Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/18109 E. 2023/2483 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18109
KARAR NO : 2023/2483
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/134 E., 2016/1009 K.
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, müsadere
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2016/134 Esas, 2016/1009 Karar sayılı kararı ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.03.2021 tarihli ve 19-2016/385742 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; Suça konu kitapların sayısının pek az olması nedeniyle suç işleme kastının bulunmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan yararlanmak isteyip istemediği hususunun anlayabileceği şekilde izah edilmediğine, arama yapılan işletmenin sahibi (dava dışı) eşi Meryem … olduğu halde, çalışanı ya da işleticisi olmadığı bir iş yeriyle ilgili olarak aleyhine ceza tayinin hukuka aykırı olduğuna, re’sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan …Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. adına vekilinin 06.11.2015 tarihli şikâyet dilekçesi ile; Meryem … adlı şüpheli tarafından işletilen İslam Kitapevi isimli iş yerinde; her türlü basma, çoğaltma, yayma ve dağıtma hakkı müvekkili şirkete ait olan kitapların; aralarında bir bayiilik sözleşmesi ve ticari ilişki olmadığı halde satıldığını tespit ettiklerini, satılan bu kitapların korsan baskı ya da hırsızlık malı olduğundan şüphelendiklerini belirterek, şüphelinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (5846 sayılı Kanun) ilgili maddeleri uyarınca cezalandırılmasını ve kitapların bandrollü olması halinde dahi el koyma işlemi yapılarak hukuki nitelendirmesi mahkemeye ait olmak üzere yasal tahkikatın yapılmasını, ilgili iş yerinde arama ve el koyma tedbirlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

2.Serik Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.11.2015 tarihli, 2015/776 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda 06.11.2015 tarihinde ilgili iş yerinde yapılan aramada; 12 adet 6. sınıf ortaokul Fen Bilimleri Soru Bankası, 8 adet 7. sınıf ortaokul Matematik Soru Bankası, 11 adet 6. sınıf ortaokul Matematik Soru Bankası, 5 adet 7. sınıf ortaokul Matematik Soru Bankası olmak üzere toplam 36 adet kitaba el konulmuştur.

3.Sanık 19.11.2015 tarihli kolluk ifadesinde; İslam Kitapevi isimli iş yerinin müsteciri olduğunu, birçok yayın evinin bayiisi olduklarını, şikâyetçi şirketin de daha önce bayiliğini yaptıklarını, aramada ele geçen 36 adet soru bankasının nereden alındığını bilmediğini, bunların numune olarak getirilen kitaplar olabileceğini beyan etmiştir.

4.El konulan kitapların orijinal olup olmadıklarının tespiti amacıyla, soruşturma aşamasında görevlendirilen ancak dosya kapsamından görev ve uzmanlığı anlaşılamayan bilirkişi tarafından düzenlenen 14.12.2015 tarihli raporda; suça konu kitapların orijinal kitaplar ile uyumlu olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

5.Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.01.2016 tarihli ve 2016/280 numaralı iddianame ile sanığın marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

6.Sanık 27.05.2016 tarihli talimat sorgusunda; kolluktaki beyanının geçerli olduğunu, suç işlediğine inanmadığını, lehine olduğunu düşündüğü hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına muvafakatinin olmadığını beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Katılan …Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. adına vekilinin 06.11.2015 tarihli şikâyet dilekçesi ile; İslam Kitapevi isimli iş yerinin (dava dışı) Meryem … tarafından işletildiğini iddia edip, dosyaya ibraz ettiği yazar kasa fişinde Meryem …’ın isminin yazılı olması ve bu iş yerinin vergi kaydının Meryem … adına olduğunun anlaşılması karşısında, Meryem …’ın tanık olarak beyanı alındıktan sonra toplanan tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.5271 sayılı Kanun’un “Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi” kenar başlıklı 225 inci maddesi şöyledir:
“(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.”
Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.

Sanık hakkında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 28.01.2009 tarihli ve 27124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5833 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile değişik 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

İlgili madde metni “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Marka hakkına tecavüz suçunun konusu, bir başkası adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka olarak tescil edilen ve ayırt edici özellik taşıyan işarettir. Dosya kapsamında …Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. tarafından şikâyete konu edilen bir marka ve bu markanın tescil edildiğine dair marka tescil belgesi bulunmamaktadır.

Bu halde öncelikle …Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde suç tarihinden önce tescil edilmiş marka veya markalar olup olmadığı araştırılarak varsa tescilli olduğu iddia edilen markalara ait marka tescil belgelerinin Türk Patent ve Marka Kurumundan Resmî Marka Gazetesi’nde yayınlanma tarihi ile suç tarihinde geçerli bulunup bulunmadıklarının tespiti açısından emtia listesi ile birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtildikten sonra konusunda uzman bir bilirkişi tayin edilerek; aramada ele geçirilen kitaplar ile şikâyetçi şirketten temin edilecek orjinal kitapların karşılaştırılması suretiyle; 06.11.2015 tarihinde yapılan aramada ele geçirilen suça konu kitaplar üzerinde kullanılan markaların, şikâyetçi şirket adına tescilli olan markalarla iktibas veya iltibas oluşturacak şekilde taklit olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise şikâyetçinin hangi marka veya markalarına tecavüz edildiği, bu markaların suç tarihi itibarıyla geçerli olup olmadığı ve marka tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığı belirlenerek, suça konu kitaplarda kullanıldığı iddia olunan marka ve logolar ile orjiinal kitaplarda yer alan marka ve logoların karşılaştırılabilmesi için örnekleri veya resimlerinin de temyiz denetimine olanak verecek şekilde dosyaya eklenmesinden sonra 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre sanığın üzerine atılı suçun uzlaştırma kapsamında olan suçlardan olduğu hususu da gözetilerek; sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken,

hangi konuda uzman olduğu anlaşılamayan bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2016/134 Esas, 2016/1009 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.01.2023 tarihinde karar verildi.