Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7099 E. 2023/1555 K. 16.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7099
KARAR NO : 2023/1555
KARAR TARİHİ : 16.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen mirasın hükmen reddi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı …. vekili, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı …’in kendi adına asaleten davacı … adına velayeten verdiği vekaletnameye dayanarak davacı vekili, 28.11.2010 tarihinde vefat eden …’in terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … Telekom A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116 ncı maddesi gereğince ilk itirazda bulunduklarını, davanın 3 ay içerisinde açılmadığını, davacının mirasın gerçek ret davası açıp takip etmediğini, bu sebeple artık Türk Medeni Kanunu’nun 605 inci maddesinin uygulanamayacağını, bu davranışın terekenin zımnen kabulü anlamına geldiğini, dava şartlarının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2014/178 Esas, 2015/378 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Yargıtay Bozma Kararı
1. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarihli ve 2016/11054 Esas, 2019/4855 Karar sayılı ilamında; “…Somut olayda davacı …’in murise ait bir takım vergi borçlarını ödeyerek terekeyi sahiplendiği, TMK’nın 610/2 nci maddesine göre terekeyi reddetme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu davacı açısından davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak diğer davacı …’in 23.12.2005 doğumlu olduğu, annesi davacı …’in, …’e velayeten dava açtığı, vergi dairesine yapılan ödemelerde küçüğün adının yer almadığı, bu sebeple davacı … adına açılan davanın terekeyi sahiplendiğinden bahisle reddedilmesi doğru değildir. Davada, annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatışmaktadır. Mahkemece Medeni Kanun’un 426/2 nci maddesi uyarınca 23.12.2005 doğumlu … için kayyım tayin ettirilmesi, davanın kayyım tarafından devam ettirilmesi ve gösterdiği takdirde delilleri toplanması gerekir.

Kabule göre de, murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı gayrımenkul, araç, banka kaydı olup olmadığı, davalıya ölüm tarihi itibariyle borç miktarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, murisin 28.11.2010 tarihi itibariyle gayrımenkul, araç, banka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet, banka müdürlüklerine yazı yazılmalıdır. Davalılara olan borcunun ölüm tarihi itibariyle miktarı belirlenmelidir.

Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş… ” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Yargıtay Karar Düzeltme Kararı
1. Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı … vekili karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 01.03.2021 tarihli ve 2020/4209 Esas, 2021/1369 Karar sayılı ilamında; “Dava mirasın hükmen reddine ilişkin olup davacı … kendi adına asaleten …’e velayeten davayı açmıştır. Davada, annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatışmaktadır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 426/2 nci maddesi uyarınca 23.12.2005 doğumlu … için kayyım tayin ettirilmesi, davanın kayyım tarafından devam ettirilmesi ve gösterdiği takdirde delilleri toplanması gerekir.

Bunun yanında davacıların, murislerinin ölümünden sonra yasal yükümlülüklerini yerine getirerek veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermiş olmaları, yasal süresi içinde verilmemesinin sorumluluk yaratacağı gözetildiğinde mirası kabul anlamında davranış olarak yorumlanamaz.

Kaldı ki, davacı mirasçılar tarafından ödendiği ileri sürülen borç miktarı tereke pasifine göre cüzi bir miktar olup mirasçıların kendi malvarlığından ödemiş olmalarına göre ödeme işleminin olağan işlemlerden olduğu, cüzi kısım borçlarının davacılar tarafından ödenmesinin terekeyi kabullenme olarak değerlendirilemeyeceği gözetilmeden bu hususların davanın reddi gerekçesi olarak görülmesi doğru olmadığı gibi ödeme cüzi bir miktar olmasa dahi ödemeyi yapan mirasçılar tespit edilmeksizin tüm davacılar yönünden terekenin benimsendiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.

Öte yandan, murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı gayrımenkul, araç, banka kaydı olup olmadığı, davalıya ölüm tarihi itibariyle borç miktarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, murisin 28.11.2010 tarihi itibariyle gayrımenkul, araç, banka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet, banka müdürlüklerine yazı yazılmalıdır. Davalılara olan borcunun ölüm tarihi itibariyle miktarı belirlenmelidir.

Ayrıca davacılar vekilinin vekaletnamesinde mirasın reddine ilişkin özel yetki bulunmamasına rağmen bu eksiklik de tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilmesi ve açıklanan diğer hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın anılan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Mahkemece verilen hükmün yukarıdaki gerekçelerle de bozulması gerekirken sehven anılan gerekçeyle bozulduğu karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, karar düzeltme isteğinin kabulü ile açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” denilerek davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairenin 28.05.2019 tarihli ve 2016/11054 Esas, 2019/4855 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, hükmün anılan gerekçelerle bozulmasına, bozma sebebine göre de davalı … vekilinin karar düzeltme taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamında belirtilen araştırmalar yapıldıktan sonra davanın kabulü ile davacıların mirasbırakanı …’in ölüm tarihi olan 28.11.2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun ve davacılar tarafından mirasın hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili, davalı … vekili temyiz etmiştir.

B. Temyiz Nedenleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece bozma ilamının tam olarak yerine getirilmediğini, davacıların terekeyi sahiplenmeleri sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek açıklanan ve re’sen nazara alınacak sebeplerle hükmün kaldırılmasını,

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde, davacıların terekeyi sahiplenmeleri sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini mahkemece bozma ilamının tam olarak yerine getirilmediğini belirterek açıklanan ve re’sen nazara alınacak sebeplerle hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 nci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Kanun’un 605/2 nci maddesinde; “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
” düzenlemesi yer almaktadır.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple; davalı …. vekili, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,

Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.