Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/11257 E. 2007/14093 K. 08.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11257
KARAR NO : 2007/14093
KARAR TARİHİ : 08.11.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan davacılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 738, 739, 741, 742 ve 744 parsel sayılı sırasıyla 187 m2 – 194 m2 – 257 m2 – 592 m2 – 230 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Mart 1978 tarih 219 sıra nolu tapu kayıtları ile gittileri uygulanarak çekişmeli taşınmazlar hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde 1976/648 esas sayılı dava bulunduğundan söz edilerek malik hanesi mahkemece doldurulmak üzere açık olarak tespit edilmişlerdir. Davacı kurum; 08.09.1976 tarihinde, dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği taşınmazların adına tapuya tescili, … …’un el atmasının önlenmesi ve yıkım istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde 1976/648 esas sayılı davayı açmıştır. Orman Yönetimi de çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile davaya katılmıştır.Asliye Hukuk Mahkemesince, çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca davanın kadastro mahkemesine aktarılmasına karar verilmiştir. Kadastro Mahkemesince, aktarılan dava dosyası ile çekişmeli taşınmazların tutanak asılları birleştirildikten sonra Hazine, çekişmeli taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazların kadastro sırasında uygulanan tapu kayıtlarının kapsamında kalmadıkları, kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine, 741 parselin Mevlüt Karameşe, 744 parselin … …, 739 parselin … …, 742 parselin … …, 738 parselin … … adlarına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm katılan davacılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak alınan orman bilirkişi kurul raporunda çekişmeli taşınmazlar elle boyama memleket haritasında nokta şeklinde işaretlenmiş olup Dairemizin geri çevirme kararı üzerine ise düzenlenen ek raporda da çekişmeli taşınmazlar orijinalinden renklendirilmiş 1957 baskı tarihli memleket haritası yerine siyah beyaz memleket haritası üzerinde aplike edilmiştir. Bu durumda orman bilirkişi kurul raporu çekişmeli yerlerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bundan ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları yeterince araştırılmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığından yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği çekişmeli taşınmazların kadastro paftası ölçeklerine, kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde Hazine ve Orman Yönetiminin davanın kabulüne karar verilmelidir.
Çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında öncesi ve halen orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davalı kişilerin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, bu kez taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak 1960-1966 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte hava fotoğrafları; topoğrafik harita ve çekişmeli taşınmazların kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, tespit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davalı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı ile eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve … olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 08/11/2007 günü oybirliği ile karar verildi.