YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13522
KARAR NO : 2023/1448
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/2 E., 2018/23 K.
KARAR : Kısmen kabul, kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili tavzih talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesi 01.11.2018 tarihli ek karar ile talebin reddine karar vermiştir.
13.07.2018 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararı …, …, …, … tarafından; 01.11.2018 tarihli ek karar ise davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Adana ili, … ilçesi, … Köyü kadastro çalışma alanında bulunan 4 parsel sayılı 65.000,000 m2 ve 12 parsel sayılı 152.500,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tarla niteliğiyle aynı tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Davacılar …, … ve … kendilerinin tasarruf ve zilyetliği altında bulunduğunu öne sürerek 4 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescilini istemiştir.
3.Davacılar Mecit Şimşek, …, … ve … kendilerinin tasarruf ve zilyetliği altında bulunan 12 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli ve 2013/15 Esas, 2014/48 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 15.07.2014 kararına karşı davacı … mirasçıları, … mirasçıları ve davalı Hazine temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.10.2016 tarihli ve 2015/3385 Esas, 2016/7529 Karar sayılı kararıyla; öncelikle hangi davacının hangi tapu kaydına dayandığının kesin olarak belirlenmesi, dayanak kayıtlardaki mevki, hudut ve miktar farklılıkları üzerinde yöntemince durulması, bu konuda 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan Haziran 1291 ve Nisan 1337 tarihlerine ait sicillerde incelenmek suretiyle rapor alınması, davacıların tutunduğu Haziran 1291 tarih ve 114 tarihli kaydın mevcut olup olmadığını, … mevkiindeki Haziran 1291 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydının gittisinin Nisan 1337 tarih 114 numaralı tapu kaydı, … köprüsü mevkiindeki Haziran 1291 tarih ve 17 sıra numaralı tapu kaydının gittisinin ise Nisan 1337 tarih 113 numaralı tapu kaydı olup olmadığının net olarak belirlenmesi; diğer taraftan anılan kayıtların başka parsellere revizyon görüp görmediğinin, revizyon görmüş iseler tutanakların kesinleşip kesinleşmediğinin mercilerinden sorulup saptanması; fen bilirkişi kurulundan dayanak ve komşu parsel uygulamasını denetleyecek açıklamalı kroki ve rapor alınması, davacı dayanağı tapu kayıtlarının miktar fazlası üzerinde Hazine tapusunun tesisine kadar zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulması, uygulamada askeri haritalardan yararlanılması, tapu kayıt kapsamı ve zilyetlik hususları şüpheye mahal bırakmayacak şekilde saptanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Nisan 1337 tarih 114 numaralı tapu kaydının köy, mevki ve hudutları itibari ile dava konusu 4, 12 ve dava dışı 11 numaralı parsellerini içine aldığı, Haziran 1291 tarih 17 numaralı tapu kaydının dava konusu parsellerle ilgisi olmayıp köy içine çok yakın bir mevkiye ait olduğu, Hazinenin dayandığı 400.000 dönümlük Haziran 312 tarih 1 numaralı tapu kaydının çok geniş bir alanı kapsadığı ve dava konusu 4 ve 12 numaralı parselleri de içine aldığı, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan alınan raporda Nisan 1337 tarih ve 113 numaralı kayıt ile Haziran 1291 tarih 17 numaralı kayıtların aynı kayıt olduğu ve dava konusu parsellerle bir ilgilerinin bulunmadığı, Nisan 1337 tarih ve 114 sıra numaralı kaydın dava konusu 4, 12 ve dava dışı 11 numaralı parselleri kapladığı ve bu kaydın Haziran 1291 tarih ve 16 numaralı kayıttan geldiği ve bu iki kayıttaki miktar ve hudut farklarının ise imam ve muhtarlarınca düzenlenen ilmuhaberlere göre oluşturulmasından kaynaklandığı, Nisan 1337 tarih ve 114 sıra numaralı kaydın miktarının 120 dönüm olduğu, yeni dönüme çevrildiğinde 110.280,00 m2 ye tekabül ettiği, bu kaydın dava konusu olmayan 11 numaralı parsele 55.200,00 olarak revizyon gördüğü, dava dışı 11 numaralı parsel ile dava konusu 4 numaralı parselin (B) harfi ile gösterilen 55.080,00 m2 lik kısımların kayıt miktarına tekabül ettiği, geriye kalan dava konusu 4 numaralı parselin (A) harfi ile gösterilen 9.920,00 m2 lik kısım ile dava konusu 12 numaralı parselin tamamı kayıt miktar fazlası durumunda olduğu, kayıt miktar fazlasının ise davalı … Hazinesinin tapusu kapsamında kaldığı, mahalinde yapılan keşifte dava konusu 4 numaralı parselin rızai taksim sonucunda …, … ve … tarafından kullanıldığının ve … ve …’ın vefatları neticesinde mirasçılarının kaldığı gerekçesiyle davacılar …, … mirasçıları ve … mirasçılarının davasının kısmen kabulüne, diğer davacıların davasının reddine; … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 4 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile 05.06.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 55.080,00 m2 yüzölçümündeki bölümünün 720 pay kabul edilerek payları oranında …, … mirasçıları ve … mirasçıları adına, (A) ile gösterilen 9.920,00 m2 yüzölçümündeki bölümünün Hazine adına tapuya tesciline; 12 parsel sayılı sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
2.Davalı Hazine vekili, taşınmazların … İlçesinde bulunduğu, tapuda infaz sorunu ile karşılaşılmaması için hüküm fıkrasının açık ve sicil oluşturmaya elverişli, tereddüte engel teşkil etmeyecek açıklıkta olması gerektiği, bu nedenle taşınmazın bulunduğu mahalline ilişkin yazım yönünden hüküm fıkrasının dosya belgelerine uygun hale getirilmesi için hükmün tavzihi talebinde bulunmuştur.
3.İlk Derece Mahkemesince; tespit tutanakları ile uyumlu karar verildiği gerekçesiyle 01.11.2018 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar …, …, …, … tarafından hükmün esasına yönelik olarak, davalı Hazine vekili tavzih isteminin reddine dair 01.11.2018 tarihli ek karara karşı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar …, …, …, … temyiz dilekçesinde; 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 55 dönüm hakları bulunduğu halde, … ve arkadaşlarına paylaştırıldığını, asıl hak sahibinin … kasap ve … Kasap (ölmekle mirasçıları olarak kendilerinin) hak sahibi olduğu halde adlarına pay verilmediğini, infaza uygun hüküm kurulmadığını öne sürerek hükmün bozulmasını istemişlerdir.
2.Davalı Hazine vekilince tavzih talebinin reddine dair karara ilişkin olarak verilen temyiz dilekçesinde; infaza uygun şekilde hüküm kurulması için tavzih talebinde bulundukları, mahkemece talebin reddine karar verildiği, bu haliyle infazda sorun yaratılacağı öne sürülerek tavzih talebinin reddine dair verilen kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların davacı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, adlarına tescil kararı verilen taşınmazlar yönüyle taksim koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, tespit tarihinden sonra idari değişiklikle taşınmazın bulunduğu … Köyünün bağlı olduğu ilçenin değişmesinin infazda sorun yaratıp yaratmayacağı hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 1, 14, 17 ve 20 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davalı Hazine vekilinin 01.11.2018 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davacılar …, …, …, …’ın 13.07.2018 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) 12 parsel sayılı taşınmaz yönüyle; İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen tüm nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
b) 4 parsel sayılı taşınmaz yönüyle ise İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre sair temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
c) 4 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 55.080 m2 yüzölçümündeki bölümünün Haziran 1291 tarihli 16 sayıl tapu kaydının tedavülü ile oluşan Nisan 1337 tarihli 114 nolu 120 dönüm miktarlı … …’nın maliki olduğu tapu kaydı kapsamında kalan yer olduğu, mahkemece … … mirasçıları arasında yapılan taksimle hüküm yerinde adına tescil edilen mirasçılarına kaldığı ve bu mirasçıların zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
… …’nın ölümüyle üç çocuğunun mirasçı olarak kaldığı, her üç çocuğunun da alt soyundan gelen mirasçıları tarafından murisleri … … adına kayıtlı tapuya dayanarak adlarına tescili istemiyle eldeki davayı açtıkları, kadastro tespitinin yapıldığı 1953 yılından önce dava konusu 4 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün mirasçılar arasında taksim edildiğine dair bir beyan bulunmadığı, dinlenen yerel bilirkişilerin doğum tarihleri itibariyle 1953 yılından öncesini bilebilmelerinin mümkün olmadığı, 01.06.2018 tarihli keşifte taksime yada taşınmazın kullanımına dair beyanların tespitten sonraki tarihlere ilişkin olduğu gözardı edilmemelidir. Kaldı ki; bu beyanlarda komşu 11 parselin de mirasçılardan Mecit (aynı zamanda eldeki davanın davacılarından) tarafından kullanıldığının belirtilmesine rağmen komşu 11 parsel sayılı taşınmazın da bu tapu kaydına dayalı olarak … … mirasçıları adına miras payları oranında tespit ve tescil edildiğine göre resim kayıtlara ters düşen ve bilgi ve görgüden uzak soyut nitelikteki beyanlara dayalı olarak taksimin varlığının kabul edilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca; mahkemece 4 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün … …’nın mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenle kabul edilmiştir.
VI. KARAR
1.Davalı Hazine vekilinin temyizi yönünden;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2018 tarihli ek kararın ONANMASINA,
2.Davacılar vekilinin temyizi yönünden;
Yukarıda (V. C. 3. 2. a.) bendinde açıklanan nedenlerle 12 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki kararın ONANMASINA,
Yukarıda (V. C. 3. 2. b.) bendinde açıklanan nedenlerle 4 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda (V. C. 3. 2. c.) bendinde açıklanan nedenlerle 4 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.