YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5758
KARAR NO : 2023/1451
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/5 E., 2021/20 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında Ağrı ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 101 ada 14 parsel sayılı 24.774,82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle … oğlu …’in işgalinde olduğu belirtilerek tapu kaydına dayalı olarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Davacı … dava dilekçesinde; dava konusu ettiği taşınmazın kadastro sırasında Hazine adına tespit edilmişse de, kendi tasarruf ve zilyetliğinde olduğunu öne sürerek yapılan tespitin iptali ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğin nedeniyle adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2014/35 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararıyla; “Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 1961 tarihinden geriye doğru davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabülü ile taşınmazın davacı adına tesciline” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini öne sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli 2016/12011 Esas, 2019/6901 karar sayılı ilamıyla; “taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporunda (B) ile gösterilen bölümünün mera parseli içinde kalıp kalmadığının öncesinin kadim mera olup olmadığının belirlenmesi hususunda hüküm araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmuştur”.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; 09.11.2021 tarih 2020/5 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararı ile “taşınmazların kapsamında kaldığı Hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu 1961 tarihinden geriye doğru davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği, doğusunda bulunan mera parseli ile arasında 101 ada 12 parsel numarasıyla ve tarla vasfıyla tespit gören taşınmaz bulunduğu, toprak tevzi çalışması ile mera parseli olarak bırakılan taşınmaza da denk gelmediği gerekçesiyle davanın kabulüne 101 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuya tesciline” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, taşınmazların özel mülkiyete konu olmayan yerlerden olduğu, davacı lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporlarının hüküm vermeye yeterli bulunmadığı yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini öne sürmüştür.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, askı ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 ve 46/1 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.