Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/889 E. 2023/1342 K. 19.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/889
KARAR NO : 2023/1342
KARAR TARİHİ : 19.04.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 04.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin 2008 yılının kasım ayında gözaltına alınmasının ardından hala … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/514 esas sayılı dosyası ile yargılamasının devam etmesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlalidir. Makul sürede yargılanmama sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri uyarınca müvekkilin tazminat talep etme hakkı doğmuştur. Müvekkilin uzun yargılama süresi boyunca çalışamaması ve bu süre zarfında avukatına … olduğu 5.000,00 TL avukatlık ücreti göz önünde bulundurularak 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı – tutuklama tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 16.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süresinde açılıp açılmadığı araştırılarak öncelikle süre yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. Müvekkil idare tarafından yasadan kaynaklanan yakalama ve tutuklama işlemi yapılmış olduğundan, davanın bu yönden de reddi gerekmektedir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davacı tarafından talep edilen maddi tazminatın niteliği ve niceliği belirtilmemiş ve belgelendirilmemiştir. Davacıya eksikliğin giderilmesi için bir ay süre verilmesini, eksiklik giderilmediği takdirde dilekçenin reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı vekilinin yasal faiz talebi yasaya aykırıdır. Yargılama sonunda davacıya tazminat ödenmesi kararına varılır ise 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde belirtilen koruma tedbirlerinden hangisi nedeniyle tazminata hükmedildiğinin kararda açıkça belirtilmesini talep ederiz. Davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığı, davacıya işbu tutuklama sebebiyle daha önce ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2016/97 Esas, 2016/230 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 198,30 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2016/97 Esas, 2016/230 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.04.2021 tarihli ve 2020/12079 Esas, 2021/3734 Karar sayılı ilâmı ile; tazminat talebinin dayanağı olan … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/514 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında uzun süre geçmesine karşın davacının yargılanmasının halen devam ettiği belirtilerek 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine dayanılarak tazminat talebinde bulunulmuş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ‘Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen’ kişilerin tazminat talep edebileceklerinin belirtildiği, bu kapsamda madde metninde tutukluluk süresinin uzun olmasının arandığı, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında ise davacının 08.11.2008 – 21.11.2008 tarihleri arasında 13 gün tutuklu kaldığı dikkate alınarak, tazminat koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece talep dışına çıkılarak davacının tutuklu kaldıktan sonra beraat etmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince tazminata hükmedilmesi, kabul ve uygulamaya göre de; 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının tutuklu kaldığı sürenin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği araştırılarak tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

6. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/215 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.01.2022 tarihli ve 2021/146504 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz isteği;
1.Yargılama süresinin uzun olması, makul sürede yargılanmama sebebiyle açılacak tazminat
davalarında asıl davanın sonuçlanması ve davacının beraat etme koşullarının aranmaması, makul sürede yargılanmama hususunda 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde tutuklu – tutuksuz ayrımı yapılmaması sebepleriyle davacının tazminat talep etme hakkının doğduğuna,

2. Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine,
ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü
5271 sayılı Kanun’un; “Tazminat istemi” başlıklı 141 inci maddesi incelendiğinde, bir kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla ilgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bu nedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek bulunmadığı yasal düzenlemeden açıkça anlaşılmaktadır. Örneğin, gözaltı süresi yasada açıkça belirtilmiş olup, yasadaki bu süre içinde hakim önüne çıkarılıp, çıkarılmadığının saptanmasının davanın esasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığı gibi bu konudaki talep ile ilgili olarak karar verilmesi için davanın esası hakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde, kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı talepler değildir. Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Ancak 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; ”Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen …” şeklindeki düzenlemeden anlaşıldığı üzere tazminat davası için davacının, hakkındaki ceza soruşturma ve kovuşturmasında kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama ve yine makul süre içinde hakkında hüküm verilmemesinin gerektiği, iki ifade arasında ”veya” değil de ”ve” kelimesinin kullanılmasının tazminata hak kazanabilmek için iki şartın bir arada olmasını gerektirdiği; dolayısıyla hakkında tutuklama koruma tedbiri uygulanmış ise de 08.11.2008 – 21.11.2008 arası 13 gün tutuklu kalan davacının uzun tutukluluk süresi olmadığı anlaşılmakla davacı hakkında 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki tazminat şartlarının oluşmayacağı, sadece hakkında, yakalanıp gözaltı ve tutuklama koruma tedbiri uygulanan ve hakkında açılan dava sonucunda beraatine karar verilen kişiler için beraat kararının kesinleşmesi sonrasında 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince tazminat istenebileceği açık ise de taleple bağlılık ilkesi de dikkate alındığında davacının talebinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine yönelik olması nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

694 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 144 üncü maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesine eklenen dokuzuncu fıkra ile yapılan yasal düzenlemeye ve yine Avukatlık Ücret Tarifesi Genel Hükümler başlığı altında ceza davalarında ücreti düzenleyen 14 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre maddi ve manevi tazminat davalarında nisbi avukatlık ücretinin ödeneceği ancak ödenecek miktarın tarifede belirtilen sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağının belirtildiği anlaşıldığından; kendisini vekille temsil ettiren davalı … lehine hüküm tarihi itibarı ile hesap edilen 7.300,00 TL vekalet ücretinin ödenmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/484 Esas, 2009/66 Karar sayılı ve 2015/514 Esas, 2016/30 sayılı ceza dosyaları kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 08.11.2008 – 21.11.2008 tarihleri arasında 13 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 24.02.2009 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği, sanık (davacı) müdafinin temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.10.2015 tarih ve 2015/1369 Esas, 2015/6712 Karar sayılı kararı ile sanık (davacı) hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılamada 01.02.2016 tarihinde sanığın (davacı) beraatine karar verildiği, kararın 09.02.2016 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin 14.02.2015 tarihli dilekçesi ile davacının makul sürede yargılanmadığı gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tazminat davası açtığı, davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tabi olduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Davacının makul sürede hakkında hüküm verilmemesi sebebiyle tazminata hak kazandığına ilişkin temyiz isteği yönünden;
Davacının makul sürede hakkında hüküm verilmediği gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tazminat talebinde bulunduğu göz önüne alınarak, davacı (sanık) hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 17.11.2008 tarihli iddianamesi ile başlayan yargılamanın 09.02.2016 tarihi itibariyle sona erdiği, davacıya (sanık) atfedilen suçun ciddi ve ağır olduğu, atılı suça ilişkin delillerin sayısı ve niteliği, eylem ve sanık sayısı ile eylemlerin niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi de dikkate alındığında yargılamanın makul sürede tamamlandığı anlaşılmakla, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin temyiz isteği yönünden;
Davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla, kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/215 Esas, 2021/307 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.04.2023 tarihinde karar verildi.