YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17964
KARAR NO : 2007/1085
KARAR TARİHİ : 30.01.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/02/2004 tarih ve 2003/9658- 2004/440 sayılı bozma kararında özetle; ” Her ne kadar çekişmeli … Köyü 456 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile açılan davaya Sulh Hukuk Mahkemesinde tapu iptail tescil davası olarak bakılmışsa da davanın açıldığı 21/10/1986 tarihinde tesbit tutanağının kesinleşmediği, bu nedenle davanın kadastro tespitine itiraza dönüştüğü, davaya bakma görevinin de Kadastro Mahkemesine ait olduğu” gereğine değinilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince bozma kararına uyularak dava Kadastro Mahkemesine aktarılmış, Kadastro Mahkemesince davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece çekişmeli … Köyü 456 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Taşınmaz başında değişik tarihlerde yapılan keşiflerde hazır bulunan … ve orman uzmanı bilirkişilerce düzenlenen raporlardan ve Sulh Hukuk Mahkemesince 16/11/1996 tarihinde yapılan keşifteki zapta geçirilen Hakim gözleminden taşınmazın sık meşe ağaçları ile kaplı, % 25 – 28 eğimli, toprağında humus bulunan bir yer olduğu, çevresindeki taşınmazların da aynı özellikleri taşıdığı, üzerindeki ağaçların boylarının 8 – 10 metreye vardığının anlaşıldığı, bu haliyle taşınmazın eylemli biçimde orman olduğunun saptandığı görülmüştür.
Davanın devamı sırasında davalı gerçek kişiler tarafından tapu kaydına dayanılmışsa da dört hududu orman olan taşınmaza bu kaydın uyduğu kabul edilemez. Taşınmazın çevresinde bulunan 454, 453, 475 sayılı parsellerin hükmen orman olduklarına karar verilerek, bu kararlar kesinleşmiştir. 452 ve 455 parsellerle ilgili olarak aynı yolda açılmış bulunan davaların ise yargılamasına devam edilmektedir. Bu durum dahi taşınmaz üzerindeki ve çevresindeki orman varlığının kanıtıdır.
Bir an için taşınmazın eylemli orman olduğu gözardı edilse dahi, dört hududu itibarıyla ormanla çevrili bulunan taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık (orman sayılan yer) niteliğindedir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kabulü gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde Yönetime iadesine 30/01/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.