YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12276
KARAR NO : 2023/1366
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/243 E., 2019/199 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … dava dilekçesinde; … Köyü, … Mahallesi, … Mevkiide tapuda 156 ada 6 parselin kadastro çalışmaları esnasında Hazine adına tespit gördüğünü, taşınmazın 2863 sayılı Kanun gereği böyle bir işlem gördüğünü, yapılan itirazlar üzerine taşınmazın sit alanı dışına çıkarıldığını, taşınmazın davacı tarafından nizasız fasılasız zilyet edildiğini, bu nedenle Hazine adına olan tapunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun (2863 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddeye göre daha önce sit alanında kaldığı gerekçesi ile halen Hazine adına tescilli taşınmazlardan hem sit dışına çıkarılanların hem de 1 inci ve 2 nci derece arkeolojik sit dışında kalanların davalı olmamak kaydıyla, taşınmaza ait kadastro tutanağından ilgilileri lehine zilyetlikle olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinim şartlarının oluştuğu ancak, sit alanında kalması nedeniyle taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, üstünde ya da altında birinci grup olarak tescil ve ilan edilen taşınmaz kültür varlığının bulunmaması, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında sit alanında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiş olsa da kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinimi mümkün olmayan mera yaylak kışlak orman kıyı gibi kamu mallarından olmaması halinde dava konusu taşınmazın yukarıdaki şartları taşıması halinde iadesinin mümkün olacağını, dava konusu 156 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında davacının zilyet veya hak sahibi olarak görünmediğini, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/78 Esas, 2015/43 Karar sayılı kararı ile 2005 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığından bahisle Hazine adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş ise de taşınmazların bulunduğu mahalde birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığının bulunmadığı bu sebeple doğal sit alanları ve 3. derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinin aradığı şartlar oluştuğu takdirde zilyetlikle kazanabileceği, bu itibarla mahkememizce yapılan gözlem dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları alınan bilirkişi raporları ve dosyaya sunulan fotoğraflar nazara alındığında taşınmazın 20 yıldan uzun süredir toprak işlemesi yapılarak tarımsal faaliyetin yapıldığı, imar ihya ile zilyet edildiği, orman sayılmayan yerlerden olup kadim kültür arazisi niteliğinde olmadığı, kültür arazisi vasfı ile zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olmadığı ve davacıların elinde bulunan taşınmazlar üzerindeki zilyetlikleri 20 yılı aşkın süreden bu yana nizasız ve fasılasız devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile … ili, … ilçesi, … Köyü, … Mevkiinde kain 156 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV . BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2018 tarihli ve 2018/519 Esas, 2018/4347 Karar sayılı ilamı ile mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak ziraat bilirkişi raporunun yetersiz olup taşınmazın imar ihyaya uygun olup olmadığı veya üzerinde imar ihya yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı ayrıca taşınmazın en eski tarihli ve kadastro tespitinden 15-20 yıl önceki hava fotoğrafı ve memleket haritalarında ne şekilde gözüktüğü kullanım olup olmadığı taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olan arazilerden olup olmadığı hususlarının da araştırılmadığı, usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2005 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığından bahisle Hazine adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazın … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29.07.2006 tarihli ve 2251 sayılı kararı ve ekli 1/25000 ölçekli haritaya göre 1 inci derece doğal sit alanı dışına çıkarıldığı, taşınmazların bulunduğu mahalde birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığının bulunmadığı, bu sebeple doğal sit alanları ve 3 üncü derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesinin aradığı şartlar oluştuğu takdirde zilyetlikle kazanabileceği, bu itibarla mahkememizce yapılan gözlem dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları alınan bilirkişi raporları ve dosyaya sunulan fotoğraflar nazara alındığında taşınmazın en az 40-50 yıldan uzun süredir toprak işlemesi yapılarak tarımsal faaliyet yapılarak kullanıldığı, imar ihyasının uzun yıllar önce tamamlandığı, orman sayılmayan yerlerden olup kadim kültür arazisi niteliğinde olduğu, kültür arazisi vasfı ile zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olduğu, davacının senetsizden edindiği taşınmazların m2 sinin sulu arazide 40, kuru arazide 100 dönümü geçmediği, davacının zilyetliğinin davasız ve aralıksız 20 yılı aşkın süredir devam ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, … ili, … ilçesi, … Mahallesi 156 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili; davacının olağanüstü zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşullarını sağlamadığını, İmar ihyanın tamamlandığı belirtilmişse de ne şekilde tamamlandığının belirtilmediğini, taşınmazın 1 inci derece doğal sit alanı dışına çıkarıldığının bildirildiğini, evveliyatı doğal sit olan bir taşınmazda malik sıfatıyla kullanım iddiasının doğru olmadığını, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanılan 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.