YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12012
KARAR NO : 2023/1490
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/2173 E., 2022/917 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere
TEMYİZ EDENLER : Katılan … İdaresi vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli ve 2014/889 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca teşdiden 3 yıl 4 ay hapis ve 200 gün karşılığı 4.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 54 üncü maddesi uyarınca kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.
2.Anılan kararı sanık ve katılan vekili temyiz etmiş, hükümden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile kaçakçılık suçları için değer azlığı ve kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık kurumları kabul edilmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18.05.2021 tarihli ve 2018/17339 Esas, 2021/6183 Karar sayılı ilâmı ile sanık lehine getirilen düzenlemelerin yerel mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle mahkûmiyet kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine verilen ve temyiz incelemesine konu Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2173 Esas, 2022/917 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları ile 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca teşdiden 3 yıl 4 ay hapis ve 200 gün karşılığı 4.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 54 üncü maddesi uyarınca kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz isteği, müsaderesi talep edilen nakil aracının iade edilmesi ve re’sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın teşdiden cezalandırılması ve re’sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.18.07.2014 tarihinde önleme araması kararına istinaden Kilis’te oluşturulan uygulama noktasında durumu şüpheli görülen otomobile dur ihtaratında bulunulmuş, araç ihtara uymayınca başlatılan takipte lastik patlatan kullanılarak durdurulmuştur. Sanık …’ın kullandığı kiralık otomobilde önleme araması kararı ile yapılan aramada aracın arka koltuklarında ve bagajında 1008 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir.
2.Sanık 25.02.2015 tarihli duruşmada aracın kiralık olduğunu, sigaraları Kilis’te tanımadığı kişilerden satmak için aldığını beyan etmiştir.
3.Soruşturma aşamasında sanığa gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağı ihtaratı yapılmamıştır.
4. Bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada, sanığın savunmasının alınması için talimat mahkemesine yazılan müzekkerede ”sanığa suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezasında 1/3 oranında indirim yapılacağı” bildirilmiştir. Duruşma davetiyesinde de aynı husus yer almış, duruşma günü sanığa 07.10.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen sanık duruşmaya katılmamıştır.
5.Malen sorumlu 20.11.2014 tarihli talimat beyanında oto kiralama işi yaptığını, aracı olaydan önce
kiraya verdiğini, kaçakçılıkta kullanılacağını bilmediğini beyan etmiş ve araç kiralama sözleşmesi sunmuştur.
IV. GEREKÇE
1.Olay tutanağı, sanığın ikrarı, sanıkta ele geçirilen sigara miktarı ve tüm dosya kapsamına göre yurda kaçak olarak sokulan eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla taşıyan sanık hakkında teşdiden mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Sanık savunması, malen sorumlunun beyanları ve tüm dosya kapsamından, nakil aracının suç işlenmesinde kullanılacağından malen sorumlunun olaydan önce haberdar olmaması karşısında iyiniyetli üçüncü kişiye ait aracın hak sahibine iadesi ve şerhin kaldırılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanığa yapılan ödeme ihtaratında suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezasında yapılacak indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Nakil Aracının İadesi Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2173 Esas, 2022/917 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B. Mahkûmiyet Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2173 Esas, 2022/917 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.
(K.K.D.)
KISMÎ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanık müdafiinin de temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan … İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanık müdafiinin temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan … İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2) Yerel Mahkemenin 05.04.2022 tarih ve 2022/917 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç
doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.22.02.2023