Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/679 E. 2023/832 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/679
KARAR NO : 2023/832
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM :Kısmen kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin davalı bankadan 36 ay taksitli küçük işletme kredisi kullandığını diğer davacının da bu krediye müşterek müteselsil kefil olduğunu ve teminat olarak taşınmazını ipotek verdiğini, davacı taksitlerini temerrüt oluşturmayacak şekilde ödediği halde davalının temerrüt oluşmuş gibi hareket ederek başlattığı icra takibi sonrası taşınmazın satıldığını, davalının dava konusu krediyi nedensiz olarak tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktardıktan sonra davacının taksitlerini ödemeye devam ettiğini ve davalı banka tarafından bu ödemelerin kabul edildiğini, bahsedilen hesaba aktarım olması halinde tahsilat işlemlerinde makbuzların üzerinde bu hesapların adının yazıldığını; ancak davacının ödemelerinde bu kaydın yer almadığını, dolayısıyla davalı bankanın tasfiye olunacak alacaklar hesabı açıklamasının doğru olmadığını bu şekilde teyid ettiğini, davacının açtığı ipoteğin fekki davasında da davalının herhangi bir borç açıklamasının bulunmamasının davacının borcu olmadığını gösterdiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuatta belirlenen temerrüde ilişkin düzenlemelere göre davacının temerrüde düşmediğini belirterek dava konusu krediye ilişkin borcun ödenmiş olması sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme hükümlerinin ihlali üzerine hesabın kat edilerek tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığını, davacılara ihtarname gönderildiğini, verilen süreye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ihtarnameye itiraz edilmediğinden temerrüt hükümlerinin oluştuğunu, davacılar tarafından takibin iptali için başvurulan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiğini, teminat konusu ipoteğin satışının gerçekleşmediğini, davaya konu ipoteğin fekki talebiyle davacının açtığı davanın reddedildiği ve karar kesinleştiğinden kesin hüküm nedeniyle davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 03.11.2015 tarih, 2013/87 E. ve 2015/525 K. sayılı karar ile davacının davalı aleyhine açtığı ipoteğin fekki davasının borcun bitmediği gerekçesi ile reddedildiği ve Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, aldırılan bilirkişi raporuyla dava tarihi itibariyle davacıların anapara borcunun bulunmadığı, icra masrafları ve vekalet ücreti hariç olmak üzere davacıların davalı bankaya 6.764,34 TL faiz (ve BSMV) borcunun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Yargıtay 19 uncu Hukuk Dairesinin 25.03.2019 tarih, 2017/5201 E. ve 2019/1939 K. sayılı kararıyla, davacıların dava dilekçelerinde harca esas değer olarak 44.528,65 TL gösterip bunun üzerinden harç yatırmaları gerekirken 20.422,97 TL harç değeri gösterilmiş olup bu tamamlanmadan davaya devam edilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece yapılan tahkikat ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı borçluların davalı alacaklıya dava tarihi itibarıyla 6.764,34 TL faiz ve faizin BSMV’sinden ibaret borçları kaldığının saptandığı, bu durumda davacıların takibin geri kalan kısmından dolayı borçsuz oldukları anlaşıldığından menfi tespit davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırıldığı, Mahkemece, menfi tespit davalarında da davanın kısmen kabulüne karar verileceği düşünülmeden davanın tamamen reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa eksik harcın tamamlattırıldığı, aldırılan bilirkişi raporuyla davacıların davalı bankaya dava tarihi itibarıyla 6.764,34 TL faiz ve faizin BSMV’sinden ibaret borçları bulunduğunun tespit edildiği, davacıların takibin geri kalan kısmından dolayı borçsuz oldukları anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davacıların Ankara 22 nci İcra Müdürlüğünün 2009/240 E. sayılı dosyasında davalı bankaya asıl alacak yönünden borçlu olmadıklarının, faiz ve BSMV yönünden 2.405,31 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davacılar ile ilgili faiz ve BSMV yönünden 2.405,31 TL borçlu olmadıkları yönündeki tespitin neye göre hesaplandığı ve ne şekilde bu sonucuna varıldığının gerekçeli karardan anlaşılamadığını, davacıların temerrüte düşmemeleri sebebiyle herhangi bir faiz ve BSMV borçlarının oluşmayacağını, asıl alacağın tamamen ödenerek kredinin bitirilmesi nedeniyle takibe konu alacağın konusuz kaldığını, talep edilen %80 faizin fahiş olduğunu, davalı bankanın çalışanlarının Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/201 E. sayılı dosyası ile Bankacılık Kanunu’na muhalefet ve zimmet suçlarından cezalandırılmalarına karar verildiğini, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, menfi tespite konu kredi ilişkisinde, davalı bankanın kötü niyetli davrandığını, davacıların davalı Bankaya toplamda 141.900,05 TL ödediğini, başkaca borç kalmadığı halde ipotekli gayrimenkulün satışı yapılarak davacıların mağdur edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu takip dosyasında davacıların borçlu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Dava, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2009/240 E. sayılı takip dosyasına karşı açılmış menfi tespit davasıdır. Mahkemece yapılan tahkikat ve alınan bilirkişi raporu ile davacı borçluların davalı alacaklıya dava tarihi itibarıyla kısmi tahsilatların ana paradan düşülmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre 6.764,34 TL faiz ve faizin BSMV’sinden ibaret borçları kaldığı saptanmıştır. Davalı takipte 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 84 üncü maddesine göre talepte bulunmuş; ancak Mahkemece kısmi tahsilatların ana paradan düşülmesi suretiyle yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmiş, davalı banka karara karşı temyiz yoluna başvurmadığından davacılar lehine bu hususta usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bilirkişi tarafından kısmi tahsilatların ana paradan düşülmesi suretiyle dava tarihi itibarıyla yapılan hesaplama incelendiğinde; davacıların dava tarihi itibarıyla 35.014,59 TL ana para, 14.562,44 TL faiz ve BSMV olmak üzere toplam 49.577,03 TL’den borçlu olmadıkları, 6.764,34 TL faiz ve faizin BSMV’sinden ibaret borçları kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların dava tarihi itibarıyla 35.014,59 TL ana para, 14.562,44 TL faiz ve BSMV olmak üzere toplam 49.577,03 TL’den borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.