YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7288
KARAR NO : 2023/1271
KARAR TARİHİ : 17.04.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 22.09.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait 45690 kg ceviz içine 19.12.2014 tarihinde elkonulduğu, söz konusu malların uzun süre depoda bekletildikten sonra 16.04.2015 tarihinde tasfiye kararı verildiği, 15.06.2016 tarihinde 159.603,96 TL’ye tasfiye edildiği, soruşturma aşmasında alınan raporlar doğrultusunda söz konusu malların insan sağlığına zararı bulunmadığının anlaşıldığı ve 5607 sayılı kanuna muhalefet suçunu oluşturmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, soruşturma aşmasında malın ağırlığının sehven 42.800 kg olarak belirtildiği, ancak varakada da belirtildiği üzere malın ağırlığının 45.690 kg olduğunu, haksız el konulan ve daha sonra tasfiye edilen ceviz içi bedeli olan 1.850.306,1 TL’nin el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 10.10.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin tüzel kişilik kaydı ile şirket yetkilisinin kimlik ve adres tespiti yapılarak adreslerinin bulunduğu yerde başkaca dosya bulunup bulunmadığı hususunda derdestlik araştırması yapılması gerektiğini, davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacı şirket yetkilisinin eylemleri ile oluşan suçun niteliği itibariyle haksız el koyma oluşmadığını, davacının kendi eylemleri bu duruma sebebiyet verdiğini, talep edilen tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, davacının davacı vekilinin açmış olduğu davaya muvafakatinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür.
3.Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2018 tarihli ve 2017/160 Esas, 2018/138 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne kararı verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.07.2019 tarihli ve 2018/2381 Esas, 2019/992 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi;
Mahkeme kararının gerekçeli olması gerektiğine, söz konusu bilirkişi raporunda eksiklik ve hataların bulunduğu, dava konusu eşyanın cıf değerinin kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ile piyasa fiyatları dikkate alınarak takdiri olarak belirlendiği ve tazminatın da buna göre tespit edildiği, kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ile takdiren belirlenen cıf birim değerinin gerçeği yansıtmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, eksik ve hatalı değerlendirmeler sonucu tazminat ve vekalet ücretinin kabul edilmesinin mümkün olmadığına, karşı vekalet ücretinin verilmesi gerektiğine, ilişkindir
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminata esas … Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1374 Soruşturma – 2017/198 Karar sayılı dava dosyasında 5607 sayılı yasaya muhalefet suçundan davacı şirkete ait 45.690 kg ceviz içine 19.12.2014 tarihinde el konulduğu, el konulan ceviz içlerinin … Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/64 Değişik … sayılı kararıyla 15.04.2015 tasfiyesine karar verilmesi üzerine 15.06.2016 tarihinde 159.603,96 TL’ye tasfiye edildiği, yapılan soruşturma neticesinde 26.05.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara itirazın 13.07.2017 tarihinde reddine karar verildiği, kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle davacının 10.09.2017 tarihinde öğrendiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre; el konulan ceviz içi eşyanın muhafaza altına alınması üzerine Gümrük Muayene Memurluğu tarafından 14.01.2015 tarihli tespit varakası ile tespit olunan takdir kıymeti üzerinden hesaplama yapıldığı, buna göre maddi tazminat tutarına esas haksız el konulan eşya değerinin 1.850.306,10 TL olduğu, davacının 159.603,96 TL tasfiye bedelini emanet hesabından alabileceği, bu nedenle tasfiye bedelinin davacıya ödenmediği kabulü ile hesaplanan maddi tazminat tutarına esas haksız el konulan eşya değeri olan 1.850.306,10 TL’den emanet hesabında bulunan tasfiye bedeli düşüldüğünde davacının maddi zararının 1.690.702,14 TL olduğundan bu bedelin talep gereği el koyma tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, davaya konu eşyanın tasfiye edildiği tarihe kadar Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakası düzenlenirken takdiri olarak belirlenen birim kg fiyatı olan 28,00 TL’den, el konulan 45.690 kg ceviz içinin, el koyma tarihindeki toplam değeri olan 1.279.320,00 TL’nin, gümrük vergisi ve KDV eklenmeden, el koyma tarihi olan 19.12.2014 tarihi ile tasfiye tarihi olan 17.06.2016 tarihi arasında işleyecek 174.627,18 TL yasal faize, eşyanın tasfiyesinden sonra ise el konulan ceviz içlerinin tasfiye tarihindeki piyasa satış fiyatı olan 1.279.320,00 ile tasfiye satış bedeli olan 159.603,96 TL arasındaki farka ilişkin olarak hesaplanan 1.119.716,04 TL’nin, tasfiye tarihi olan 17.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden, bu kısımların düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1374 Soruşturma – 2017/198 Karar sayılı dava dosyasında 5607 sayılı yasaya muhalefet suçundan davacı şirkete ait 45.690 kg ceviz içine 19.12.2014 tarihinde el konulduğu, el konulan ceviz içlerinin … Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/64 Değişik … sayılı kararıyla 15.04.2015 tasfiyesine karar verilmesi üzerine 15.06.2016 tarihinde 159.603,96 TL’ye tasfiye edildiği, yapılan soruşturma neticesinde 26.05.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara itirazın 13.07.2017 tarihinde reddine karar verildiği, kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle davacının 10.09.2017 tarihinde öğrendiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarına el koyma tarihinden faiz talep etmesine rağmen, tasfiye tarihinden faiz uygulanması temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Davalı Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden;
1.Mahkeme kararlarının hatalı ve eksik olduğuna, gerekçesiz hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz talebi yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü kararında usul ve yasaya aykırı bulunmadığından kararda bir isabetsizlik bulunmamış ve tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2.Karşı vekalet ücreti talebi bakımından;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.07.2019 tarihli ve 2018/2381 Esas, 2019/992 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2023 tarihinde karar verildi.