YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7386
KARAR NO : 2023/443
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Ret
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın esastan, birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davacılar (birleştirilen davada davalılar) vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 24.01.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar (karşı davalılar) … v.d. vekili Avukat … … ile temyiz edilen davalı (karşı davacı) … vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar (Birleştirilen davada davalılar), ortak mirasbırakan babaları … …’in 1305 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişler; birleştirilen davanın reddini savunmuşlardır.
II. CEVAP
Davalı (Birleştirilen davada davacı), 1305 parsel sayılı taşınmazın 1. katındaki dairenin mirasbırakan tarafından kendisine bakım karşılığı temlik edildiğini, 2. katındaki daireyi kendisinin yaptığını, zemin kattaki dairenin ise davacı …’a ait olduğunu, son 10 yıl felçli ve kanser olan mirasbırakana 21 yıl baktığını, temlikte muvazaa bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada, asıl davanın kabulü halinde, davaya konu taşınmazın mirasbırakan ile arasında düzenlenmiş olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyarınca adına tescilini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.09.2015 tarihli ve 2009/128 Esas, 2015/260 Karar sayılı kararıyla; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; konusu kalmayan birleşen dava bakımından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraflarca temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairemizin, 09.04.2019 tarihli ve 2016/2190 Esas, 2019/2503 Karar sayılı kararıyla; “Asıl dava bakımından mahkemece yazılan kararda, dosyaya toplanan belgeler ve delillerin açıklanması ötesinde kararın gerekçe içerdiğini söyleyebilme olanağı yoktur…Öte yandan, niteliği itibariyle birleştirilen davanın tüm mirasçılara yöneltilmesi gerektiği de açıktır. Hal böyle olunca, asıl davada gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; birleştirilen davanın da, görülebilirlik koşulunun bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve buna göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın bakım karşılığı minnet duygusu ile davalıya temlik edildiği, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiş, birleştirilen dava ise, bozma kararında belirtilen gerekçe ile dava şartı yokluğundan usulden reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar (birleştirilen davada davalılar) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacılar (birleştirilen davada davalılar) vekili, aile geleneği olarak mirasbırakana tüm çocuklarının sırası ile baktıklarını, mirasbırakanın tek malvarlığı olan davaya konu taşınmazı mirastan mal kaçırma amacıyla davalıya temlik ettiğini, taşınmazdaki binananın yapılmasında davacıların da katkılarının olduğunu, bu hususun tanık beyanlarıyla da doğrulandığını, ayrıca tanık ifadelerine göre mirasbırakanın kendisine bakması karşılığında sadece taşınmazda oturduğu katı, yani bir parça daireyi davalıya vermeyi istediğini, saklı paylarının ihlal edildiğini, tanık …’in beyanlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, asıl ve birleştirilen dava ayrı ayrı değerlendirilmeden tek hüküm verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunu’nun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras … çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına Yasa’nın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (TBK m. 614 (BK) m. 514)).
3.Bilindiği üzere; bozma kararına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından Mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozma ilamına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Asıl davada davacılar (birleştirilen davada davalılar) vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye 99,20 TL onama harcının temyiz eden asıl davada davacılar (birleştirilen davada davalılardan) alınmasına,
03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen asıl davada davalı (birleştirilen davada davacı) vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.