Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/17612 E. 2009/19986 K. 30.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17612
KARAR NO : 2009/19986
KARAR TARİHİ : 30.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAHİLİ DAVALI : HAZİNE

Taraflar arasındaki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 21.08.2008 tarihli dilekçesiyle … aleyhine açtığı davada, … Köyü 1388 sayılı parsel üzerinde evinin bulunduğunu, ayrıca 500 m2 bölümünün kendi zilyetliğinde olduğunu, parselin tapu kaydının beyanlar hanesine kendi ismi yazılması gerekirken, davalı kardeşinin adının yazıldığını belirterek, … lehine konulan zilyetlik şerhinin silinmesini ve kendi adının yazılmasına karar verilmesini istemiş, davayı Hazineye yaygınlaştırmıştır. …, 04.12.2007 tarihli celsede davayı kabul ettiğini, davacının evinin bir bölmünün 1388 parselde kaldığını bildirmiştir. Mahkemece “davanın KABULÜNE, … Köyü 1388 sayılı parselin tapu kaydında 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bu parsel, … oğlu …’ın zilyetliğinde olup üzerindeki bina kendisine aittir şerhinin iptali ile 20.10.2008 tarihli … bilirkişi raporu doğrultusunda beyanlar hanesindeki ibarenin aynen korunarak, taşınmazın güneybatı bölümündeki (A) ile gösterilen 11,16 m2’lik kısmın zilyetliğinin davacı …’a ait olduğu ve (B) harfi ile belirlenen 207,75 m2 bahçenin yine davacının zilyetliğinde olduğu ibaresinin eklenmesine” karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapunun beyanlar hanesindeki kullanıma ilişkin şerhin silinmesi ve kendi kullanımında olduğunun yazılmasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 28.10.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 1977 yılında yapılıp, 08.06.1977 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1990 yılında yapılıp, 16.02.1992 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasayla ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
2000 yılında … Köyünde yapılan ve 18.10.2000 – 16.11.2000 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen kadastroda, 1388 parsel sayılı 739,42 m2 yüzölçümündeki iki katlı betonarme bina ve tarla nitelikli taşınmaz, 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından söz edilerek, beyanlar hanesine “6831 Sayılı Orman Kanunun 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bu parsel … oğlu …’ın zilyetliğinde olup üzerindeki bina kendisine aittir.” şeklinde şerh yazılmak suretiyle Hazine adına tesbit ve itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiştir.
Dava tapudaki zilyetliğe ilişkin şerhin silinmesi ve kendi zilyetliğinde olduğunun, evinin bir bölümünün kendisine ait olduğunun beyanlara yazılmasına ilişkin olduğu, taşnmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bu niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt edildiği yönü davacının da kabulünde olup, taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan 6831 Sayılı Yasanın 2/B şerhinin silinmesini istemediği ve buna ilişkin bir dava bulunmadığı halde, bu şerhin silinmesine karar verilmesi H.Y.U.Y.’nın 72 ve 74. maddelerine,
Hüküm fıkrasında, bir yandan beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesine karar verilirken, bir yandan da aynı hüküm fıkrasında şerhin muhafaza edilmesine karar vermek suretiyle, hükümde infazı olanaksız kılacak biçimde çelişki yaratılması H.Y.U.Y. nın 389 ve 428/1. fıkra 3. bendine aykırı olduğu gibi, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 33/son maddesinde genel nitelik arz eden kadastrodan önce ve kadastronun kesinleşmesinden sonra da uygulanabilecek hükümler sayılırken, içinde muhdesata ilişkin aynı yasanın 19/2 maddesi sayılmadığından, bu hükmün genel mahkemelerde uygulanamayacağının 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak kullanım kadastrosunda hak sahiplerinin belirleneceğinin gözetilmemesi usül ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; 2924 Sayılı Yasanın öngördüğü biçimde gerekli araştırmanın yapılmamış olması dahi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 30/12/2009 günü oybirliği ile karar verildi.