,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. … 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 07.06.2016 tarihli ve 2015/24223 Esas, 2016/11390 Karar sayılı ilâmı ile yapılan inceleme sonucu; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak üstün ve eksik yönleri ile oranları belirtilmek suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek kararın onanmasına karar verilmiştir.

3. Dairemizin onama ilâmına karşı süresi içinde davalı idare vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4.Dairemizce yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen onama ilâmının kaldırılmasına karar verildikten sonra; 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 gün 29824 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen geçiçi 12 nci maddesi ile; “24.02.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibariyle güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir” hükmü getirilmiş olup açıklanan hususta rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
… 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2017/579 Esas, 2018/415 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüyle 95.503,71 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. … 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu taşınmaza, imar uygulamasının tapuda tescil tarihi olan 23.11.1989 tarihinden önceki emsal satışlar araştırılmadan soyut ifadelerle metrekare birim bedeli belirlendiğinden bu rapor hükme esas alınacak nitelikte değildir. Bu durumda; uygulamanın tescil tarihinden önce satışı yapılan emsalleri bildirmeleri için taraflara süre verilmesi, gerektiğinde re’sen tapudan emsal celp edilerek taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, kabule göre de; maktu harç ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
… 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2020/80 Esas, 2022/466 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 95.504,16 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müteveffa davacının mirasçıları olan dahili davacılara miras payları oranında verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
… 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasa değişikliği nedeniyle davanın kısmen kabulü halinde davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin idareye yüklenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal olarak alınan taşınmazın uygun olmadığını, düzenleme ortaklık payı kesilmediğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payı nedeniyle tesis edilen ipotek karşılığının artırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 17 nci maddesinin son fıkrası.

3. 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesi.

4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki … ili, … ilçesi, … Mahallesi, eski 17 ada 1 parsel sayılı taşınmaza 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesi uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

5. 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası ile getirilen hüküm uyarınca maktu harca hükmedilmesi gerekirken, nispi harca karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

6. Dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren Kanun düzenlemesi nedeniyle bedel düştüğünden, reddedilen kısım üzerinden davalı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamından idarenin sorumlu olması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile … 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2020/80 Esas, 2022/466 Karar kararının hüküm fıkrasının;

a) Harca ilişkin (2) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılmasına, yerine “ Alınması gerekli 80.70 TL harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına,” cümlesinin yazılması,

b) Yargılama giderine ilişkin (4) ve (5) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkarılarak yerine “Davacı tarafça yapılan toplam 6.762,22 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, davalı idarece yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin yazılması,

c) Davalı idare lehine düzenlenen vekâlet ücretine ilişkin (7) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkarılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.