Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/14563 E. 2007/16523 K. 14.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14563
KARAR NO : 2007/16523
KARAR TARİHİ : 14.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve şerhin silinmesİ davasının yapılan yargılaması sonunda; davacı-davalı Hazinenin davasının reddi, davalı-karşı davacı … ve arkadaşlarının davasının kabulü yolunda kurulan 26/12/2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13/11/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı … vekili avukat ……, geldi, karşı taraftan gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı …, Köyü 214 sayılı parselden ifraz edilen 665, 666 ve 667 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tapuda kayıtlı ise de, 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığını ve orman olduğunu iddia ederek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davacı … ve arkadaşları, aynı parsellerin hiç bir zaman orman olmadığını ve bu taşınmazlarda yapılan 2/B uygulamasının yok hükmünde olduğunu, çekişmeli parsellerin geldisi olan 214 sayılı parselin Şubat 1947 tarih 34 ve Nisan 1320 tarih 14 nolu tapu kayıtları uygulanarak kadastro tesbitlerinin yapıldığını, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılan yerlerin tapu malikleri adına çıkarılması gerektiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların tapu kaydındaki 2/B şerhinin silinmesi istemi ile açtığı dava, Hazine davası ile birleştirilmiştir.
Her bir parsel hakkında ayrı ayrı 2001/495, 921, 226, 919, 920 sayılı dosyalarında da açılan davalar birleştirildikten sonra mahkemece 17/10/2002 gün 2001/223 – 782 sayılı kararla davacı …’nin davasının reddine, ….., ve arkadaşlarının davasının kabulüne, dava konusu 665, 666 ve 667 sayılı parselin tapu kayıtlarında bulunan orman şerhinin kaldırılmasına karar verilmişse de, davacı – davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2/5/2003 gün ve 2003/4192-6016 sayılı bozma kararı ile ve özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, taşınmaz makiye ayrılmış ise buna ilişkin tüm belgeler ile dayanak tapu kaydı tüm gittilerinin getirtilip, Yargıtay İ.B.B.G.K.nun 1993/5-1996/1 sayılı kararı çerçevesinde orman tahdidinin ve dışarı çıkarma işlemlerinin hangi yasa döneminde yapıldığı hususunun kesin olarak saptanması ve tapu kaydı orman tahdidi ve tüm belgeler uygulanarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davacı …’nin davasının reddine, … … ve arkadaşının davasının kabulüne ve dava konusu 665, 66 ve 667 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında bulunan orman şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm yine davacı –davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uskumru Köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidi ile daha sonra 5 nolu Orman Kadastro ekibi tarafından yapılıp 14.09.1982 tarihinde kesinleşen “daha önce sınırlaması yapılan devlet ormanları ile özel ormanların aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmazlar, geldisi olan 214 sayılı parsel Uskumru Köyünde 1959 yılında yapılan arazi kadastrosunda Şubat 1947 tarih 34 ve Nisan 1320 tarih 14 nolu tapu kayıtları revizyon gösterilerek, … … mirasçıları adına tespit ve tescil edilmiş, 214 sayılı parsel 1993 yılında 664, 665, 666, 667 ve 668 parsellere ifraz edilmiştir.
Mahkemece, Şubat 1947 tarih 34 ve geldisi Nisan 1320 tarih 14 sayılı tapuların çekişmeli taşınmazların geldisi olan 214 parsele uyduğu, çekişmeli taşınmazların orman tahdidi içinde iken 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesine göre orman dışına çıkarıldığı, yasa gereği tapu sahipleri adına orman dışına çıkarılacağından şahıslar adına kadastroca tapu oluşturulmasının doğru olduğu gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine gerçek kişilerin davasının kabulüne karar verilmiş ise de 214 sayılı parsele uygulanan Şubat 1947 tarih 34 ve geldisi Nisan 1320 tarih 14 sayılı tapuların doğusu … vereseleri tarlası, batısı …, kuzeyi ve güneyi … … tarlasıdır. Ancak, 214 sayılı parselin kuzeyinde … Tarlası olmayıp eylemli olarak memleket haritasında da görünen Sofa Deresinin bulunduğu, bu derenin 1938 tarihli tahdit haritasında da gösterildiği, dereden sonra da orman bulunduğu, güney yönde … tarlası olarak gösterilen yerde … bulunduğu, … tarlası olarak gösterilen 213 sayılı parselin dereden sonra geldiği ve 213 sayılı parsele uygulanan Şubat 317 tarih 31 sayılı tapunun da kuzey sınırı … ve su akıntısı okuyup, 214 sayılı parsele uygulanan tapularının maliklerini göstermediği, tapunun batı sınırında … yazılı ise de bu yönde … olmayıp orman bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, 214 sayılı parselin tespitine esas alınan Şubat 1947 tarih 34 ve geldisi Nisan 1320 tarih 14 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazların geldisi 214 sayılı parsele uyduğu kabul edilemez.
Çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada 3116 Sayılı Yasaya göre 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde iken, 1744 Sayılı Yasa uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmışsa da dayanılan Şubat 1947 tarih 34 ve Nisan 1320 tarih 14 sayılı tapuların çekişmeli parsellere uymadığından ve tahdit içinde bulunduğu sırada kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydına yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle hukuken değer verilemeyeceğinden bu tür tapu kayıtları 1744 Sayılı Yasa uygulamasında nazara alınamaz. 214 sayılı parselden ifraz edilen 664 sayılı parsel hakkında Sarıyer Asliye (1) Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucu Hazinenin davasının kabulüne dair verilen karar 15.04.2004 gün ve 2001/233-199 sayılı kararı Dairenin 2007/12087 sayılı kararı ile onandığı, yine ifraz parsellerinden 668 parsel sayılı taşınmaz hakkında parsel maliki ve Hazine arasında aynı iddiaya dayalı olarak görülen dava sonucu Asliye (1) Hukuk Mahkemesi’nin 15.04.2004 gün ve 2001/237-2004/198 sayılı kararı ile kişinin davasının reddine, Hazine’nin davasının kabulüne dair yukarıda yazılı bozma gerekçelerine uygun olarak verilen kararın Dairenin 2006/14595 – 2007/12086 sayılı kararı ile onandığı da anlaşıldığından, mahkemece davacı Hazinenin davasının kabulüne, gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.-YTL. vekalet ücretinin davalı gerçek kişiden alınarak davacı Hazineye verilmesine 14/12/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.