Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/525 E. 2023/1582 K. 16.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/525
KARAR NO : 2023/1582
KARAR TARİHİ : 16.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden, davacı … tarafından açılan tapu iptali ve tescil, terditli tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davacıların tapu iptali ve tescil taleplerinin reddine, terditli tazminat taleplerinin kabulüne; birleşen dava yönünden, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine; terditli tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; 928 parsel sayılı taşınmazı 1992 yılında 21 kişi birleşerek aldıklarını, taşınmazın ifrazı olanaklı olmadığından, sözlü inanç sözleşmesi ile dava dışı… adına tescil ettirdiklerini, daha sonra tüm ortakların onayı ile taşınmazın 1993 yılında dava dışı Muhammet adına tescilinin yapıldığını, Muhammet’in ifraz işlemini yaptırarak ortaklar adına tescilini sağlaması için Muhammet tarafından…’a verilen vekâletname ile…’ın 07.10.2004 tarihinde taşınmazı davalı …’ye satış yoluyla devrettiğini, davalı …’nin ceza davasında dava konusu taşınmazın davacılara ait olduğunu bildiğini ve paydaşlara ifrazen tapuları devredeceğini belirterek 26 adet ortak adına pay satış sözleşmesini sunmasına rağmen tapuları devretmediğini ileri sürerek, dava dilekçesinde belirtilen pay oranında adlarına tescilini; 08.04.2011 günü harcı yatırılan ıslah dilekçesi ile de, dava dilekçesinde gösterilen pay oranlarını yeniden düzenleyerek bu payların adlarına tescilini veya ıslah dilekçesinde belirtilen pay karşılığı bedellerin davalıdan alınmasını talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili, asıl davada ileri sürdüğü nedenlerle taşınmazda 1133/9080 hissenin müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması hâlinde 16.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İlhan’dan olan alacağına karşılık ve bir miktar bedel ödeyerek taşınmazı edindiğini, imar çalışmasından sonra davacıların haklarının verileceğinin… ile konuşulduğunu, diğer hak sahipleri ile birlikte taşınmazı payları oranında tasarruf etmek istediğini, davacıların taşınmazda hukuka aykırı tasarrufta bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2016 tarih ve 2012/674 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmına uyularak ifa olanağı bulunmadığından tapu iptali ve tescil isteğinin reddine; davacıların dava dışı… ve Necmi ile sözlü inanç sözleşmesi yaparak taşınmazın bu şahıslar adına tescilini sağladıkları, davacıların taşınmazın kendi adlarına tescilleri sağlayamamaları nedeniyle uğrayacakları hak kayıpları yönünden tazmin istemlerinin ancak Muhammet veya…’a yöneltilebileceği, davalıya yönelik herhangi bir sorumluluk doğuracak hukuki ilişki iddia edilemediği, davalının tapuya güven ilkesi gereğince hukuki korumadan yararlanacağı gerekçesiyle tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarih ve 2016/16120 Esas, 2019/3656 Karar sayılı kararıyla;
“Mahkemece, uyulan bozma ilâmı gereği ifa olanaksızlığı nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğinin reddedilmesinde bir isabetsizlik blunmadığı,
Davacıların, ikinci kademedeki tazminat isteğine gelince, davalının cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazda kendisinin de yerinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazı imar geçinceye kadar kullanmak, imar geçtiğinde diğer hak sahiplerinin haklarını vermek şartıyla aldığını, diğer hak sahiplerinin haklarını vermeye hazır olduğunu bildirmiş, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan hakkında açılan ve beraat sonuçlanıp temyizde zamanaşımı nedeniyle düşürülen ceza davasında da aynı yönde savunmada bulunduğunu, davalının bu beyanları doğrultusunda kabul nedeniyle davaya konu payların dava tarihi itibarıyla rayiç değerinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 9.080 m² yüzölçümünde tamamı davalı … adına kayıtlı olduğu, asıl dava davacılarının inanç sözleşmesi ve parselizasyon krokisine göre toplam 6.173 m² alanda, birleşen dava davacısının da 1.133 m² alanda hak sahibi oldukları, dosyada bozma öncesi alınan 05.10.2009 havale tarihli bilirkişi raporunda davacıların parselizasyona göre kendilerine isabet eden kısımların zemin değerleri ve üzerlerindeki muhdesatın değerlerinin dava tarihi itibarıyla hesaplandığı, raporun dosya kapsamına uygun olduğu, iş bu raporda belirlenen değerler üzerinden … dışındaki davacıların 08.04.2011 tarihli ıslah dilekçeleri ile bildirdikleri tazminat taleplerinin tam kabulüne, birleşen dava davacısının tazminat talebinin kısmen kabulüne dair karar vermek gerektiği,

2. Asıl davada davacıların tazminat taleplerinin 08.04.2011 tarihli ıslah ile bildirmiş olmaları nedeniyle faiz başlangıcı bu tarihin kabul edildiği, ifanın imkânsız hâle gelmesi ile zamanaşımı işleyeceğinden davalının tazminat talebine yönelik zamanaşımı itirazlarının kabul edilmediği, sehven kararda yer almayan davacı … yönünden kabul edilen tazminat miktarının tavzihen karara eklendiği,

3. Davacı … tarafından açılan dava işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenilenmediğinden bu davacı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği belirtilerek asıl dava yönünden, davacı … tarafından açılan tapu iptali ve tescil, terditli tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davacıların tapu iptali ve tescil taleplerinin reddine, terditli tazminat taleplerinin kabulüne; birleştirilen dava yönünden, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine; terditli tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Dava konusu uyuşmazlığın Mahkemece inanç sözleşmesi gibi değerlendirilmiş olsa da hisse satış sözleşmelerinin aslı ve gayri resmî parselasyon krokisinin sunulmadığını,

2. Dava konusu taşınmazın müvekkil davalı tarafından, 15.000,00 TL değil de, 6.000,00 TL daha verilmek ve dahi tapu masrafları da üstlenilmek suretiyle,….’ın, icraya konu borçlarının tamamen tasfiyesi karşılığı tapuda resmî şekil şartlarına da tamamen uygun olarak satın alındığını,

3. Davacıların alacak iddiasını … veya… ’na karşı ileri sürmesi gerektiğini, davacılar tarafından müvekkil davalıya herhangi bir bedelin ödendiği hususunun da hiçbir aşamada ileri sürülmediğini,

4. Islah talebinin usul ve yasaya uygun yapılmadığını, kaldı ki davacıların bedele ilişkin talebi yönünden ise zamanaşımı süresinin dolduğunu,

5. Bilirkişi raporunda hisseler ve yüzölçümleri yönünden yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, bu konudaki itirazlarının değerlendirilmediğini, bu hesaplama değerlendirmeye alınacak olursa davacıların talep ettiği arsa miktarının 9.080 m²’yi çok aştığını,

6. Davacı tarafça dosyaya sunulan, tarafımızca kabul edilmeyen ve aslı sunulamayan krokide …’e ayrılan bir yer mevcut olmadığı gibi 28.09.2009 günlü bilirkişiler kurulu raporunda 88 ve 90 No.lu hisseler … olarak gösterileceği yerde … hisseleri olarak gösterildiğini, bu durumda mükerrer hesaplama yapıldığını, davacılar vekilinin 12.07.2010 günlü dilekçesinin 3 üncü bendinde “Adı geçen … keşif esnasında tanık olarak dinlenmiş ve hisselerin eşi …’e ait olduğunu söylemiştir” diye 88 ve 90 No.lu hisselerin … hissesi olduğunu kabul ettiğini,

7. Davacı … ile ilgili inşai muhdesat değerlendirmesi yapılmış ise de; ilgili muhdesatın İZSU tarafından yıkım programına alındığı, bu nedenle bu muhdesatın taşınmaz değeri hesabında değerlendirilemeyeceği,

8. Birleştirilen dava yönünden davacı tarafça kesin süre içerisinde delil listesi verilmeyip, süre aşıldıktan sonra delil listesi sunulduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19 uncu maddesi (818 sayılı BK’nun 18 inci maddesi).

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Somut olayda; dava konusu 928 parsel sayılı taşınmazın 9.080 m² yüzölçümünde, müfrez bağ niteliğinde bulunduğu, … Büyükşehir Belediyesinin 22.06.2010 gün ve 21084 sayılı yazısında da, taşınmazın tarımsal niteliği korunacak alanda kaldığından ifraz olanağının bulunmadığı anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.