Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/7502 E. 2023/809 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7502
KARAR NO : 2023/809
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İlk derece mahkemesi hükmünün eleştirilerek istinaf başvurularının esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hakkı ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2019/540 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararı ile İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/497 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/497 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2019/497 Esas, 2020/263 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/4058 Esas, 2021/107 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm eleştirilerek, re’sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık ve müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Ç. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
3. Savunma hakkının kısıtlandığına,
4. 07.07.2019 tarihinde önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama işleminin hukuka aykırı olduğuna,
5. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
6. Sanığın annesinin ve ifadesinde geçen Berk isimli şahsın dinlenilmemesi, parmak izi karşılaştırması
yapılmaması ve etkin pişmanlık hükümleri yönünden araştırma yapılmaması sebebiyle eksik inceleme yapıldığına,
7. Teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
8. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
9. Yeterli ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
10. İstinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Asıl dosyada; 07.07.2019 günü …. Meydanı ….. Bulvarı üzerinde durumundan şüphelenilerek durdurulan 34… plakalı aracın sürücüsü olan sanığın araçtan indiği esnada telefonu hızla kapatarak panikli hareketler sergilediği, şahsın yapılan kaba üst aramasında 1090 TL para ele geçirildiği, herhangi bir işte çalışmadığını söylemesine rağmen üzerinde toplu bir paranın olması ve sanığın bahse konu para miktarını bilmemesinin görevlilerin dikkatini çekmesi üzerine, önleme arama kararına istinaden yapılan aramada şoför kısmı tarafında bulunan yan aynanın içerisine zulalanmış vaziyette satışa hazır halde 16 adet taş kokain ele geçirildiği;
Birleşen dosyada; 14.04.2019 günü uyuşturucu satışı yaptığına dair ihbara istinaden takibe alınıp durdurulan sanığın montunun cebindeki yeşilimsi renkte uyuşturucu olduğu değerlendirilen bitki parçalarını kaldırıma döktüğünün görüldüğü, yapılan kaba üst aramasında 1,35 gram uyuşturucu madde ele geçirildiği, daha sonra arama kararı alınarak sanığın adresinde yapılan aramada rafta bulunan elbiselerin arasına gizlenmiş vaziyette 96 gram sentetik kannabinoid, yine aynı poşet içerisinde üzerinde DK ibaresi bulunan 4 adet hap ele geçirildiği, tutanak mümzileri tutanağın doğru olduğunu belirterek sanığı teşhis ettikleri, İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/3257 Değişik iş sayılı önleme-arama kararı gereğince kolluk görevlilerince yapılan arama sonucunda maddenin ele geçirilmesi karşısında arama hukuka uygun kabul edildiği;
Asıl ve birleşen dosyada yapılan yargılama, tanık anlatımları, tutanaklar, dosya içerisindeki kriminal raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı eylemlerin sübut bulduğu, ele
geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ve farklı niteliklerde olması, çeşitliliği, satışa hazır halde paketlenmiş olması, gizlenmiş olduğu, ele geçen maddelerin kişisel kullanım sınırları dışında olduğu, olayların oluş şekli ve tarihleri nazara alındığında, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek her iki olayın teselsül halinde gerçekleştiği bu sebeple sanığın esas dosyadaki eyleminin zincirleme suç kapsamında kaldığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün “tekerrür hükümlerinin uygulanmaması” ve “5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi açısından değerlendirme yapılmaması” hususları eleştirilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Temyiz incelemesi neticesinde; İlk Derece Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, arama kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen seçimlik hareketlerden “bulundurma” eyleminin işlenmesi nedeniyle suçun tamamlandığı, sanığın suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmediği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanırken, uygulanan kanun maddesinin fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 inci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
C. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklik nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu,
Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) paragraflarında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve
2020/4058 Esas, 2021/107 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
A. Sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin üçüncü paragrafındaki “TCK 43. Madde” ibaresinin çıkarılması ve yerine “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası” ibaresinin yazılması,
B. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümünün çıkarılması ve yerine; “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına”, ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.