Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17536 E. 2007/2194 K. 22.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17536
KARAR NO : 2007/2194
KARAR TARİHİ : 22.02.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, Kapukaya Köyü 147 ada 162 parsel sayılı 34844 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 134, 136 ve 137 nolu vergi kayıtları uygulanarak KORULUK niteliği ile 1/2 pay oranıyla ölü … … … ve … … (…) adlarına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, çekişmeli taşınmazın 1988 yılında ölen muris … …’den kaldığı, paylaşılmadığından mirasçıları adlarına tescil edilmesi iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece dahili davalılar … Karademir ve arkadaşlarına yönelik davanın sıfat yokluğundan reddine, diğer davalılara yönelik davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1996 tarihinde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın resmi belgelere ve eylemli duruma göre orman sayılan yerlerden olduğu ve bu nitelikteki yerlerin zilyetlikle ve miras yolu ile kazanılamayacağı gerekçeleri ile davanın reddi yolunda hüküm kurulmuşsa da, mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacılar çekişmeli taşınmazın tespit malikleri ile kendilerinin ortak miras bırakanları 1988 yılında ölen murisleri … …’den kaldığını, paylaşılmadığını tüm mirasçılar adlarına tescilini isteyerek tespit maliki ve mirasçıları aleyhine dava açmışlardır. Taşınmaz koruluk niteliğiyle tespit edilmişse de, davada Orman Yönetimi ve Hazine taraf olarak yer almadıkları gibi, davaya 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre yöntemine uygun katılımları da yoktur. Taraflar arasında çekişmeli taşınmazın ortak miras bırakanından kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı, dava konusu taşınmazın paşylaşım sonucu hangi tarafa isabet ettiğine ilişkindir. Paylaşıma dayanan taraf, M.Y.’nın 6. maddesine göre paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşım yapılmış ise, hangi mirasçıya hangi taşınmazın verildiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut içerikli olup, bu hususlarında yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; paylaşıma dayanan taraftan bu hususa ilişkin delilleri sorulmalı paylaşım yapılmışsa, paylaşımın yapılmadığını iddia eden tarafın bu taşınmazdaki hissesine karşılık ne aldığı, taşınmaz almışsa nereden aldığı ve kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde ilgili tutanaklar getirtilip incelenmeli, … süreli kullanımın harici paylaşımın karinesi olduğu düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı göz önünde tutulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve davanın gerçek kişiler arasındaki kadastro tesbitine itiraz davası olduğu da düşünülerek tarafların delilleri toplanmalı, davanın devamı sırasında Hazine ya da Orman Yönetiminin 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince davaya katılmaları halinde onların da delilleri gözönünde bulundurularak sonucuna göre bir kararı verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatarınlara iadesine 22.02.2007 günü oybirliği ile karar verildi.