Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/20773 E. 2023/2837 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20773
KARAR NO : 2023/2837
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/690 E., 2015/1142 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık, O Yer Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/690 Esas, 2015/1142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrrür hükümleri uygulanmaz” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak tekerrür hükümlerinin uygulanmasına;

2.Sanığın temyiz isteği; suçlamayı kabul etmediğine ve verilen cezadan dolayı mağdur olacağına, İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Askerlik yükümlüsü sanığın birlikte sevke tabi olduğu emsallerinin celp ve sevk tarihinin son gününe kadar askerlik işlemlerini yaptırmadığı ve mazeretine ait herhangi bir belgeyi de askerlik şubesine ibraz etmediği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmasında özetle; suçlamayı kabul ettiğini ve pişman olduğunu beyan ederek hakkında lehine olan yasal ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Altındağ Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 1843 Esas, 175 Karar sayılı idari para cezasını içeren kararı, idari para cezasının tebliğ edildiğine dair tebligat parçası ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanığa atılı yoklama kaçağı olmak suçu niteliği itibari ile sırf askeri suçlardan olmadığından o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2.1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı olmak suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idari para cezası bulunması gerekmektedir.

2.Somut olayda; sanık hakkında yoklama kaçağı olmak kabahatinden verilen Altındağ Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 1843 Esas, 175 Karar sayılı idari yaptırım kararının tebliği için sanığın adres kayıt sistemindeki adresine tebligat çıkartılmış olduğu, mazbatanın “Kardeşi Özgür Çelik’e” şeklinde şerh konularak ikmal edildiği, şerhte kardeşinin sanıkla birlikte aynı konutta ikamet edip etmediği ve reşit olup olmadığının belirtilmediği görülmekle; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinde, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” 20 nci maddesinin birinci fıkrasında “13, 14, 16, 17 ve 18’inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır.”; 22 nci maddesinde, “Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin
görünüşüne nazaran on sekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, idari yaptırım kararının tebligatının usulüne uygun olmadığı dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararı bulunmadığından unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/690 Esas, 2015/1142 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz istekler yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.