YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5611
KARAR NO : 2008/9215
KARAR TARİHİ : 26.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü Koparan mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, … bilirkişi raporunda (A) işaretli gösterilen 3676.87 m2’lik taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce seri bazında 02.05.1968 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1951 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, uzman ziraat mühendisi ve fenni bilirkişi tarafından düzenlenen raporlar esas alınarak davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak, yapılan araştırma hükme yeterli değildir. Yörede 1951 yılında yapılan genel kadastroda çekişmeli taşınmaz hali arazi olarak tescil harici bırakılmışsa da, sınırda orman niteliğinde taşınmazlar bulunduğu ve orman tahdidi seri bazda yapıldığına göre, mahkemece uzman orman mühendisi,ziraat mühendisi ve fenni bilirkişiler marifeti ile öncelikle çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunda araştırılma yapılması, bu inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı veya zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olduğu saptanması halinde davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17 maddesindeki koşulların oluşmuş olup olmadığının araştırılması gerekir. Ayrıca, çekişmeli taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanakları ile dayanakları olan kayıt ve belgeler ve kadastroca oluşan tapu kayıt örnekleri dosyaya getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri de araştırılmamıştır. Uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın “yöre florasından olan ve … formunda bulunan meşe ve fundalardan temizlenmiş Hazine arazisi” niteliğinde olduğu, eğiminin % 15-35 olduğu açıklanmıştır.
Ne varki; aynı yörede diğer dava dosyalarına verilen bilirkişi raporlarında “Davalı taşınmazın memleket haritasındaki rumuzlara göre çalılık alanlar içerisinde kaldığı görülmekte ise de, taşınmaz üzerinde bulunan meşe ağaçlarının mevcudiyeti, harita tanzimine müstenit olan … fotoğrafının çekimi sırasında bu ağaçların kesilmiş olduğu sadece çalılık örtünün kaldığı kanaati uyanmıştır. Şöyle ki; meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, … fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda … altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir.” şeklinde bilimsel açıklamalarda bulunulduğu görülmektedir. Bilimsel bu raporlar dikkate alındığında uzman orman bilirkişinin raporunda, meşeden temizlendiği belirtilen çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Bu nedenle; öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu olan 240, 241, 239 242, 243 parseller ile varsa başka komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları, dayanakları olan kayıt ve belgeler değişiklikleriyle ve kadastroca oluşan tapu kayıt örnekleri varsa fotogometrik yöntemle düzenlenen haritalar ilgili yerden istenerek dosyaya konulmalı, daha sonra, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yeri gösteren en eski tarihli ve ayrıca 1980’li yıllara ait memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, uzman orman ve ziraat mühendisleri ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmaz üzerinde varsa ağaçların yaşları, cinsleri, dağılımları, adetleri halen ne şekilde kullanıldıkları veya kullanım olup olmadığı, meşe köklerinin bulunup bulunmadığı, taşınmazın … taşlık veya hali arazi niteliğinde olup olmadıkları hususları uzman ziraat bilirkişinin düzenleyeceği raporda açıklanmalı, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Yine, çekişmeli taşınmazın çeşitli yönlerinden fotoğrafları alınıp onaylanıp dosyaya konulmalı,
Bu incelemede çekişmeli taşınmazların en eski ve yine 1980’li yıllara ait memleket haritası ve … fotoğraflarında ve o yıllarda fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro
paftalarında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer saptanarak, uzman bilirkişilerden bunu gösteren rapor ve kroki istenmeli, bu tarihlerdeki memleket haritası ve … fotoğraflarında çekişmeli yerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğunun saptanması halinde o tarihlerde henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı ve dolayısıyla dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülmeli, bu belgelerde dava konusu taşınmazların kullanılmakta olan yerler olduğu belirlendiği takdirde, … fotoğrafı ve memleket haritasındaki görünüm ve rumuzlara eylemli duruma göre devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı saptanmalı, taşınmazın tamamının veya bir kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde davanın red edilmesi düşünülmeli; böylesine yapılacak uygulama ve araştırma sonunda, çekişmeli parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında öncesi ve halen orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, davacı gerçek kişinin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, öncelikle davacıdan zilyet tanıkları bildirmesi, daha sonra da davalı Hazineden karşı delilleri istenerek, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, varsa imar-ihyanın ne zaman başlayıp, hangi tarihte tamamlandığı; bundan sonra, varsa sürdürülen zilyetliğin nasıl ve kaç yıl olduğu ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı konuları sorularak, kendilerinden maddi olaylara dayalı bilgi ve ziraat mühendisinden, taşınmazın eğimi, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, … yapısı ve kullanım biçim ve süresi konularında ilmi verilere dayalı rapor alınmalı; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki 40-100 dönüm kısıtlama araştırması davalılar veya murisleri yönünden yöntemine uygun yapılmalı; bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.