Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2022/6526 E. 2023/3173 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6526
KARAR NO : 2023/3173
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, Mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, Beraat

Katılan sanığa karşı işlenen mala zarar verme suçu yönünden yüzüne karşı verilip 16.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 28.07.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu tespit edilmiştir.
Katılan sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme

neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2015 tarihli iddianamesiyle
A. Katılan sanık hakkında;
a. Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi,
b. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.
B. Sanıklar …, …, …, …, … hakkında katılan sanık …’e karşı mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebi ile ve sanıklar …, … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin tatbiki talebi ile dava açılmıştır.
2. Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararı ile,
A. Katılan sanık hakkında;
a. Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması,
b. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, ek savunma hakkı verilerek, 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması,
B. Sanıklar …, …, …, …, … hakkında katılan sanık …’e karşı mala zarar verme suçundan, zarar gören aracın maliki olmaması gerekçesiyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
3. Dairemizin 29.11.2022 tarihli 2021/16517 Esas, 2022/17856 Karar sayılı kararı ile, sanıklar …, …, …, … ve … hakkında katılan …’e karşı mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan …’in temyiz başvurusu ile ilgili olarak tebliğnamede görüş bildirilmesinin temini amacıyla, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan sanığın temyiz isteği;
A. Kendisi hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçları yönünden kastının olmadığına ve lehe hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
B. Sanıkların mala zarar verme suçlarının sabit olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, katılan sanık …’in alkollü şekilde araç kullanarak şikayetçi …’ın ikamet bahçesine çarpmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, sanıklar …, …, …, …, … ile arasında çıkan

tartışmada, adli emanetin 2014/213 sırasında kayıtlı tüfekle havaya ateş ederek genel güvenliği tehlikeye düşürdüğü, sanıkların da katılan sanığa ait araca zarar verdikleri iddiasına ilişkindir.
2. Tanık F.B., katılan sanığı tüfekle kalabalığa doğru giderken gördüğünü, kavgaya araçla giderken Ş.A.’nın duvarına çarptığını beyan etmiştir.
3. Tanık T.A., olay günü katılan sanık ve …’in bir araçla gezerlerken havaya ateş ettiklerini, katılan sanığın …’nin evine ateş ettiğini, araç kontrolü kaybeden katılan sanığın duvara çarptığını beyan etmiştir.
4. Tanık İ.A., birileri ile kavga eden katılan sanığın kullandığı aracın camının kırıldığını, köyün içinde rallici gibi dolaşırlarken duvara çarptıklarını, katılan sanığın kendi evinden dışarıya doğru ateş ettiğini beyan etmiştir.
5. Tanık N.S., katılan sanığın kendisini alıp, kavga olan yere geldiklerini, kendisinin de olayı ihbar ettiğini, kavgaya dair bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
6. 04.11.2014 tarihli olay yeri inceleme raporu ve krokisinde, suçta kullanılan aracın, sol kapı üzerindeki camlar hariç diğer tüm camlarının kırık olduğu, aracın bahçe duvarına çarpması nedeni ile ön far ve tamponun tamamen hasarlı olduğu bildirilmiştir.
7. Katılan sanığın, olay sonrasında alınan alkol raporuna göre, 0.77 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
8. 04.11.2014 tarihli tutanak içeriğine göre, katılan sanığın kullandığı aracın, düz kontakla çalıştırıldığı, üzerindeki plakanın başka bir araca ait olduğu, şase sorgulaması sonucunda ise, aracın T.S. adına kayıtlı olup, Konya ilinde çalıntı kaydı olduğu belirlenmiştir.
9. Jandarma Genel Komutanlığının 26.12.2014 tarihli 2014/4794 sayılı raporunda, katılan sanığın sağ el ve yüz svaplarında atış artığı bulunduğu belirtilmiştir.
10. Kavga olayına dair 04.11.2014 tarihli ihbar tutanağı ve olay yeri fotoğrafları dosya içerisindedir.
11. Sanıklar …, …, …, …, … savunmalarında, araca zarar vermediklerini beyan etmişlerdir.
12. Katılan sanık savunmasında, alkollü olup, aracı kendisinin kullandığını, Ş.A.’nın duvarını yıkmadığını, korunmak amacıyla ateş ettiğini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar …, …, …, …, … hakkında katılan sanık …’e karşı mala zarar verme suçundan kurulan hükümler yönünden;
Katılan sanığın yüzüne karşı verilip 16.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 28.07.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin sunduğu 20.06.2016 ve 22.06.2016 tarihli dilekçelerinde, ismi geçen sanıklar hakkındaki mala zarar verme suçundan kurulan beraat kararlarına dair temyiz iradesi bulunmadığı, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Katılan sanık … hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm yönünden;
a) Olay ve olgular kısmında belirtilen hususlara ve katılan sanığın dolaylı ikrarına göre, katılan sanık …’ün, sanıklarla arasındaki kavga nedeniyle ve sanıkları korkutmak amacıyla tüfekle havaya ateş etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi delaletiyle 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen birden fazla kişiye karşı silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
b) Kabul ve uygulamaya göre; başkaca tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunmayan katılan sanığın tekerrüre esas alınan mahkumiyetinin, çocukken işlediği suçlara ilişkin olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinde belirtilen tekerrür hükümlerinin uygulanması sırasında en ağır cezayı gerektiren ilamın tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden birden fazla ilamın esas alınması, hukuka aykırı görülmüştür.
C. Katılan sanık … hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun, silahla tehdit suçuyla birlikte işlenmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci sekizinci fıkrası gereğince basit yargılama usulüne tabi olmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesi’nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde düzenlenen seri yargılama usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
A. Sanıklar …, …, …, …, … hakkında katılan sanık …’e karşı mala zarar verme suçundan kurulan hükümler yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan sanık … hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararına yönelik katılan sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
C. Katılan sanık … hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünün (C) bölümünde açıklanan nedenle, Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararına yönelik katılan sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.