YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11441
KARAR NO : 2007/12540
KARAR TARİHİ : 18.10.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı …, dahili davalı Hazine ve davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, zilyedliğe dayanarak yörede 2000 yılında ilk kez yapılan ve 23.01.2003 ilâ 23.07.2003 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında … İlçesi … Kuyusu mevkiindeki 13500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman olmadığı halde orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini, mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tesbitini ve adına tapuya tescilini, Hazine de 24.12.2003 tarihli dilekçesiyle taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın KABULÜNE, 04.11.2003 tarihli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 11217 m2 yüzölçümündeki taşınmazla ilgili orman kadastrosunun iptaline ve orman sınırları dışına çıkarılmasına, … bahçesi niteliğiyle tescil harici bırakılmasına, tescil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının genel mahkemede dava açmakta muhtariyetine, karar kesinleştiğinde dava konusu taşınmaz için parsel numarası verilmesi için kadastro müdürlüğüne, tescil harici taşınmaz olarak zeytinlik vasfıyla tescili için tapu sicil müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm …, Hazine ve davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz, mülkiyetin tesbiti ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tescile ilişkindir.
1- Kadastro Mahkemelerinin görev ve yetkileri Kadastro Yasasının 25 ve 26. maddesinde gösterilmiştir. Orman Yasasının 11/1 maddesi gereğince, altı aylık askı ilan süresi içinde açılacak davalarına bakma görevi de kadastro mahkemelerine aittir. Çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tesbit tutanağı düzenlenmediğinden, taşınmazın mülkiyetinin tesbiti ve tapuya tescili davasında kadastro mahkemesi görevli değildir. Bu nedenle, davacı gerçek kişinin, taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tesbiti ile adına tesciline kararı verilmemesi yönündeki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince;
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1. bendinde son cümle olarak “dava konusu taşınmazın mevcut haliyle … tesis edilmişzeytin bahçesi vasfıyla tescil harici bırakılmasına”, 2. bendinde “Davacının ve Hazinenin tescil talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Mahkemenin kararı kesinleştiğinde tarafların tescile ilişkin iddialarında Hukuk Mahkemelerine (Asliye Hukuk veya Sulh Hukuk) dava açmakta muhtariyetine” dendiği halde 3 numaralı bendde “Karar kesinleştiğinde, dava konusu taşınmazın parsel numarası verilmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine ve tescil harici taşınmaz olarak Zeytinlik vasfıyla tescili için Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gönderilmesine” denmek suretiyle birbiri ile çelişen hükümler kurulduğu, bu haliyle kararın infazının olanaksız olduğu, kadastro harici bırakılan yerlerin ek kadastrosunun yapılması görevinin Yönetime (Kadastro Müdürlüğüne) ait olduğu, tapulama dışı bırakılmış yerlerin tapuya tesciline ilişkin karar vermeye Kadastro Mahkemesinin görev ve yetkisi bulunmadığı halde, çekişmeli taşınmaza parsel numarası verilerek tescile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan;
Mahkemece eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman palanlarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın doğu ve kuzeyden orman yolu ve ötesinde devlet ormanı, güneyden yol, batıdan 7813 sayılı dava dışı parsele sınır olduğu, taşınmazın memleket haritasında ve … fotoğrafında beyaz renkli açık alan, amenajman haritasında ziraat olanı olarak nitelendirildiği, orman kadastrosunun 2002 yılında yapıldığı ve 23.01.2003 tarihinde ilan edildiği, bu çalışmada taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, taşınmaz üzerinde 3-5 yaşlarında 370 adet … ağacı bulunduğu, orman toprağı özelliği taşımadığı, humus bulunmadığı, … toprağı niteliğinde olduğu, orman ağacı kök ve kalıntılarının bulunmadığı, eğimin %5-8 olduğu taşınmazın çevresinin 1959 yılında başlayıp 1977 yılında bitirilen 1963 hektarlık … Ana Ağaçlandırma Projesi kapsamında ağaçlandırılan yerlerden olduğu, 1969 yılında yangın gördüğü 1973 yılında tekrar ağaçlandırıldığı bildirilmiş, rapora ek olarak siyah beyaz renkli memleket haritası fotokopisi üzerinde çekişmeli taşınmazın yeri denetime olanak vermeyecek biçimde basit kroki şeklinde işaretlenmiş ise de, orijinal renkli memleket haritasında yeşil … ve maki sembolü alanda bulunduğu görülmüş, ziraat uzmanı bilirkişi de aynı fiili bulguları doğrulamış, Harita Mühendisi bilirkişi … Özgün ve … bilirkişi … Güden raporlarında çekişmeli taşınmazın tel çit ile çevrilmiş şekliyle (A) ile gösterilen 11217.12 m2 yüzölçümündeki bölüm olduğu, Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/229 sayılı dosyasında suça konu olan yerin çekişmeli taşınmaz ile aynı yer olduğu, taşınmazın memleket haritasında ve … fotoğrafında yeri yaklaşık olarak belirlenilerek açık ormansız alanda olduğu bildirilmiş, yerel bilirkişi taşınmazın çevresindeki ormanın, Orman Genel Müdürlüğünce ağaçlandırma sonucu tesis edildiğini, öncesinde buraların makilik olduğunu, davacı tarafından Sıtkı isimli birisinden satın alındığını, Sıtkıya da atalarından intikal ettiğini, taşınmazın güney ve doğusundaki yolların daha önce bulunmadığını, … tarafından sonradan açıldığını, orman yolu olarak kullanıldığını, tanıklar ise taşınmazın bir bölümünün tarla bir bölümünün ise hayvan otlatılmak suretiyle kullanıldığını söylemişlerdir.
Çekişmeli taşınmazın davacı … tarafından ormandan açma ve işgal etme suçundan cezalandırılması istemiyle Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/183 sayılı dosyasında açılan
ceza davasının halen devam ettiği ve Kadastro Mahkemesinin bu dosyasının sonucunun beklendiği anlaşılmaktadır.
Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın eski tarihli belgelerdeki konumu çizilen krokisi ile ölçekler eşitlenmek suretiyle gösterilmeyip, çizilen krokiler orijinal sembol ve renkleri içermediğinden denetime olanak tanımadığı gibi, çekişmeli taşınmazın bu haritalarda işaretlendiği yerin temyiz incelemesi sırasında dosyaya getirtilen 1963 yılı memleket haritasında yüksek eğimli münferit ağaç sembolü bulunan etrafı orman alanları çevrili orman içi açıklığı olarak nitelenen yere denk gelmesi ve yerel bilirkişi ve tanık beyanları da çekişmeli taşınmazın kaç yıldan beri hangi bölümünün ne şekilde kullanıldığı zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığının açıklanmaması nedeniyle, bu yönlerden yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir.
Ancak, Kadastro Müdürlüğü tarafından gönderilen kadastro paftasında çekişmeli taşınmaz ve etrafının orman olarak tapulama dışı bırakıldığı anlaşıldığı gibi, orman bilirkişisi ile harita mahendisinin ve … bilirkişi tarafından işaretlenen yerin 1963 yılı memleket haritasında yüksek eğimli ve yeşile …, maki sembolü ile gösterildiği, çekişmeli taşınmazın batısındaki 7813 sayılı parselin 1975 yılında yapılan genel kadastroda Mart 1926 tarih ve 89 sıra numaralı tapu ve 1459 numaralı vergi kaydıyla … kızı, Sıtkı eşi Sadiye adına tesbit edildiği, tapu kaydının Doğu sınırı Kireçli … denmişse de Doğuda eylemli orman bulunduğu, batısındaki Mezarlık altı tarlasının 7814 ve 7815 sayılı parseller olduğu, Kuzey ve Güneydeki … sınırının eylemli orman olduğu, bu durumda, çekişmeli taşınmazın öncesinin etrafındaki devlet ormanları ile bütünlük arz eden ormanın devamı makilik alan iken, Orman Yönetimince ağaçlandırıldığı, 1969 yılında yangın görmesi üzerine 1973 yılında yeniden ağaçlandırıldığı, ancak davacının devlet ormanını açarak bir kaç yıl evvel zeytinlik haline getirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Resmi belgeler karşısında, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olmadığı tarla olarak kullanıldığı yönündeki soyut yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile yetersiz orman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi raporlarına değer verilemez.
Diğer taraftan, çekişmeli taşınmaza komşu 7813 sayılı parsele yakın komşu olan ve 7813 parsele revizyon gören Mart 1926 tarih 89 numaralı tapu kaydının diğer ifrazları olan Mart 1926 tarih 25 nolu tapu ve 1456 nolu vergi kaydının revizyon görmesi ile tesbitleri yapılan 7809, 7810, 7811 sayılı parsellerin Hukuk Genel Kurulunun 13.07.2005 gün ve 2005/20-402 – 2005/460 sayılı kararına konu olduğu, sözü edilen kararda 7809, 7810, 7811 sayılı parseller ve etrafının ve revizyon gören tapuların incelendiği ve bu kararda aynen “Bu yerde 1938 yılında 2613 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastro sırasında düzenlenen 21 Nisan 1938 tarih 3 sayılı beş sayfadan oluşan ve yine 30 Haziran 1938 tarih 4 sayılı onbir sayfadan oluşan kadastro komisyon kararlarında görülüp anlaşıldığı gibi, Zilkadde 1267 (1851) tarihli Abdulmecit Hanın mülknameyi humayununda zikredilen tasdiksiz ferman örneğinden, “… Eyaletinde Ayasuluk Mukaatası Mülhakatında Rum Mahallesi Avlarya Mevkiinde SINIRLARI; Kuşadası Malum Asami Kesamın Tarlaları ve Sanrıçlı Kahbezan ve Kaymacık …’nın denize müntehi ve … Civarında Kain Maidiraz ve Keçikaranın Koyunağılı Civarındaki Vaki Azmaklar ve Kuşadasına giden … Yolu ve Sırça İnler ve … Gedik ile Arap Deresine müntehi ve Değirmen başı ve Avlarya Gediği (Avlarya Gediği sınırı 1267 tarihli fermanda ve Mayıs 1305 tarih 155 ve 157 ve 2 numaralı tapu kayıtlarında olmadığı halde K.evvel 1306 tarih 26 numaralı tapunun sınırına ilave edilmiştir) ve … Bahçede vaki ceryan eden sular” şeklinde ve niteliğinin de ziraata … ve gayri … Humun ve … 6000 dönüm araziden ibaret hüceti
Şeriyede mündemiç olduğu gibi, fevkani (üst katında) üç bap oda ve tahtında (alt katında) üç bap mağaza ve iki bap … odası ve iki bap samanlık ve iki bop buzağı ahırı ve bir kıta incir bahçesini müştemil mülk … menzili ve … üzerinde geçit kayığı” olarak yazıldığı ve yoklama kaydında malikinin Aleksi Veledi Yani olarak gösterildiği, Hüceti Şeriye ile … … Zade … ve … Zade … adlarına Mayıs 1305 tarih 155 ve 157-2 sıra numaralarında aynı miktar ve hudutla tescil edildiği, … Zade …’in nısıf payının K.evvel 1306 tarih 26 numarada diğer nısıf pay sahibi … … Zade …’e sattığı, böylece 6000 dönüm çiftliğin tüm paylarının … … zade …’te toplandığı, Çiftliğin tamamına tapu kaydı ile … olan … … Zade … tarafından 1000 dönümü ifraz edilerek ve kök tapu ile ilgisi olmayan … ifraz sınırları oluşturularak T.sani 1308 tarih 1 numarada tarla ve … niteliği ile… Devleti Tebasından Madam Maria Mondağlat’a satıldığı, bu 1000 dönümlük ifraz tapu kaydı, K.evvel 1324 (198) tarihinde… Kilisesi Mütevellisi ve Baş Rahip …’e geçip daha sonra intikallerle Ağustos 1967 tarih 1 numarada … Ana Evi Derneği üzerine tescil edildiği, 1000 dönüm yüzölçümlü bu ifraz tapusunun kadastro sırasında 919.000 yüzölçümlü 7958 sayılı kadastro parseline revizyon gösterilerek 7958 sayılı parselin … Derneği adına tesbitinin yapıldığı, 6000 dönüm yüzölçümlü tapudan ifraz edilen 1000 dönümden sonra geriye kalan bölümün iktisap hanesinde ifrazdan söz edilmeden … sınırlar ilave edilerek ve iktisabında tebdilen olduğu yazılarak T. Sani 1308 (1892) tarih 29 numarada 5000 dönüm yüzölçümüyle önceki … … … zade … … üzerine tescil edildiği, T.Sani 1308 (1892) tarih 29 numaralı 5000 dönüm yüzölçümlü tapu kaydından 377 dönümlük bir bölüm yeniden ve ikinci kere ifraz edilerek Mart 1312 (1896) tarih 1 numarada Avusturya tebasından Akademi Azası Otto Bendrof’a satıldığı ve kök tapu kaydı ile ilgisi olmayan … sınırlar oluşturulduğu, bu ifraz tapusunun kamulaştırma yoluyla Eylül 1965 tarih 1 numarada Maliye Hazinesine geçtiği ve kadastro sırasında 365.750 m2 yüzölçümlü…HARABELERİNİN kapladığı alan olan 89 (7751) sayılı parsele revizyon gösterilerek … Harabesi niteliğiyle tesbitinin yapıldığı, Çiftliğin ikinci ifrazından sonra geriye kalan bölüm Mart 1312 (1896) tarih 2 numarada 4633 dönüm yüzölçümüyle önceki kayıt maliki … … zade … … üzerine tescil edildiği, iktisap hanesinde ifrazdan sonra kalan kısım yazıldığı halde, kök tapu ve T.sani 1308 tarih 29 numaralı birinci ifraz tapusunun sınırları ile hiç ilgisi olmayan … sınırlar ilave edildiği, Mart 1312 (1896) 2 numaralı tapuda … olan … …’nin … tasarrufu terk ve tatil ettiği iktisap hanesine yazılarak 4633 dönümlük tapu kaydının Şubat 1313 tarih 15 numarada 1/4 payı, oğlu … Bey üzerine tescil edildiği ve kalan 3/4 payın da Şubat 1313 tarih 16 numarada kayıt maliki … … üzerine tebdilen tescil edildiği, Şubat 1313 tarih 16 numaralı tapuda 3/4 pay sahibi … … zade … …’nin ölümü üzerine bu 3/4 pay oğlu … Bey ile kızı Hilmiye … adına, T. Sani 1324 (1908) tarih 30 numarada intikal yoluyla tapu kaydı sınırları ilk tesis 1267 tarihli ferman ve Mayıs 1305 tarih 155, 157 numaradaki sınırlarına dönüştürülerek tescil edildiği, bu durumun tapudaki sınır değişikliğinin doğru temele dayanmadığının, intikal sırasında mirasçıların kabul ettiğinin açık kanıtı olduğu, İfrazdan sonra kalan 4633 dönüm yüzölçümlü tapu kaydı, satış ve intikaller yoluyla 1/4 pay, Şubat 1313 (1897) tarih 15 numarada … oğlu …, Ağustos 1/4 pay, 1327 (1911) tarih 157 numarada … oğlu … 1/4 pay, Ağustos 1327 (1911) tarih 158 numarada … oğlu … ve … kızı Hilmiye üzerine, yine tapunun ilk tesisi olan 1267 (1851) tarihli ferman ve Mayıs 1305 tarih 155, 157 numaradaki sınırları esas alınarak -5-
2007/11441 – 12540
tescil edildiği, böylece tapu maliklerinin daha önce sınır değişikliğini kabul etmeyerek ilk tesis sınırları ile intikal yaptırdıkları, bu durumun tapu maliklerini bağlayacağı, Yukarıda yazılı pay tapu kayıtları “…mahalle muhtarının 25 T.Evvel 1339 (1923) tarihli ilmühaberi, Kaza İdare Meclisinin 5 T. Evvel 1339 (1923) tarihli kararı gereğince ebuancet uhtelerinde olduğu anlaşılmakla, … oğlu …’ın 24 T.Evvel 1331 (1915) tarihinde ölümü ile Kuşadası Mahkemeyi Şeriyesinin 3 Temmuz 1339 (1923) tarihli taksim müzekkeresi (Burada sözü edilen Kuşadası Mahkemesi Şeriyesinin 3 Temmuz 1339 tarihli taksim müzekkeresi, tapu maliki olan ve 1331 tarihinde ölerek üç eşi ile 5 oğlu ve 2 kızını mirasçı bırakan, … oğlu … Beyin mirasçılarını ve bunların miras paylarını gösterir veraset ilamı olduğu, tapu kaydı iktisabından ve yukarıda 1 numaralı bentte yazılı 1938 tarihli 3 ve 4 numaralı tapulama komisyon kararlarından açıkça anlaşılmaktadır). mucubinde zevceleri Mekiye ve Necmiye ve … Hanımlara ve oğulları …, …, …, …, … Fuat Beylere ve Kızları Sadiye, Süreyya (Hilmiye)… intikalen tescil edildiği…” tapunun iktisap hanesine yazılarak; T. Sani 1339 (1923) tarih 3 numarada 2/4 payın tamamı 2880 pay kabul edilerek;169 pay … eşi Mekiye …,120 pay … eşi Necmiye …,120 pay … eşi … …, 539 pay … oğlu …, 539 pay … oğlu …, 539 pay … oğlu …, 539 pay … oğlu …, 245 pay … kızı Sadiye, 70 pay … Fuat Validesi Mukaddes adlarına tescil edildiği, T. Sani 1339 (1923) tarih 4 numarada 1/4 pay … kızı Hilmiye … adına tescil edildiği, T. Sani 1339 (1923) tarih 5 numarada 1/4 pay … oğlu … … Bey adına tescil edildiği, Ancak, T.Sani 1339 tarih 3, 4 ve 5 numaralı tapularda miras payları belirlenerek mirasçılar ve tapu malikleri adlarına sadece intikal yoluyla tescili yapıldığı, bu işlemden başka bir işlem yapılmadığı halde, bu pay tapu kayıtlarının yüzölçümü 36.000 dönüme çıkartılıp, kök tapuda ve kök tapunun dayanağı fermanda yazılı olmayan bir çok mevki isimlerinin de tapu sınırlarına ilave edildiği, 1938 tarihli 3 ve 4 sayılı ve 16 sayfadan ibaret Kadastro Komisyonu Kararlarında gerekçesi çok … şekilde izah edildiği gibi, sadece intikal yoluyla T.Sani 1339 (1923) tarih 3, 4, 5 numaralarda mirasçılar adına yapılan tescil sırasında yapılan sınır ve miktar değişikliğinin doğru temele dayanmadığı, kayıt sahibi … Zade …’ın Kayınpederi olan Hastallı …’nın bilirkişilik yapamayacağı gözönünde bulundurulmadan, bu kişiden ve … sahiplerinin nüfuzu altındaki Mercan oğlu …’dan sorulup tahkik olunarak sınır ve miktar değişikliğinin yapıldığı, işlemi yapan tapu memuru … … ile tahrirat Katibi …’in o tarihte mevcut Kanun ve Nizamnameleri nazara almayarak … Dağı, İki Kapılı ve Bülbül Dağları gibi çok büyük birkaç … silsilesini, mera, Devlet Ormanı, baltalık, bir çok …, …, balkanlık (sarp ve ormanlık sıra dağlar), hayıtlık, azmak (bataklık) gibi devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin de tapu kaydı sınırları içinde gösterildiği, tapu kaydının sınırı Mart 1312 tarih 2 numarada değiştirildiği halde, aynı tapunun daha sonraki intikali olan T.Sani 1324 tarih 30 ve Ağustos 1327 tarih 157 ve 158 numaralarda yeniden tapunun sınırlarının 1267 tarihli fermanda ve Mayıs 1305 tarih 155, 157 numaralı tapu kaydında olduğu gibi ilk oluşturulduğu sınırlara dönüştürüldüğü, böylece sınır değişikliğinin doğru temele dayanmadığının tapu kayıt malikleri tarafından dahi kabul edildiği, bu nedenle T.Sani 1339 (1923) tarih 3, 4 ve 5 numaralardaki sınır ve miktar değişikliğinin Hazine ile Orman Yönetimini bağlamayacağı, Tapu kaydının sınırları değiştirilip, yüzölçümü 36.000 dönüme çıkartılarak T.Sani 1339 (1923) tarih 3, 4 ve 4 numarada mirasçılar üzerine intikal yoluyla tescil edilmesinden sonra, … Sulh Hukuk Mahkemesinin bilirkişiler huzuruyla düzenlediği bildirilen ve mahkeme karar defterinin 15 ila 20. sayfalarına yazılan 27 K.Evvel 1341 (1925)
-6-
2007/11441 – 12540
tarihli tutanakta sadece ifraz sınırları yazılarak, ancak her hangi bir harita ve kroki düzenlenmeden hissedarlar arasında çiftliğin paylaşıldığı, mahallinde düzenlendiği bildirilen 27 K.Evvel 1341 (1925) tarihli tutanak bir mahkeme müzekkeresine bağlanarak tapu sicil müdürlüğüne gönderildiği ve bu tutanakta yazılı ifraz sınırlarına göre, çiftliğin tapu kaydı 94 mütakil parçaya bölünerek Mart 1926 tarih 1 ila 24 ve 26 ila 30 ve 36 ila 96 ve 125 ila 127 numaralarda tescil edildiği, 27. K.Evvel 1341 (1925) tarihli tutanakta yazılı ifraz sınırları esas alınarak oluşturulan ifraz tapularına göre;… oğlu … … Beye 1285 dönüm tarla, 158 dönüm bahçe, Hilmiye (Süreyya) Hanıma 922 dönüm tarla, 158 dönüm bahçe, … oğlu … Beye 360 dönüm tarla, 60 dönüm bahçe, … oğlu … Beye 366 dönüm tarla, 52 dönüm bahçe, … oğlu … … Beye 411 dönüm tarla, 25 dönüm bahçe, … Karısı Mekiya Hanıma 1063 dönüm tarla, 12 dönüm bahçe, … Karısı Necmiye Hanıma 84 dönüm tarla, 10 dönüm bahçe, … Karısı … Hanıma 81 dönüm tarla, … oğlu … Fuat annesi Mukaddes’e 22 dönüm tarla, 8 dönüm bahçe, … kızı Sadiye Hanıma 163 dönüm tarla, … karısı … ve … kızı Saliye’ye 35 dönüm bahçe olmak üzere bu çiftlikte 4757 dönüm tarla 485 dönüm bahçe ki, toplam 5242 dönüm arazi paylaşılıp ayrı ayrı ifraz tapularının oluşturularak çiftliğin paydaşları adlarına tescil edildiği, Dava dosyası içindeki 27 K.Evvel 1341 (1925) tarihli mahkeme keşif tutanağında anlaşılacağı gibi, T. Sani 1339 (1923) tarih 3, 4, 5 numaralarda yasal dayanağı olmadan yüzölçümü 36.000 dönüme çıkartılan tapu kaydı, iki yıl sonra 1925 yılında 5242 dönüm kabul edilerek ifrazının yapıldığı, bu ifraz tapuları ile belirlenen sınırların, Hazine ve Orman Yönetimini bağlamasa da, paylaşımın tarafı olan tapu maliklerini ve bu tapulara dayanarak hak iddiasında bulunan kişileri bağlayacağı, Bu olgunun, tapu malikleri ile Hazine arasında … Asliye Hukuk Mahkemesinin Şehir Kadastro Mahkemesi Sıfatıyla verdiği 26.11.1981 gün ve 1980/181-187 sayılı kararını, Hazinenin temyizi üzerine inceleyen ve dava dosyası içinde bulunan Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 06.10.1983 gün ve 1983/2409-5991 sayılı kararında aynen “Avlarya Çiftliğinin K.Evvel 1341 tarih 13/45 sayılı ilamı ile taksime tabi tutularak müfrez parçaların ayrı ayrı kişiler adına tapulara bağlandığı, maliklerin kendi mülkiyet haklarının kapsamını böylece belirledikleri Avlarya Çiftliği olarak adlandırılan geniş arazide orman, …, …, hayıtlık, balkanlık (sarp ve ormanlık sıra dağlar) gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu malı niteliğinde taşınmazlar bulunduğu, artık bilenen bir keyfiyettir. Gerek bilirkişi, gerekse dinlenen tanık sözlerine göre, dava konusu parselin tapu kaydı kapsamında olmadığı, niteliği itibariyle de hayıtlık (makilik), balkanlık, (sarp ve ormanlık sıra dağlar) ve kısmen mera olup, kamu malı sayılan yerlerden bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu gibi yerlerin zilyetlikle iktisabına olanak yoktur. Ormana doğru genişleme yapıldığı da saptanmıştır. Bütün bu hususlar gözönünde tutularak Hazinenin davasının kabulüne, … … kızı Gün Tekant ve arkadaşlarının davasının reddine karar vermek gerekir” şeklindeki gerekçeyle mahkeme kararının kesin olarak bozulduğu, bu dosyada ve temyize konu dosyada davacı kişilerin Avlarya Çiftliği tapusuna dayanmaları nedeniyle 1982, 1983 ve 1984 yıllarında aynı çiftliğe ait birçok dosyanın temyiz incelemesini yaparak kesin sonuca ulaşan Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma kararında belirlenen olguların ve karar gerekçesinin temyize konu dava yönünden güçlü delil sayılması gerektiği, Mart 1926 tarihli 94 adet ifraz tapu kaydının 1/10.000 ölçekli kadastro paftasında gösterilen ve Tapu Sicil Müdürlüğünce 35 sayfa olarak gönderilen tedavül kayıtlarının bir çok parsele revizyon gördüğü, bu parsellerden koru niteliğiyle tespiti yapılan 103 sayılı parselin 3.563.000 m2, 104 (5957) sayılı parselin 22.000 m2, 105-106-107 (5956) sayılı parsellerin 87.000 m2, 108 sayılı parselin 11.641.000 m2 ki
-7-
2007/11441 – 12540
toplam 15.313.000 m2 yüzölçümünde bulunduğu, Tapu Sicil Müdürlüğünce gönderilen ifraz tapularının kadastro sırasında uygulanıp revizyon gördüğü bildirilen 7634, 7653, 7654, 7661, 7668, 7669, 7675, 7676, 7679, 7695, 7697, 7699, 7706, 7721, 7724, 7726, 7737, 7738, 7740, 7745, 7747, 7751, 7763, 7771, 7772, 7773, 7778, 7779, 7781, 7786, 7788, 7792, 7793, 7794, 7795, 7797, 7805, 7819, 7826, 7830, 7832, 7838, 7839, 7840, 7841, 7842, 7844, 7846, 7848, 7849, 7862, 7867, 7868, 7869, 7870, 7872, 7873, 7878, 7880, 7881, 7882, 7884, 7887, 7889, 7894, 7901, 7910, 7913, 7914, 7915, 7918, 7929, 7930, 7956 ve 7959 sayılı parsellerin yüzölçümü gözönünde bulundurulduğunda değişir ve nokta sınırlı tapu kaydının miktarından 8-10 kat daha fazla yere uygulandığının anlaşıldığı, Dava dosyası içinde bulunan yerel mahkeme kararına dayanak yapılan ve kesin hüküm olan dava dosyalardan anlaşıldığına göre, temyize konu davanın davacıları ile davalı Hazine arasında Asliye Hukuk (kadastro) Mahkemesinde görülen ve Mart 1926 tarih 28 nolu ifraz tapusunun revizyon gördüğü 11.021 m2 yüzölçümlü 7819 sayılı parselin kişiler adlarına tescile dair verilen 05.06.1982 gün 1980/34-111 sayılı kararın, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 20.05.1983 gün 1029/3963 sayılı kararı ile onandığı, yine aynı taraflar arasında aynı mahkemece görülen 11.021 m2 yüzölçümlü 7721 sayılı parselin kişiler adlarına tesciline dair verilen 03.06.1982 gün 1980/33-10 sayılı kararını 14. Hukuk Dairesinin 20.05.1983 gün ve 1025/3959 sayılı kararı ile onandığı, yine aynı taraflar arasında aynı mahkemede görülen ve 38.959 m2 yüzölçümlü 7826 sayılı parselin tapu maliki mirasçısı kişiler adlarına tesciline dair verilen 25.11.1982 gün ve 1981/82-196 sayılı kararın 14. Hukuk Dairesinin 28.05.1983 gün 1026/3961 sayılı kararı ile onandığı, Hazinenin karar düzeltme isteminin de ret edilerek kararların kesinleştiği, bu dava dosyalarında 20.11.1981 tarihinde yapılan keşiflerde Mayıs 1305 tarih 155 K. Evvel 1306 tarih 26 numaralı kök (…) tapu kayıtları 1321 doğumlu yerel bilirkişiler yardımıyla ve … bilirkişiler huzuruyla yerine uygulandığı, bu uygulamaya göre, … bilirkişiler tarafından 1/10.000 ölçekli olarak düzenlenen haritalarda, Mayıs 1305 tarih 155 ve K. Evvel 1306 tarih 26 numaralı kök (…) tapunun sınırlarında yazılı Kuşadası halkına ait tarlaların 7956-7957 sayılı parsellerin güney batı sınırında işaretlenip gösterildiği, Kaymacık Kayanın yerinin Ege Denizi kenarındaki 89 sayılı parselin kuzey doğu köşesinde, yine 89 sayılı parsele komşu deniz kenarındaki 7936 sayılı parselin güney doğu köşesinde işaretlenip gösterildiği, yine tapu kaydı sınırdaki … Civarının K. … Nehrinin Ege Denizine döküldüğü yerde işaretlenip gösterildiği, yine tapu kaydının sınırındaki Kuşadası’na giden … Yolun 7869, 7846, 7844 sayılı parseller ile 7819, 7195, 7193 sayılı parseller arasında kuzey-güney istikametinde devam eden ve Kuşadası’na giden yol olarak işaretlenip gösterildiği, yine tapu kaydının sınırında yazılı Sıra İnlerin yerinin 7728 sayılı parsel içinde işaretlenip gösterildiği, yine tapu kaydının sınırında yazılı … Bahçede Çıkan Suyun 7898 sayılı parsel içinde işaretlenip gösterildiği, yine fermanda ve 1305 tarihli tapuda olmadığı halde K. Evvel 1306 tarih 26 numaralı tapuya ilave edilen Avralya Gediği sınırının … Bahçe, (7898 sayılı parselin) güneyinde Zerdali Kuyusu yanında ve orman içinde işaretlenip gösterildiği, yine Avralya Çiftliği yerleşim yerinin … Bahçe (7898 sayılı parsel)in kuzeyinde 7897 sayılı parsel olarak gösterildiği, dosya içindeki renkli ve renksiz 1/25.000 ölçekli askeri haritalarda dahi, … bilirkişi raporuna uygun olarak Avralya Köy yerinin yazılı olduğu, bu durumda kök, (…) tapu kaydında … sınırının, güney batıdaki Kuşadası arazilerinden başlayıp, kuzeye doğru devamla Kaymacık Kayadan Ege Denizine ulaştığı, yine kuzeye devamla K. … Nehri’nin denize döküldüğü yerdeki Dalyana, ordan doğuya dönerek Kuşadası … yolu ve doğuya devamla orman içindeki Sıra
-8-
2007/11441 – 12540
İnler (7728 parsel), Sıra İnlerden güneye dönerek Avralya Çiftliği yerleşim yeri (7897 sayılı parsel)nin güneyindeki … Bahçe (7898 sayılı parsel) içinde çıkan su, sınırı olarak bir elipsin kenarlarında olacak şekilde ve noktalar halinde tapu kaydının sınırlarının gösterildiği, tapu kaydının açık yön bırakmadan tüm araziyi kapsamadığı, sınırda Devlet Ormanları ve zilyetliğe ve özel mülkiyete konu olmayacak yerler bulunduğu, tapu kaydı kapsamının 3402 Sayılı Yasanın 20/B-C ve 3621 ve 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gözönünde bulundurularak belirlenmesi gerekeceği, tapu kaydının nokta sınır olarak çevrelediği bu sınırlar içinde, kadastro paftasında ve askeri haritalarda görüldüğü gibi Pamucak Sahil Kasabasının yerleşim yeri, Deniz Kumsalı, K. … Nehri kenarındaki azmaklar (bataklıklar) askeri haritada 1-6 metre boyunda olduğu yazılı çok geniş alanlı Devlet … Ormanı, dereler, yollar, orman bekçi binaları, orman piknik alanları gibi özel mülkiyete konu olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki birçok yerlerin bulunduğu, tapu kaydı kapsamında kalan ormanların 13.07.1945 tarih 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince hiçbir işlem ve bildirime gerek olmaksızın devletleştirilmiş olduğu (H.G.K. 16.12.1992 gün 1992/20-673-738 S.K.) ve yine H.G.K.’nun 19.06.1991 gün 1991/16-271-375 sayılı kararında kabul edilen ilkeye göre “… çekişmeli yer ve aynı kayıttan ifrazen oluşan tapuların revizyon gördüğü komşu müfrez tapuların, ormandan açma ile kazanıldığı, doğu ve batı yönlerdeki 45-50 yaşlarındaki kızılçam ağacı ağırlıklı ormana bitişik ve ormandan soyutlanmayan, ormanın doğal uzantısı bulunduğu, … dava konusu taşınmazın … karakteri ve üzerindeki bitki örtüsü itibariyle belirlenen niteliği gereği 4785 Sayılı Yasa gereğince hiç bir bildirime gerek olmaksızın devletleştirilen ve sınırdaki kızılçam ormanlarına bitişik olması ve orman bütünlüğü bozulmadan bölünememesi nedeniyle de 5658 Sayılı Yasa uyarınca iadeye tabi bulunmayan yerlerden olduğunun kabulü gerektiği,” Yukarıda 13 numaralı bentte açıklandığı gibi, yerel mahkemenin kararına gerekçe yaptığı ve temyize konu davada davalı olan … hariç diğer davacı ve davalılar arasında görülüp Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ve temyize konu bu dava dosyası içinde bulunan 7719, 7721 ve 7826 sayılı parsellere ait dava dosyalarında yapılan keşiflerdeki uygulamada, kök tapu kayıtlarında yazılı sınır yerlerinin 1321 (1905) doğumlu yerel bilirkişilerin göstermelerine göre, … bilirkişi tarafından düzenlenen birleşik haritalarda işaretlendiği o kararların tarafları ile temyize konu davanın taraflarının aynı olması nedeniyle bu uygulamanın davacıları bağlayan güçlü delil niteliğinde bulunduğu, kesinleşen dava dosyalarındaki uygulamaya göre, temyize konu davada çekişmeli olan 7809, 7810, 7811 sayılı parsellerin kök (…) tapunun sınırlarının doğusunda ve uzağında, orman içinde kalıp tapu kapsamında bulunmadığının anlaşıldığı 1975 yılından beri devam eden bu davada artık tapu kayıtlarının yeniden uygulamasına gerek olmadığı, yeniden araştırmaya yönelik bozma kararının çekişmeli parsellerin saptanan niteliğine göre 30 yıldan beri sürmekte olan davayı uzatmaktan başka bir sonuç doğurmayacağı, Çekişmeli parseller başında 23.05.2002 tarihinde yapılan keşif sırasında mahkeme hakiminin keşif tutanağına geçirdiği gözlemine göre 7809, 7810, 7811 sayılı parsellerin dört sınırının dikim şeklinde 25 yaşlarında … ormanı ile çevrili olduğu, davaya konu parsellerin yer yer maki bitki örtüsü ile kaplı, her üç parselin sürülmemiş olduğu, 7810 sayılı parselin güney tarafında kısmen 25, 35 yaşlarında … ağacı, 7811 sayılı parsel üzerinde 5 adet 15 yaşlarında meyve ağacı bulunduğunun yazıldığı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların, parsellerin etraftaki ormanların iki kez yandığını, halen parsellerin etrafındaki ormanların 1963-1967 yıllarında dikildiğini bildirdikleri, arkeloğ bilirkişi parsellerin kısmen maki örtüsü ile kaplı halen mera olarak kullanılan yerler olduğunu,
-9-
2007/11441 – 12540
7809, 7810 sayılı parsellerin % 10, 15 ve 7811 sayılı parselin % 8-10 eğimli dört tarafının Kızılçam Ormanı ile kaplı bulunduğunu, orman mühendisi raporunda, parsellerin etrafının kısmen Orman Yönetiminin dikme yoluyla oluşturduğu 30 yaşlı Kızılçam Ormanı, kısmen Devlet Ormanı ile çevrili olduğunu 7809, 7810 sayılı parsellerin % 10-15, 7811 sayılı parselin % 8-10 eğimli olduğunu açıklıktan sonra, parsellerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmesinin parseller üzerindeki ağaçların 2002 tarihli keşif tarihinde saptanan yaşlarına göre, tesbit tarihinden sonra dikildiğinin açıkça anlaşıldığı, parseller üzerinde saptanan bulgulara ve … bilirkişinin raporuna eklediği 1967 tarihinde fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasında gösterilen yükselti (münhani) eğrilerinden, parsellerin eğiminin raporda belirlenen eğimden yüksek olduğu, kaldı ki bilirkişilerin belirledikleri arazi eğimin doğru olduğu kabul edilse bile 6831 sayılı Yasanın 1/1. maddesinin “Tabi olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” hükmüne göre, parsellerin çepe … etrafının Devlet Ormanı olması, 1938 tarihli Kadastro Komisyon tutanaklarında dahi dava konusu parsellerin, üstünde bulunduğu Bülbül Dağı’nın Devlet Ormanı olarak açıklanması, yukarıda 11 numaralı bende metni aynen yazılı 06.10.1983 tarihli 14. Hukuk Dairesinin bozma kararında kabul edildiği gibi, bu yerde bulunan Devlet Ormanlarına doğru genişletme yapıldığının saptanması, resmi belge niteliğindeki memleket haritalarında, dava konusu parsellerin etrafının 1-6 metre boyunda … ormanı ile kaplı olduğunun gösterilmesi ve keşif sırasında mahkeme gözleminde çektirilip mahkeme mührü ile onanarak dosyaya konulduğu anlaşılan renkli fotoğraflardan parsellerin etrafının kapama … ormanı ile kaplı olduğunun kesin delillerle belli olmasına ve orman bilirkişi de raporunun gerekçe bölümünde orman arazisini tanımlamasına karşın, kendisinin belirlediği maddi bulgularla resmi ve maddi delillerle çelişir biçimde, raporunun sonuç bölümünde “parseller orman sayılmayan yerlerdir” şeklinde bildirimde bulunmasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı, Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 gün ve 2001/20- 214/239 sayılı kararı ve daha bir çok kararında benimsenen ilkeye göre “….6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerleri orman saymıştır. Bilimsel ve teknik olarak meylin yüzde 12’yi geçmesi halinde funda ve makilerle örtülü yerlerin orman ve … muhafaza karakteri taşıdığı, dolayısıyla orman olduğunun kabul edildiği” saptanan kesin ve maddi deliller karşısında dava konusu parsellerin orman olduğu, kesin deliller karşısında takdiri delil olan tanık ve bilirkişi beyanlarına değer verilemeyeceği, 6831 Sayılı Orman Yasasının 17/2. maddesi hükmüne göre, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılmayacağı ve kişiler adına tapuya tescil edilmeyeceği, orman içi açıklıkların öncesinin orman olmasına gerek olmadığı, bu maddenin, orman bütünlüğünün korunması bakımından yasaya konulduğu Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2000 gün ve 2000/20- 1713- 1838 sayılı 10.12.1997 gün 1997/20-808- 1039 sayılı, 22.10.2003 gün 20-665/614 sayılı kararları ile bu ilkenin aynen benimsendiği, dava konusu parsellerin dört tarafı Devlet Ormanı ile çevrili olduğundan, parsellerin eğimleri % 12’den düşük olsa bile 6831 Sayılı Yasanın 17/2.madde kapsamında orman içi açıklık olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağı ve özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği, Dava konusu parsellerin bulunduğu yerde bu güne kadar yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığı, 1938 yılında düzenlenen haritada dava konusu parseller ve etrafının Devlet Ormanı olarak paftasında gösterildiği gibi 1974 yılında 228 sayılı tebliğ uyarınca belirlenen orman sınırında dahi, dava konusu parseller ve etrafı, kadastro çalışma alanı dışında orman alanı olarak ayrıldığı, yörede orman kadastro çalışmalarına başlanmışsa da, her nedense! bir türlü
-10-
2007/11441 – 12540
tamamlanmadığı ve ilana çıkartılmadığı, dava kadastro mahkemesinde görülmesi nedeniyle taşınmazların orman niteliği mahkemece belirleneceğinden, orman kadastronun sonuçlandırılmamış ve ilana çıkartılmamış olmasının bu davanın görülüp karara bağlanmasına etkili bulunmadığı, çünkü; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde dahi orman içi açıklıkların özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı ilkesinin Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.1999 gün ve 1999/8- 689- 872 ve 10.11.2004 gün 2004/7- 531- 582 ve daha birçok ilgili kararları ile benimsendiği, Yukarıda 13 numaralı bentte izah edildiği gibi Avlarya Çiftliğinin kök tapu kaydının çekişmeli parselleri sınır ve miktar olarak kapsamadığı gibi “etrafı erbaası …” sınırlı olan ve 7810 sayılı parsele yüzölçümü ile revizyon gösterilen Mart 1926 tarih 25 numaralı ifraz tapusundan gelen Temmuz 1939 tarih 18 numaralı ve 28 dönüm yüzölçümlü ifraz tapusunun ve dört sınırı … Dağı okuyan 1456 tahrir numaralı vergi kaydının dahi bu parsellere ait olduğunun kabul edilemeyeceği, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/B-C ve 21, 32/3 maddelerinde, değişir sınırlı tapu ve diğer kayıtların kapsamının nasıl belirleneceğinin gösterildiği ve daha önce taraflar arasında görülüp kesinleşen dava dosyalarındaki keşif ve bilirkişi raporlarına göre, değişir ve nokta sınırlı tapu kaydının yapılan uygulamasına ve … bilirkişi tarafından düzenlenen haritaya göre, dava konusu parsellerin … tapu kaydının sınır ve miktar olarak kapsamı dışında kaldığı, tapu kaydı açık yön bırakmadan belli bir arazi kesimini belirlemediği, tapu kapsamında bulunan bir kısım yerlerin Devlet Ormanı, balkanlık, mera, azmak gibi zilyetliğe konu olmayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tapu malikleri tarafından kullanılmayan yerler bulunduğu, bu tür yerlerin 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesi gereğince tapunun yüzölçümü ile kapsamında kalsa bile tapu maliklerine verilemeyeceği, tapu kaydı değişir ve nokta sınırlı olması ve açık yön bırakmadan belli bir arazi kesimini kapsaması, eylemli olarak sınırda Devlet Ormanı, azmak gibi yerler bulunması ve yörede orman kadastrosu kesinleşmemiş olması ve kayıt fazlasının zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmaması nedeniyle Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2003 gün ve 2003/7-753/789 sayılı kararı ile bu kararda yazılı Hukuk Genel Kurulunun 20.05.1992 gün ve 1992/16-203-339 sayılı; 27.11.1993 gün ve 1992/16-676-1993/16 sayılı; 01.12.1993 gün ve 1993/17-562-771 sayılı; 23.06.1993 gün ve 1993/17-169-473 sayılı; 21.04.1993 gün ve 1993/17-83-177 sayılı; 05.04.1995 gün ve 1994/16-796-267 sayılı; 29.03.1995 gün ve 1995/16-116-251 sayılı; 05.06.1996 gün ve 1996/7-313-458 sayılı; 02.05.1997 gün ve 1997/7-127-384 sayılı; 21.05.1997 gün ve 1997/7-128-441 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, değişir sınırlı tapu kaydı kapsamının yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerektiği,
Olguları gözönünde bulundurulduğunda, çekişmeli parsellerin …Çiftliğinin tapu kaydı dışında, yüksek eğimli yer yer makiliklerle kaplı dört yönü … Ormanları ile çevrili ve orman bütünlüğü bozulmadan ormandan ayrılması mümkün olmayan, ormanın devamı niteliğindeki yerlerden olduğunun kabulü gerekeceğinden, yerel mahkemece, Özel Dairenin kararına uyulması gerekirken, direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçeleriyle direnme kararının bozulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu kararı ile çekişmeli taşınmazla aynı konumda olan 7809, 7810, 7811 sayılı parseller ve revizyon tapusu arazinin genel yapısı incelenmiş ve aynı mahkemenin 2004/1 sayılı dava dosyasında dava edilen 7809, 7810, 7811 sayılı parsellerin niteliklerinin orman olduğu saptanmıştır. Çekişmeli taşınmaz, 1938 ve 1975 yıllarında yapılan kadastro sırasında orman olması nedeniyle tesbit harici bırakılmıştır. Bu nedenle, orman kadastrosu sırasında orman olarak sınırlandırılmıştır (H.G.K. 12.05.2004 gün, 2004/8-242-292 S.K.).
Yukarıda özeti yazılan Hukuk Genel Kurulu Kararı davacı yönünden kesin hüküm oluşturmasa da, bu karara konu taşınmaz ile aynı nitelikte bulunan çekişmeli taşınmazın ve çevresinin her hangi bir tapu kaydı kapsamında kalmadığı, taşınmazın bulunduğu yerin devlet ormanı olarak tapulama dışı bırakıldığı ve öncesi orman olması nedeniyle proje kapsamında ağaçlandırılan devlet ormanı olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yer olmadığı konularında güçlü delil oluşturur.
Açıklanan hususlar gözetilerek davacı gerçek kişi tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasının REDDİNE karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz isteminin REDDİNE,
2- Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; … ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 18/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.