YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16293
KARAR NO : 2023/3051
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1305 E., 2016/268 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
SUÇ TARİHLERİ : 05.09.2014-13.04.2015
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Terme Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/1305 Esas, 2016/268 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 31.01.2021 tarihli ve 2016/181014 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; o tarihlerde cezaevinde bulunduğu ve ailevi sorunları olduğu için vazifesini yerine getiremediğine, beraatına veya cezanın ertelenmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Terme Kaymakamlığının 19.03.2014 tarihli kararı ile hakkında 924,00 TL kesinleşmiş idarî para cezası bulunan sanığın 05.09.2014-03.04.2015 tarihleri arasında bakaya kalma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, 05.09.2014-03.04.2015 tarihleri arasında yoklama kaçağı suçunu işlediği kabul edilerek sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın savunmasında, gayri resmî eşini 2014 yılının başlarında kaçırdığını, halen resmî nikâhlarının bulunmadığını, bir çocuğu olduğunu, bu sebepten dolayı birliğine teslim olmadığını, ayrıca tam askere gideceği sırada annesinin vefat ettiğini beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında bakaya kabahati nedeniyle verilen Terme Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 19.03.2014 tarihli ve 2403 Esas, 66 Karar sayılı idari yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.
4.İdari yaptırım kararının 12.04.2014 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.
5.Sanığın 13.04.2015 tarihinde yakalandığına dair yakalama tutanağı dosya arasında bulunmaktadır.
6.Sanığın ayrıntılı askerlik sahafatını içerir belge dosya arasında bulunmaktadır. Askerlik safahatını gösterir belgede sanığın 05.09.2014 tarihinde yakalanmasından sonra bakaya olarak aranmakta iken 03.04.2015 tarihinde yakalandığı, bakaya suçunu üçüncü defa tekrarladığından hakkındaki suç evrakının Terme Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği hususlarının belirtildiği görülmüştür.
7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
8.Sanığa ait nüfus aile kayıt örneği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. Nüfus kayıt örneğine göre sanığın bekar olduğu, iki çocuğunun bulunduğu, çocuklarının doğum tarihlerinin sırasıyla 25.12.2014 ve 16.12.2016 olduğu, ayrıca annesi Şükrüye Topal’ın 20.06.2015 tarihinde vefat ettiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm;
1.Başka suçtan farklı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığın duruşmalardan bağışık tutulma talebinde bulunmaması karşısında, hükmün verildiği 10.03.2016 tarihli son oturumda SEGBİS yoluyla veya bizzat duruşmada hazır bulunması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 193
üncü ve 196 ncı maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2.Hükümden sonra 03.08.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu’na (1111 sayılı Kanun) eklenen geçici 55 inci maddenin birinci fıkrasında, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1994 tarihinden (bu tarih dahil) önce doğan 1076 sayılı Kanun ile bu Kanuna tabi yükümlüler; istekleri halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları, 15.000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri ve 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirmeleri şartıyla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar.” hükmünün; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise “Bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında saklı, yoklama kaçağı ve bakayadan dolayı idarî ve adlî soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, başlatılmış olanlar sona erdirilir ve bu suçlara ilişkin kesinleşmiş idarî para cezaları tahsil edilmez” hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında;
Bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından, sanığın, 7146 sayılı Kanun kapsamında bedelli askerlik için müracaatta bulunup bulunmadığı, müracaata bulunmuş ise 15.000 Türk Lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödeyip ödemediği, ayrıca üç ay içinde başvurması ve bedelini yatırmış olması halinde 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
4.Sanığa yüklenen fiilin 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan bakaya suçunu oluşturmasına ve gerekçeli karar başlığında da suçun adının bakaya olarak gösterilmesine rağmen, unsurları birbirlerinden farklı olan bu suçlardan bakaya suçu ile ilgili olarak savunması alınan sanığın 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı suçundan cezalandırılması,
5.Dosya kapsamında yer alan yakalama tutanağında sanığın 13.04.2015 tarihinde yakalandığı belirtilmiş ise de askerlik safahatında sanığın 03.04.2015 tarihinde yakalandığının belirtilmesi karşısında maddi vakanın ortaya konulması bakımından sanığın tam olarak hangi tarihte yakalandığının tespit edilerek suçun bitiş tarihinin kesin bir biçimde belirlenmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
6.Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklik nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
7.Yargılama gideri olarak hesaplanan miktarın 6352 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 324 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle gereğince, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğunun ve bu nedenle sanığa yargılama gideri olarak yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Terme Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/1305 Esas, 2016/268 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.