Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/7058 E. 2007/7363 K. 04.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7058
KARAR NO : 2007/7363
KARAR TARİHİ : 04.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil davacı, davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü (…) …, … Tarla, … Arpalık, … Arpalık ve … mevkiilerinde bulunan toplam beş parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, dava dilekçesinin 1. sırasında yazılı 1350 m2, 2. sırasında yazılı 4070 m2, 3. sırasında yazılı 1150 m2 ve 4. sırasında yazılı 5870 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile Mustafa oğlu … adına tapuya tesciline, birleştirilen dosyada müdahil davacıların elatmalarının önlenmesi hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm müdahil davacı, davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış bir aplikasyon ve 2. madde uygulaması yoktur.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasanın 1. maddede değiştirilen 5653 Sayılı Yasaya göre 28.05.1952 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Bu güne kadar genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
1- … (…) mirasçılarının temyizi yönünden;
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Birleşen 1989/36 esas sayılı elatmanın önlenmesi davacısı ve hükmü temyiz eden … ve arkadaşları murisi … ile tescil davacısı …’a taşınmazları sattığı iddia edilen …’un kardeş olduğu ve taşınmazların … ile …’un babası …’dan kaldığı ve paylaşılmadığı, …’nun terekesinin iştirak halindeki mülkiyet olarak mirasçılarına intikal ettiği, bu nedenle …’un taşınmazı tek başına 3. kişi …’a satışının geçersiz olduğu iddia edilmektedir. Ne var ki; tanıklardan bu konuda ayrıntılı bilgi alınmadığı gibi, muris …’dan alınacak veraset ilamına göre … ile …’un kardeş olup olmadığı, kardeş iseler dedelerinden kalan taşınmazların yöntemine uygun biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılmamıştır. Taşınmazlar dededen kalmış ve iştirak halinde (el birliği mülkiyet) mirasçılarına intikal etmiş ve mirasçılar arasında yöntemine uygun paylaşım yapılmamış ise ve taşınmazları …’tan satın alan …’ın da …’nun mirasçısı olmayıp, 3. kişi durumunda ise; o takdirde …’un …’a satışı geçersiz olacaktır. Yine; taşınmazlar …’dan kalmış ve bilirkişi tanık beyanlarına göre yöntemine uygun olarak paylaşılmışsa (paylaşımın geçerli olması için; tüm mirasçıların paylaşıma katılması ve her mirasçıya düşen tereke malının belirlenmesi gerekir ve uzun süreli kullanımı varsa bu durumun paylaşımın karinesi olduğunun kabulü gerekir) bu taktirde yine; …’un …’a satışı geçerli olacaktır.
O halde; … mirasçılarından ortak mirasçıları olduğunu iddia ettikleri …’dan alacakları veraset ilamı kendinden istenmeli, bundan sonra yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı ve kimler tarafından ne kadar süreyle nasıl zilyet edildiği ve zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, …’dan kalmış ise, mirasçıları tarafından ne zaman nasıl ve kimler arasında paylaşıldığı ve taşınmazların mirasçılardan kime nerelerin verildiği ve verilmemişse nasıl razı edildiği ayrıntılı şekilde mahalli yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı ve uzun süreli kullanılmasının paylaşımın karinesi sayılmalı, bundan sonra 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde aranan zilyetlik koşullarını ve kısıtlamaların davacı ve muteriz davacılar yararına oluşup oluşmadığı araştırılmalı ve bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
2- Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizine gelince; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde bugüne kadar genel arazi kadastrosu yapılmadığı bildirilmiştir. Karar ve temyiz aşamasından sonra yörede genel arazi kadastrosu yapılmış ve dava konusu yer hakkında tutanak düzenlenmişse sorulup getirtilmeli, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği öncelikle düşünülmelidir.
Şayet genel arazi kadastrosu yapılmışsa; yörede 1952 yılında yapılan ve kesinleşen tahdit söz konusu olduğundan dava konusu taşınmazların konumu gerçek kroki ve ölçeklerine göre önce 1/5000 ölçekli kadastro çalışmalarına esas olmak üzere fotogometri yöntemiyle düzenlenen topografik pafta üzerinde belirlenmeli ve haritasına işlenmeli, bundan sonra her iki haritanın (topografik harita ile tahdit haritası) ölçekleri denkleştirilerek çekişmeli taşınmazların konumları tahdit haritasında gösterilmeli ve irtibatlı kroki düzenlenmelidir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; muteriz davacı … mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulüne,
2- Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.