YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/359
KARAR NO : 2023/1864
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, ecrimisil davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekillerinden …’in, dava konusu 965 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın 11/2560 hissesini üçüncü şahıstan 03.01.1973 tarihinde satın aldığını, 1982 yılında parselasyon haritasına göre kendisine isabet eden yerde 1 bodrum +zemin kattan ibaret betonarme karkas bir ev inşa ettirdiğini, ardından yurt dışına çıkması gereken davacının, nakit para ve malzemeleri bırakarak bakiye kalan işlerini takip etmesini davalıdan istediğini; davalının, davacı yurt dışında iken muvafakatini almadan binasına taşınarak ailesiyle birlikte oturduğunu, davacının, yurda döndüğünde durumu öğrendiğini, davalının işgal ettiği yapının zemini 170 m2 olmak üzere 2853 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olarak davacı adına ifrazlı olarak tahsis edildiğini, bunun üzerine davacının diğer davacı … ile Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalayarak anılan taşınmazın 1/2 payını davacı müteahhit …’e tapudan devir ettiğini, ancak işgalci durumundaki davalının taşınmazı tahliye etmediğinden yeniden inşa çalışması yapılamadığını beyanla dava konusu 2853 ada, 2 parsel sayılı taşınmaza elatmanın önlenmesi, taşınmazın boş olarak davacılara teslimine, fazlaya dair kısmını ayrıca talep ve dava haklarını saklı kalmak üzere 5 yıllık zamanaşımı süresiyle bağlı kalarak şimdilik 5.000,00 TL ecrimisilin faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, dava konusu yerde gerçekten 1/2 hisseye sahip olduğunu, davacı …’in yazılı talimatıyla yapılan bir bina mevcut olduğunu, davacı …’in bu binada birçok kez uzun sürelerle ailesiyle kaldığını, ancak kendisine yetmediği için başka yere taşındığını, müvekkilinin 30 senedir bu binada davacının da bilgisi ile yaşadığını, davacının şifai ve yazılı talimatlarıyla binayı tamamladığını, davacının 30 yıl içerisinde müvekkilinden hiçbir talepte bulunmadığını, ancak müvekkilinin tapu devrine ilişkin taleplerini de yerine getirmediğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tapuda davacı adına kayıtlı taşınmazı kötüniyetli olarak işgal ettiğinin sabit olduğunu, davalı tarafça dava konusu taşınmaz hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasının halen hukuki geçerliliğini sürdüren kayıt karşısında eldeki davayı etkileyebileceğini söylemenin mümkün olmadığını, kaldı ki davanın reddedilmiş olduğunu, ecrimisil talebi yönünden ise; davalının taşınmazda dava tarihi itibarı ile üstün ve yasal bir hakkının bulunduğunu yazılı delille ispatlayamadığı, davacının ihtarına rağmen taşınmazı boşaltmadığı gibi herhangi bir bedel de ödemeyen davalının, davacıya ait taşınmazı yersiz işgal ettiği gerekçesiyle taşınmaza elatmanın önlenmesine, davalının tahliyesine ve boş olarak davacıya teslimine, ecrimisil yönünden ise; 14.03.2007 – 13.03.2008 dönemi için 11.700,00 TL, 14.03.2008 – 13.03.2009 dönemi için 12.420,00 TL, 14.03.2009 – 13.03.2010 dönemi için 13.920,00 TL, 14.03.2010 – 13.03.2011 dönemi için 14.160,00 TL, 14.03.2011 – 14.03.2012 dönemi için 15.480,00 TL olmak üzere toplam 67.680,00 TL ecrimisilin ait olduğu dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, taşınmaz bedelinin yüksek gösterildiğini,
2. Mahkemenin kararında, söz konusu yere ait hesaplanan ecrimisil tutarının emsal rayiçlerin üstünde ve ruhsatlı işyerleri esas alınarak hesaplandığını ve itirazlarının dikkate alınmadığını,
3. Ecrimisilin ihtar tarihinden itibaren istenmesinin hakkaniyete uygun olacağını, davacının kullanımına engel olunmadığı halde hukuka ve yasaya aykırı olarak müvekkili aleyhine fahiş olarak hükmedilen ecrimisil tutarının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddedilmesi gerektiğini,
4. Ekonomik durumu müsait olmayan, daha önce diğer dosyada da adli yardım kararı verilmiş olan davalının yaşı ve sağlık durumu nazara alınarak adli yardım taleplerini kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın tapuda davacılar adına kayıtlı olduğu, davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın taşınmazı işgal ettiği, tapu kayıtlarının iptal edilene kadar hukuki geçerliliğini koruması nedeniyle mevcut kayıtlara dayanılarak açılan elatmanın önlenmesi davalarında, yıkım isteği içermediği sürece açılan tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı, dava konusu taşınmaza elatmanın önlenmesine karar verilmesinde usul ve yasaya, maddi vakıalara aykırı bir yön bulunmadığını; davalı vekilinin ecrimisile yönelik istinaf sebeplerine gelince; “davacı …’in akrabası olan davalının, dava konusu taşınmazda ailesiyle birlikte uzun yıllar ikamet ettiği, davacı …’in davalının taşınmazı kullanmasına zımnen muvafakat ettiği, durumu bilen diğer davalı …’in de taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince paydaş olduğu gözetildiğinde, davacılar tarafından Kadıköy 19. Noterliğinin 02.03.2012 tarih, 04621 yevmiyesi ile keşide edilen ihtarnamenin tebliği ile birlikte davalının taşınmazdan çıkarılmak istendiğini öğrendiği gözetilerek, ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki süreye ilişkin olarak ecrimisile karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde ecrimisil bedeline hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı ancak davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, davacıların ihtar tarihinden itibaren ecrimisil istemesinin hakkaniyete uygun olacağı yönündeki istinaf sebebi dikkate alındığında, davacılar tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin düzenlendiği 02.03.2012 tarihi ile dava tarihi olan 14.03.2012 tarihleri arasında kalan süre için hükme elverişli ve denetime açık 19.03.2018 tarihli bilirkişi kök raporunda belirlenen 12.03.2011 -14.03.2012 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak aylık 1.290,00 TL üzerinden 12 günlük süreye ilişkin olarak 516,00 TL ecrimisilin 14.03.2012 dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile eşit olarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2012/215 Esas, 2020/177 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; dava konusu taşınmaza davalının elatmasının önlenmesine, ecrimisil talebi yönünden 12.03.2011 -14.03.2012 dönemi için 516,00 TL’nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı … ve davacı … mirasçılarına eşit oranda ödenmesine, fazlaya ilişkin ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Ecrimisil yönünden verilen karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığını,
2. Elatmanın önlenmesine ilişkin verilen karar yönünden ise; müvekkilinin bu binayı, o tarihte tamamına malik olarak gözüken, gerçekte arsanın 1/2’sinin sahibi olan davacılardan muris …’in talimatı ile kendi emek ve maddi imkanı ile yaptığını, tapu iptali ve tescile ilişkin …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/591 sayılı dosyasında tanıklarca taşınmazın 1/2’sinin müvekkiline ait olduğunun beyan edildiği ve hatta tanıkların da imzası olan yazılı delil başlangıcı olarak bir belge sunulduğunu ve murisin müvekkilinden 5.000,00 TL borç aldığını kabul ettiğini ancak usulüne aykırı bir yemin yaptırılarak, yerin murise ait olduğuna karar verilerek davanın reddedildiğini,
3. Müvekkilinin katkısının olması nedeni ile denkleştirici adalet ilkesi gereği 1973 yılındaki katkısı ve oturduğu dairenin yapımı masraflarını talep etme hakkı bulunmakta ve dava terditli olarak açıldığı halde bu taleplerin reddedildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683 (ecrimisil) 995 inci maddesi,
3. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 908 inci (4721 sayılı Kanunu’nun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.
4. 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.