Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2023/863 E. 2023/3165 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/863
KARAR NO : 2023/3165
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İftira, suç uydurma
HÜKÜMLER : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında katılana iftira ettiğinden ve suç uydurduğundan bahisle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 271 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.
2. İstanbul (Kapatılan) 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.

3. Dairemizin 13.12.2022 tarihli 2020/16939 Esas, 2022/19133 Karar sayılı kararı ile, dosyada tebliğ parçası ya da evrakı bulunmaması nedeniyle, tebligat yapılmamış ise gerekçeli kararın katılan vekiline tebliğ edilerek tebligat parçası ve verilir ise gerekçeli temyiz dilekçesi eklenip ikmalen iade edilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2012/24837 Esas sayılı dosyası nedeniyle İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1273 Esas sayılı dosyasında borca ve imzaya itiraz ve takibin iptali talebiyle dava açmak suretiyle iftira ettiği ve suç uydurduğu iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın, vekili aracılığıyla, İstanbul İcra Hukuk Mahkemesine hitaben yazdığı 16.12.2012 tarihli dilekçede, İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2012/24837 Esas sayılı dosyasına dayanak çekin sanık tarafından düzenlenmediği ve davalı taraf olan … ile aralarında ticari ilişki olmaması nedeniyle borcunun bulunmadığı belirtilerek, borca ve imzaya itiraz ile takibin iptalinin talep edildiği görülmüştür.
3. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerindeki incelemede, davacısı sanık olan, davalısı katılan olan İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1273 Esas sayılı dosyasında, 16.05.2014 tarihli rapor dikkate alınarak, sanığın açtığı davanın reddi ile takip konusu asıl alacağın %20’si oranında tazminata mahkûmiyetine karar verildiği, kararın temyizen incelenerek, 02.04.2015 tarihinde kesinleştiği tespit olunmuştur.
4. Dosyada mevcut 16.05.2014 tarihli grafoloji ve sahtecilik uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, suça konu çek üzerindeki keşideci imzasının sanığın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
5. Tanık Necip Demirdağ, suça konu çekin imzalanmış olarak sanık tarafından kendisine verildiğini ve katılana teslim edildiğini beyan etmiştir.
6. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/18539 sayılı soruşturması kapsamında, katılan hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 04.12.2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmiştir.
7. Sanık savunmasında, muhasebecisinin kendisine verdiği bilgi doğrultusunda imza ve borca itiraz ettiklerini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekmektedir.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, olaylar ve olgular bölümünde ayrıntılı açıklanan savunma, sanığın şikayetinin içeriği ile tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, icra takibini durdurmak amacıyla, takibe konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek, İcra Hukuk Mahkemesine dava açmaktan ibaret eyleminde, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci ve 271 inci maddelerinde düzenlenen iftira ve suç uydurma suçlarının unsurlarının oluşmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul (Kapatılan) 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.