Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/389 E. 2023/1831 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/389
KARAR NO : 2023/1831
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi muris …’ın 08.06.2012 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölmeden kısa süre önce 08.12.2011 tarihinde 95 ada 30 parsel ve 96 ada 28 parsel sayılı taşınmazlarını davalı olan torununa bağışladığını, aralarında yaşanan geçimsizlik nedeniyle ayrı yaşarlarken murisin vefat ettiğini, bu nedenle murisin malvarlığını bilmesinin mümkün olmadığını, tapuda muris adına taşınmaz sorgusu yapıldığında belirtilen taşınmazlar ölümden önce devredildiği için görünmediğini, bu nedenle müvekkilin murisin davaya konu olan yerlerinin varlığı, bu yerleri torununa bağışlama yolu ile tapuda devrin yapıldığı hususunda bilgisinin olmadığını, davalı ile murisin sırf müvekkiline mal bırakmamak için kötü niyetli olarak tapuda bağış işlemini yaptıklarını, bu nedenlerle müvekkiline ait saklı payın tenkisi ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacı ile murisin arasında görülen boşanma davasının reddedilmesinden sonra murisin anlaşmalı boşanma için herhangi bir ödeme yapmak istemediğini, davacının evlilik birliğinin gerektirdiği görevleri ihmal ettiğini, tenkis davasının 1 ve 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davada da bu sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tanıklarının beyanlarıyla dava konusu taşınmazların davalıya temlik edildiğinin murisin vefatından önce davacı tarafından öğrenildiğinin ispat edildiği, davacı tarafından davanın süresi içerisinde açıldığına dair herhangi bir belge ya da delil sunulmadığı, tanık beyanına başvurulmadığı hususları dikkate alındığında davacı tarafından 13.09.2017 tarihinde açılan davanın TMK’nın 571 inci maddesinde öngörülen saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde açılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 1 yıllık hak düşürücü sürenin yasanın aradığı şekilde saklı payının zedelendiğini öğrenmeden itibaren başlayacağını, davanın da bu süre içerisinde açıldığını belirterek usule, yasaya ve Yargıtay kararlarına aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazların davalıya muris tarafından 08.12.2011 tarihinde bağış yoluyla devredildiğini, davalı tanıklarının beyanı dikkate alındığında (özellikle davalı tanıkları …, … ve … beyanları) davaya konu temliki davacının murisin ölümünden önce ve ölüm döneminde bildiği kanaatine varıldığını, murisin 08.06.2012’de öldüğü ve davanın bir yıl geçtikten sonra 08.09.2017 tarihinde açılması nedeniyle ilk derece mahkemesince hak düşürücü süreden dolayı davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süreden reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6100 sayılı Kanun) 560 ıncı vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usûl ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.