Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/4688 E. 2008/8607 K. 10.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4688
KARAR NO : 2008/8607
KARAR TARİHİ : 10.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda DAVANIN REDDİ yolunda kurulan 25/10/2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı HAZİNE ve ORMAN BAKANLIĞI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 10/06/2008 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı HAZİNE ve ORMAN BAKANLIĞI vekili avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine ve Orman Bakanlığı, … Köyü, SULUDERE Mevkiinde bulunan, 8 pafta, 2221 parsel sayılı, 69191 m2 yüzölçümünde, taşlık ve fundalık tarla niteliğindeki taşınmazın 400/70597 payının …, geri kalan payının da Hazineye ait olduğunu, bu taşınmazın öncesinde 70597 m2 yüzölçümü ile tamamı Hazine adına kayıtlı iken, … 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’nin 2002/39-667 sayılı kararıyla, davacı … Yönetiminin davası kabul edilerek 1406 m2 bölümünün hükmen orman olarak Hazine adına tescil edildiğinden yüzölçümünün 69191 m2’ye düştüğü, anılan dosyadaki bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın 34078 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise yörede 1991 yılında yapılıp 21/06/1993 tarihinde kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığının belirtildiği, davalı …’a ait binaların bu alanda yer aldığı ve taşınmaz orman sınırı içinde iken ve 2891 sayılı imar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemler ve 6785 sayılı imar kanununun bir maddesinin değiştirilmesi hakkındaki kanuna göre hak sahibi olduğu gerekçesiyle tapu tahsis belgesi verilmesi ile, 2891 Sayılı Yasanın 10. maddesi ile uygulama yönetmeliğinin 25. maddesine göre ıslah imar planı yapılmadan davalı …’a taşınmazın 70597 pay üzerinden 400 pay için tapu verilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan pay tapusunun iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı HAZİNE VE ORMAN BAKANLIĞI vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 05/09/1974 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 21/06/1993 kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Davaya konu, 8 pafta, 2221 parsel sayılı taşınmaz öncesinde 30413 m2 yüzölçümü ve taşlık, fundalık, tarla niteliği ile, yeniden tescil nedeniyle 05/12/1979 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş, 08/03/1989 tarihinde, parsel numarası aynı olmak üzere yüzölçümü
70597 m2’ye yükseltilerek, toplam 70597 pay üzerinden, bu taşınmaz için tapu tahsis belgesi verilmesi nedeniyle, 400/70597 pay … … adına, 400/70597pay … … adına, 400/70597 pay … adına, 400/70597 pay … … adına, geri kalan 68997/70597 pay da, Hazine adına tescil edilmiştir. Orman Yönetimi, 17/01/2002 tarihinde 2221 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptali istemiyle tapu maliklerini hasım göstererek dava açmış, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/39-667 sayılı kararı ile, 2221 parselin orman tahdidi içinde kalan 1406 m2 bölümünün tapu kaydı iptal edilerek orman niteliği Hazine adına tesciline karar verilerek kesinleşmiş, orman olarak hükmen ifraz edilen bölüme 3317 sayılı parsel numarası verilerek orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmiştir. Davaya konu 2221 parsel sayılı taşınmazın halen, 69191 m2 yüzölçümü ve taşlık, fundalık, tarla niteliği ile, 400/70597 payı, … …, 400/70597 payı … …, 400/70597 payı …, 400/70597 payı … …, geri kalan 68997/70597 payı da, Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
1- 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 688. maddesine göre, (Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir) Bu nedenle, müşterek (Paylı) mülkiyet halindeki taşınmazın tümüne ilişkin (bölünemeyen) bir istemle açılacak davanın taşınmazın müşterek (pay) maliklerinin tamamına karşı açılması gerekmekle, böyle bir davada müşterek malikler mecburi dava arkadaşı durumundadır.
Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için, çekişmeli taşınmazın niteliğinin, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile Hazine adına çıkarılan alan olup olmadığının saptanması gerektiğinden, dava sonunda taşınmazın tümünün tabi olacağı hukuki rejimin değişmesi söz konusu olacaktır.
Bu duruma göre, temyize konu dava, çekişmeli taşınmazın paydaşlarından sadece birisine karşı açılmış olduğundan, mahkemece, davacıya, davada taraf olmayan diğer paydaşlara karşı dava açması için önel verilmesi, açılacak dava mevcut dava ile birleştirilerek taraf oluşturulduktan sonra davaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dava şartlarından olan taraf oluşturulmadan işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Diğer yandan, her ne kadar mahkemece, davalıya 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesine göre tapu tahsis belgesi verildikten sonra tapu verildiği, bu taşınmazla ilgili olarak elektrik su telefon hizmetlerinden yararlandığı, ecrimisil bedelini ödediği, tapu kütüğüne tescil edildikten sonra 10 yıl süreyle,davalı tarafından iyi niyetle kullanıldığından Türk Medeni Yasasının 712. maddesine göre mülkiyet hakkını kazandığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki;
Mahkemece 06/06/2007 tarihinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan uzman orman bilirkişi … … 25/06/2007 tarihli raporunda, çekişmeli 2221 parsel sayılı taşınmazın,59/1974 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda, krokide (B) ile gösterilen 34078 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman tahdidi içinde iken, 21/06/1993 tarihinde kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile Hazine adına çıkarılan yerlerden olduğu, (A) ile gösterilen 35113 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise orman tahdidi dışındaki yerlerden olduğunu belirtmiştir. Çekişmeli taşınmazın 1974 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içine alınan (B) bölümü yönünden, orman sınırı içinde iken, 08/03/1989 tarihinde taşınmazın toplam 70597 payı üzerinden, tapu tahsis belgesi verilmesi nedeniyle, 400/70597 payın … … adına, 400/70597payın … … adına, 400/70597 payın … adına, 400/70597 payın … … adına, geri kalan 68997/70597 payın da, Hazine adına tescil edilmesi hümüsüzdür. Orman sınırı içinde kalan bir yer için sonradan oluşturulan tapu kaydı özde kamu malı orman olan taşınmazın hukuksal niteliğini değiştirmeyeceğinden, 2221 sayılı parselin orman sınırı içinde kalan bölümü yönünden,orman sınırı içinde iken oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir ve sahibine mülkiyet … kazandırmaz (H.G.K.’nun 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 S.K.).
Davacı Hazine 2981/3290 Sayılı Yasa uygulamasının iptalini değil, taşınmazın tapuya tescil edilmesinden önceki mülkiyet hakkına dayalı olarak, tapu kaydının iptal ve tescilini istemektedir.
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kamu malı niteliğindedir. H.G.K.’nun 24/03/1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 21/02/1990 gün 1989/1-70-101 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi Hazine ya da Orman Yönetimi tarafından 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman açılacak dava ile tapu kaydı iptal edilebilir (H.G.K. 2001/1-464-470 S.K.). Yine Yargıtay H.G.K. ve ilgili daire kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlar hakkında Medeni Yasanın 1023. (eski 931 mad.) maddesi gereğince iyi niyet iddiasında da bulunulamaz (H.G.K.’nun 03.07.2002 gün 2002/16-490-586 S.K.).
İptali istenilen tapu kaydı 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesinegöre “tapu tahsis belgesine” dayalı olarak ya da şuyulandırma ile oluşturulan bir tapu kaydıdır.Yukarıda izah edildiği gibi davacı Hazine açtığı bu davada, 2981 Sayılı Yasa uygulamasının ya da imar uygulamasının yanlış ve yasaya aykırı yapılmasından dolayı bir hak talep etmemekte, kadastro ve ifraz öncesi mevcut olan mülkiyet hakkına, mülkiyet uyuşmazlığına dayalı olarak tapu sicilinin düzeltilmesini istemektedir. Medeni Yasanın 1025. – 1027. (933. – 935.) maddeleri gereğince ilgililerin yazılı bildirimleri dışında tapu sicilinde yapılacak değişiklik, adli mahkemelerin vereceği kararlarla mümkündür. Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni … zedelenenler, tapu sicilinin düzeltilmesini özel hukuk hükümleri uyarınca adli yargı yerinde dava edebilirler.
6831 Sayılı Orman Yasasına tabi olan kamu malı niteliğindeki taşınmazlar 2981 ve 3194 Sayılı Ysa hükümlerine tabi tutulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı kararında da kabul edildiği gibi (… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutarak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları karar yok hükmünde olup, buna dayanılarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir.) Yine bilindiği gibi arazi toplulaştırma işlemi de idari bir işlemdir. Toplulaştırma işleminden önce kadastral parselde mevcut hak aynen toplulaştırma parseline yansıtılması gerekir. Yansıtılmamışsa bu usulsüzlük adli yargıda dava konusu edilebilir. H.G.K.’nun 30.05.2007 gün ve 2007/1 – 319 – 324 sayılı kararı ile “arazi toplulaştırmasının yapılmasından önce taraflar arasında kesin hüküm varsa toplulaştırma sırasında bunun gözönünde bulundurulması gerekir. Aksi takdirde toplulaştırma sonucu (idari yolla) oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir” gerekçesiyle toplulaştırma sonucu davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptaline dair adli yargıda verilen karar oybirliği ile onanmıştır. Salt imar işlemlerindeki haksızlık ve usulsüzlüklere dayalı isteklere ilişkin davalar, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7. maddesi gereğince 60 gün içinde açılması halinde idari yargı yerinde görülür. Somut olayda; 2981 Sayılı Yasa uygulamasının iptali istenmeyip, kadastro ve islah-imar planı öncesi mülkiyet hakkına dayanılarak davalı adına yolsuz olarak oluşturulan sicilin iptali istendiğinden davaya bakma görevi adli yargıya aittir. Aynı ilkeler 8. H.D.’nin 02.02.2006 gün ve 2006/296-546 ve 30.10.2007 gün ve 2007/5253-5894 sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yine imar uygulaması sonucu oluşturulan tapuların iptal ve tescil isteği ile açılan davalarda davanın esası yönünden verilen kararlar H.G.K.nun 05.04.2006 gün 2006/8-128-133 sayılı ve 1. H.D.’nin 20.05.2003 gün 2003/4192-6061 sayılı kararlarında görev yönünden bozulmayıp esas yönünden incelenmiştir. 178 Sayılı Yasa Hükmündeki Kararnamenin 13/d maddesi gereğince Hazine tarafından orman alanı olarak tahsis edilen, ancak, sonradan Belediye Encümenince imar planında konut alanı olarak ayırıp imar uygulamasına tabi tuttuğu taşınmaz hakkında açılan davada verilen karar esas yönünden incelenmiş ve H.G.K.’nun 12.12.2001 gün 2001/20-1118-1156 sayılı kararı ile yapılan imar uygulama işleminin yok hükmünde olduğu kabul edilerek yerel mahkeme kararı esas yönünden bozulmuştur.
İdari mercilerin yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde, buna dayalı olarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir (H.G.K.’nun 1997/1-655-1003 S.K.). 2981 ve 3194 Sayılı Yasalarda, Anayasanın 169 ve 170.
maddelerinde nitelikleri ve kullanma şekli belirtilen kamu malı ormanların ve orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan alanların sözü edilen yasalar hükümlerine tabi tutulacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “…diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü bulunduğu gibi 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Gecici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden ve sonucu gibi gerekçesi de bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı ve yine 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki bir kısım hükümleri iptal eden Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararlarının gerekçelerinde “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve … bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek, ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi öngörülmüştür” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesi 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümleri ve Anayasanın 169 ve 170. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, orman rejimi dışına çıkartılan alanların, Anayasa ve yasaların bu hükümlerine göre Hazinenin diğer özel mülklerinden farklı hukuki statüde olduğu anlaşılmaktadır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerler Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasada belirlenen amaçların gerçekleşmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer (2924 S.Y. md. 3). Hazine bu yerleri diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi serbestçe tasarruf edemez ve satamaz. İşte bu nedenlerle 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, 1744, 2896, 3302 Sayılı Yasa uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfı ile tescil edilir” hükümleri yürürlüğe konulmuştur. Ormanlar ve orman rejimi dışına çıkartılan yerler 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah-imar planlarına ve 3194 Syılı Yasa gereğine imar uygulamasına konu edilemeyeceği ve idari mercilerin her hangi bir yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların (somut olayda ıslah-imar kararının ) yok hükmünde olduğu sonucuna ulaşılır.
O halde; uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 34078 m2 yüzölçümündeki (B) bölümünün 1974 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu, orman kadastrosu kesinleşmekle taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazandığı, bu durum gözönünde bulundurulmadan 1989 yılında idarece kişi adına pay tapusu oluşturulduğu, bu işlem taşınmaz orman sınırı içinde iken gerçekleştirildiğinden bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu ve oluşturulan tapu kaydının da yolsuz nitelikte bulunduğu ve yolsuz olarak oluşturulan bu tapunun özde kamu malı orman olan taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden, sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı, bu işlemden sonra Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılma işleminin 1993 yılında kesinleştiği, davacı Hazinenin islah-imar planı uygulamasının yanlışlığından … bir hakka değil, tapuya tescil edilmeden önce orman olan ve daha sonrada 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazda mülkiyet hakkına dayalı olarak iptal ve tescil istediği, Anayasanın 169 ve 170. maddeleri ile 6831 ve 2924 Sayılı Özel Yasalarda düzenlenen orman alanlarının ve 2/B madde alanlarının ıslah-imar ve imar uygulaması yapılamayacağı, yapılmış olsa bile işlemin yok hükmünde olduğu, ve mülkiyet hakkına dayalı olarak tapu sicilinde değişiklik yapılması görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, çekişmeli 2221 parsel sayılı taşınmazın, 59/1974 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda, krokide (B) ile gösterilen 34078
m2 yüzölçümündeki bölümünün orman tahdidi içinde iken, 21/06/1993 tarihinde kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile Hazine adına çıkarılan yerlerden olduğundan,bu bölüme yönelik Hazinenin davasının kabulü ile tapusunun iptal edilerek hazine adına tesciline, orman tahdidi dışındaki yerlerden (A) ile gösterilen 35113 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tapu malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Bakanlığı ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00.-YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak Hazineye verilmesine 10/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.