Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/16126 E. 2009/1999 K. 10.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16126
KARAR NO : 2009/1999
KARAR TARİHİ : 10.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ….. Köyü’nde tapulama harici bırakılan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulü ile 06.04.2007 tarihli … bilirkişi raporunda doğusu … …, batısı…….. yolu ile çevrili 859 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki, mahkemece yapılan araştırma inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; yörede 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, ne olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılamamaktadır. Taşınmaz ….. ve … Köyü orman kadastro çalışma alanı arasında , orman sınırlandırması yapılmayan sahada kalmaktadır.İki ayrı keşif sonunda alınan uzman bilirkişi raporlarında ittifakla taşınmazın 1958 tarihli Memleket Haritasında çalılık işaretli bölümde kaldığı bilidirilmişse de taşınmazın eğimi konusunda raporlar arasında çelişki bulunmakta olup 02.03.2007 tarihli keşif sonunda … tarafından hazırlanan raporda taşınmazın eğimi % 35, 31.05.2007 ve 17.07.2007 tarihli keşifler sonunda hazırlanan raporlarda % 10 olarak açıklanmıştır.H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu nun 1956 yılında 5602 Sayılı Tapulama Kanununun yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı ve dava gününe kadar da orman kadastrosunun henüz yapılmadığı tartışmasızdır. Burada halledilmesi gereken sorun, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hangi nitelikte tesbit dışı bırakıldığı konusudur.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3 ve 5602 sayılı yasa madde 13). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın komşularına ait kadastro tespit tutanakları ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilip incelenmemiştir.Uzman bilirkişi … tarafından hazırlanan rapora ekli fotoğraflardan taşınmazın sınırında “… Köyü,Elmatepe Devlet Ormanı-Koruma makiliği” olarak işaretlenmiş orman alanının bulunduğu, yine Memleket Haritasında da çekişmeli taşınmazın güney kesiminde Elmatepe orman alanlarının yeraldığı gözlenmektedir. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda,somut olayda davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakılıp bırakılmadığının kesin olarak belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır.
O halde mahkemece çekişmeli taşınmazın hangi nedenle tespit harici Kadastro Müdürlüğünden yeniden sorulmalı, yakın çevrede bulunan 3061, 3062, 3063, 3064, 3059, 3058, 3057, 3056, 3055, 3054, 3053, 3052, 3051, 3050, 3035 ila 3049 parsel numaralı komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlar ile kadastro yoluyla oluşan tapu kayıtları getirtilmeli, yine aynı şekilde güneyde … Köyü kadastro çalışma alanında kalan komşu parseller belirlendikten sonra bunların tutanakları ve dayanak kayıtları, mahkeme kararı ile tescil edilen yerler varsa bunlara ait dava dosyaları da getirtildikten sonra önceki keşiflerde görev almamış üç orman yüksek mühendisi, bir ziraat uzmanı, bir … elemanı ile yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın kadastro paftası geniş çevresini de gösterecek şekilde eski tarihli Memleket Haritası ve … fotoğrafları üzerine aplike edilmeli, gerçek eğim bilimsel yöntemlere göre belirlenmeli,6831 sayılı yasanın 1/j maddesinin karşıt anlamına göre eğimi % 12’nin üzerinde olan çalılık, makilik yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu ve H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği düşünülmeli,bu şekilde elde edilen delillere göre taşınmazın orman olduğu belirlenirse hazinenin de tescil talebi bulunduğundan bu konuda karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.