YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16391
KARAR NO : 2023/3048
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/112 E., 2016/183 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 02.01.2014-05.11.2014
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/112 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanması gerekirken şartları oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı kararı verilmesinin usul ve Kanun’a aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği; verilen kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiği ve müsnet suç yönünden somut zarar bulunmadığı halde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı verilmesinin yerinde olmadığına ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozularak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yakakent Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 05.11.2013 tarihli kararı ile hakkında yoklama kaçağı kabahatinden kesinleşmiş idarî para cezası bulunan sanığın 02.01.2014 tarihinde sevke tabi iken askerlik şubesine müracaat etmeyerek bakaya kaldığı, 23.11.2014 tarihinde kendiliğinden askerlik şubesine müracaat ederek askere gitmek istediğini beyan ettiği, böylece bakaya kalma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, sanığın 02.01.2014-23.11.2014 tarihleri arasında bakaya kalma suçunu işlediği kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın savunmasında; aldığı raporu Askerlik Şubesine teslim etmek üzere belirlenen süreleri kaçırdığını, bu nedenle hakkında bakaya işlemi yapıldığını, ceza verilmesi halinde 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasını istediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında yoklama kaçağı kabahati nedeniyle verilen Yakakent Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 05.11.2013 tarihli ve 2013/20 Karar sayılı idarî yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.
4.İdari yaptırım kararının 20.11.2013 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.
5.Sanığın 23.11.2014 tarihinde kendiliğinden Bafra Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaatına dair belge dosya arasında bulunmaktadır.
6.Sanığın ayrıntılı askerlik sahafatını içerir belge dosya arasında bulunmaktadır.
7.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı ile nüfus aile kayıt örneği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan bakaya suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezası bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, sanık hakkında Yakakent Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 05.11.2013 tarihli ve 2013/20 Karar sayılı kararı ile verilen idari yaptırım kararında ve bu kararın sanığa tebliğ edilmesine ilişkin tebligat belgesinde karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin belirtilmediği, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kararların Tebliği” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “İdari yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca idarî yaptırım kararına ilişkin tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin açık bir şekilde belirtilmesinin gerekli olduğu, diğer yandan idari yaptırım kararının sanığın bilinen en son adresine tebliğe çıkarıldığı ve bu adreste “babası Şenol Alagöz” şerhi düşülerek 20.11.2013 tarihinde babası Şenol Alagöz imzasına tebliğ edildiği, ancak tebliğe ilişkin tebligat parçasında her ne kadar babasının ismi ve imzası bulunuyor olsa da tebligatı teslim alan şahsın sanıkla aynı konutta birlikte oturup oturmadığı ve tebellüğe ehil olup olmadığı hususlarında açıklama bulunmadığı dolayısıyla yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında usule uygun şekilde kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararının bulunmaması sebebiyle unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2.UYAP sisteminden yapılan sorgulamada sanığın 06.11.2014-23.11.2014 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği iddiasıyla Bafra 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/594 Esas sayılı dava dosyasında yargılandığının ve hakkında 20.11.2019 tarihli ve 2018/594 Esas, 2019/764 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet kararı verildiğinin ve bu kararın 31.12.2019 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihlerinin 02.01.2014-05.11.2014 olarak kabulü gerekirken 02.01.2014-23.11.2014 olarak kabul edilmesi,
3.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin sanığın bakaya kaldığı tarihleri kapsayacak şekilde 02.01.2014-05.11.2014 biçiminde gösterilmesi yerine 2014 olarak gösterilmesi, nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/112 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.