Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/17631 E. 2008/2399 K. 18.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/17631
KARAR NO : 2008/2399
KARAR TARİHİ : 18.02.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE – … K.T.K.
D. DAVALILAR : ORMAN YÖNETİMİ – …

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkilerinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile … bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve dahili davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 02.01.1980 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dava, Medeni Yasanın 713. maddesine dayalı olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan tescil istemine ilişkindir. Davacı, 20 dönüm kadar olan taşınmazının bir kısmını 1992 yılında … …’dan. bir kısmını da … ’ndan satın aldığını iddia ederek eklemeli zilyetliğe dayanmıştır. Mahkemece iki kez keşif yapılmış, birinci keşifte bilgilerine başvurulan … ve ziraat bilirkişisinden … bilirkişi 26.04.2004 tarihli rapor ve krokisinde çekişmeli dava konusu taşınmazın … Köyü sınırları içinde tapulama harici bırakılan ormanlık alan içerisinde kalan (C) harfiyle işaretli 37907.89 m2 yüzölçümündeki yer olduğunu belirtmiştir. İkinci keşif; …, ziraat ve orman bilirkişisi huzuruyla yapılmış, … bilirkişi 09.10.2006 tarihli rapor ve krokisinde çekişmeli taşınmazın … Beldesi sınırları içerisinde tescil harici bırakılan alanda bulunan (A) harfi ile işaretli 37900 m2 yüzölçümündeki yer olduğunu belirtmiştir. Orman bilirkişi ise; raporunda taşınmazın … Köyü sınırları içerisinde kaldığını ve bu köyde henüz orman kadastrosu yapılmadığından memleket haritasındaki konuma göre orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamış ise de, memleket haritası ve kadastro paftası ile … bilirkişi tarafından düzenlenen koordinatlı krokinin ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine ablike edilerek taşınmazın ve komşu taşınmazların konumu orjinal renkli memleket haritasında gösterilmemiş ve mahkemece de taşınmazın hangi köy kadastro çalışma alanında ve mülki sınırları içerisinde kaldığı da saptanmamıştır.
-2-
2007/17631 – 2008/2399

Ayrıca; davacı adına tescile karar verildiği halde, Medeni Yasanın 713/4. maddesinde belirtilen gazete ilanları yaptırılmadığı gibi, davacının taşınmazı satın aldığı kişiler yönünden 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar araştırılmamış, hüküm yerinde tescile konu taşınmazın yüzölçümü ve iki farklı … bilirkişi krokisinden hangi tarihli krokinin esas alınacağı da belirtilmemiştir.
Bunlardan ayrı; yörede 1980 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Burada halledilmesi gereken sorun, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hangi nitelikte tesbit dışı bırakıldığı konusudur.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 766 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1980 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise … arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Bu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmamıştır. Bu nedenle, taşınmazın kadastro paftasında hangi nitelikte tapulama harici bırakıldığı araştırılmalı, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi, kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılacağından ve sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmelidir.
Yukarıdaki yöntemle yapılacak araştırma ve incelemede, çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde 766 Sayılı Yasaya göre yapılan tapulama çalışmalarında orman niteliği belirtilmeden tapulama harici bırakıldığının saptanması halinde ise, taşınmazın niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi için;
Mahkemece, öncelikle taşınmazın hangi köy mülki sınırları içinde kaldığı belirlenmeli, o köyle ilgili eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı varsa Belediyede bulunan hali hazır harita ile 1980-1985 yıllarından sonraki aktüel durumu gösteren memleket haritaları ile … fotoğrafları ve taşınmaza en yakın kadastro parsellerine ait tespit tutanakları ve varsa tespitlerine esas alınan tapu kayıtları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu
-3-
2007/17631 – 2008/2399

konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptandığı takdirde öncelikle 1980-1985’li yıllardan sonraki aktüel durumu gösteren memleket haritası ve … fotoğrafları özel streoskop aletleriyle incelenmesi sonucu çekişmeli yerin hiç işlenmemiş durumda olduğu saptandığı takdirde henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı, dolayısıyla zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülmeli; ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip bu yolda ayrıntılı rapor alınmalı; komşu parsel tutanak ve dayanakları uygulanıp taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenerek taşınmazın kime ait olduğu, kimden ne şekilde davacıya intikal ettiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl ne şekilde devam ettiği sorulup kesin tarih ve olgulara dayalı yanıtlar alınmalı; satınalma senetleri uygulanarak kapsamları belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca davacının yanında bayileri (satan kişiler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlüğü yanında mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; Medeni Yasanın 713/4. maddesinde belirtilen gazete ilanları yaptırılmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 18/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.