Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/6594 E. 2007/7726 K. 08.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6594
KARAR NO : 2007/7726
KARAR TARİHİ : 08.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı vekilinin duruşmalı temyiz istemi gider yönünden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini istemiştir. …, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın 1976 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmasının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1975 – 1976 yıllarında yapılmış ve sonuçları 15.01.1976 – 16.02.1976 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Yerel mahkemece, yörede 1976 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmasının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de 3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğünden sonra ise anılan yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olay meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine tabidir. Çekişmeli taşınmazın 1975-1976 yıllarında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında orman olarak kadastro dışı bırakıldığı belirlenmiştir.
Bu durumda, taşınmazın orman kadastrosunun yapılacağı tarihe kadar orman olarak kabulü gerekir. Zilyetlikle iktisabı da bu tarihten sonra mümkün hale gelir. Davaya konu taşınmaz orman olup bu niteliği koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez.Bu durum Yargıtay H.G.K.’nun 24.10.2001 gün 2001/8-964 Esas-751 Karar ,12.5.2004 gün 2004/8-242 Esas-292 Karar sayılı ilamlarıyla da kabul edilmiştir. Her ne kadar orman ve yerel bilirkişi, çekişmeli yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamışlar ise de resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine ve raporlarına değer verilemez. Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ve yasal düzenlemeler karşısında davanın yukarda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de bu durum hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün gerekçesinin yukarda açıklanan şekilde düzeltilerek hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08.06.2007 günü oybirliğiyle karar verildi.