Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/11242 E. 2022/15072 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11242
KARAR NO : 2022/15072
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 05/11/2020 tarih 2020/İHK-20672 sayılı itirazın kabulü ile davanın reddine dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacıya ait aracın davalı nezdinde kasko poliçesi bulunduğunu, aracın yaptığı tek taraflı trafik kazasında hasar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL araç hasar tazminatının hasar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 45.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile 45.000,00 TL araç hasar tazminatının 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Anılan karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince, 03/12/2019 tarihli araç muayene raporunda davacıya ait aracın motorunda yağ kaçağı olduğunun tespit edildiği, aracın arızası olduğundan muayenenin onaylanmadığı, davalı tarafça sunulan araştırma raporunda; aracın motor aksamına tamamen yağ döküldüğü, kazada motor aksamının çarpmadan dolayı yağ akıtmış olması durumunda yağın motorun altına akması gerektiği, araçta yağların motorun üstünden döküldüğü hususunun tespit edildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden kazanın bilinçli olarak araç sürücüsünün kötüniyeti ile gerçekleştiği, kasko sigortası genel şartları kapsamında davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesi nedeniyle araç hasarına yönelik maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın A.5. maddesi ve TTK’nın 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; davacı sürücünün sevk ve idaresindeki sigortalı araç ile seyir halinde iken yola aniden çıkan başıboş köpeğe çarpmamak için sağa doğru manevra yaptığı, bunun üzerine aracın yoldan çıkarak sağ ön kısmı ile kaldırım üzerindeki ağaca çarpması sonucu davaya konu kazanın meydana geldiği, bu hususun kolluk memurlarınca düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında da tespit edildiği, davacı tarafça otomotiv uzmanı bilirkişi Mustafa Güler’den bilirkişi raporu alındığı, anılan bilirkişi tarafından aracın bulunduğu serviste servis yetkililerinin gözetiminde aracın çalıştırıldığı, aracın motor aksamı incelendiğinde motorun çalışıyor olduğunun tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince sigorta eksperi bilirkişiden alınan 09/07/2020 tarihli rapor incelendiğinde araçta değişmesi gereken hasarlı parçalar arasında motor aksamına ilişkin bir parçanın bulunmadığı, bu tespitlere göre davaya konu sigortalı aracın motorunda bir hasarın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
İtiraz Hakem Heyetince davalı … tarafından düzenlenen soyut hasar araştırma raporuna göre aracın motorunun davaya konu kaza öncesinde hasarlı olduğu, kazanın bilinçli olarak araç sürücüsünün kötüniyeti ile gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kaza tespit tutanağına göre ise sigortalı aracın kaldırım üzerindeki ağaca çarpması sonucu davaya konu kazanın meydana geldiği sabit olup, kazanın farklı şekillerde ve kötüniyet ile gerçekleştiği iddiasını davalı sigortacı ispat etmek zorundadır. Sigorta şirketi kazanın kötüniyet ile yapıldığını, hasarın teminat kapsamında olmadığını, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil, iddia ettikleri şekilde gerçekleştiğini ve bu oluş şeklinin teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya içerisinde ispat yükünün değiştiğine dair somut bir delil bulunmamaktadır.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, talebin teminat kapsamında kaldığı gözetilerek davalı vekilinin sair itirazları incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.