YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/14859
KARAR NO : 2006/2947
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2004 tarih ve 2004/7568-12823 sayılı bozma kararında özetle: “Uzman bilirkişinin rapor ekinde harita ve kroki düzenlemediğinden raporun denetlemeye elverişli olmadığı, bu nedenle, yeniden üç uzman orman mühendisi ve bir … elemanı ile çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunun belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Karakoçak Köyü 101 ada 316 parselin (B) harfli 4688.06 m2’lik bölümünün orman kadastro çalışmaları ile orman tahdidi içine alınmasına ilişkin orman kadastro işleminin iptaline, bu bölümle ilgili tapu iptali ve tescil davası yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, (A) işaretli 1530 m2’lik bölüme yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman tahdidine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 14.05.2001 – 14.11.2001 tarihlerinde ilan edilen eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Davacı gerçek kişilerin, 1991 yılında yapılan arazi kadastrosunda 101 ada 316 sayılı parselin sayılı orman niteliği ile Hazine adına tesbit ve tescil edilen taşınmazın 2000 yılında yapılan orman kadastrosunda da bu parselin tamamının orman sınırı içine alınması üzerine 6 aylık askı ilan süresi içinde orman kadastro çalışmasına itiraz davası açtığı, mahkemece yapılan inceleme sonucunda davanın reddi yolunda kurulan 23.02.2004 gün ve 2001/20-2004/9 sayılı kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır. Çekişmeli 316 sayılı parselin 146 hektar 8830 m2 yüzölçümlü orman parseli olduğu önceki bozma kararında belirtildiği gibi bilirkişiler tarafından çekişmeli parsel bölümünün krokide gösterilmemesi nedeniyle dava konusu yerin, geniş yüzölçümlü orman parselinin hangi bölümüne isabet ettiğinin anlaşılamadığına değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak bilirkişiden alınan raporda dava edilen bölümün 316 parsel içindeki (A) ve (B) işaretli 4688.06 m2 ve 1530 m2’lik bölümler olduğu açıklanarak bu bölümlerin % 15-20 eğimli olduğunu, 1959 tarihli memleket haritasında (A) işaretli bölümün yeşil renkli ormanlık alanda, (B) işaretli bölümün ise renk işareti bulunmayan yerde kalıp, (A) bölümünün orman sayılan, (B) bölümün ise orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirip taşınmazın resmi belgelerdeki konumunu işaretlemişler, mahkemece bu rapor esas alınarak (B) harfli bölüm yönünden davanın kabulü ile bu bölüm yönünden orman kadastrosu işleminin iptali yolunda hüküm kurulmuştur.
Ancak, dava konusu (A) ve (B) harfli bölümler birbirine bitişik halde olduğu, davacının herhangi bir mülkiyet belgesinin olmadığı ve iptale karar verilen bölümün dört yönden orman parseli ile çevrili olduğu, A ve B harfli bölümlerin ormanın devamı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacağı orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı gerçek kişinin açtığı orman tahdidine itiraz davasının reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar … ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.