YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2622
KARAR NO : 2007/4470
KARAR TARİHİ : 05.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 17.04.2006 tarihli dava dilekçesiyle … Köyü (Mahallesi) 9287 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1989 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu kesinleşen işlemle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın orman sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan tapuya tescil edilip, daha sonra ifraz edilerek dava konusu parselin davalı adına tapu kaydı oluşturulduğunun, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
943 m2 yüzölçümünde, tapuda davalı adına kayıtlı olan çekişmeli parsel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … İnce adına tesbit ve tescil edilen 17200 m2 yüzölçümündeki … köyü 153 sayılı parsel ile 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı için 1963 yılında yapılan genel kadastroda tapulama dışı bırakılan alanlar birleştirilip, tapuya tescil edildikten sonra yeniden ifraz edilerek belediye adına tapu kaydı oluşturularak davacıya satılmıştır. Çekişmeli parsel, kısmen 153 sayılı kadastro parseli, kısmen de orman kadastrosu sınırları içinde iken 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan alanda kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, keşif ve uygulama yapılmadan, çekişmeli parselin Hazinenin taraf olduğu dava sonucu … İnce adına tescil edilen 153 sayılı kadastro parselinin ifrazı sonucu oluşturulduğu, bu nedenle taraflar arasında kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesine eklediği Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 2004/246 sayılı dava dosyasına ait bilirkişi raporu ve gerekçeli karar örneği ve eki krokilerden anlaşıldığı gibi, çekişmeli parsel kısmen 153 sayılı kadastro parseli, kısmen de 1947 yılında kesinleşen orman kadostro sınırları içinde kaldığı görülmektedir. Çekişmeli
parselin 153 sayılı kadastro parseli içinde kalan bölümü yönünden kesin hükmün varlığı kabul edilebilirse de 1947 yılı orman tahdit sınırları içinde kalan ve daha sonra idare mahkemesinin 15.01.1987 … ve 1985/11-17 sayılı kesinleşen kararı ile 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması iptal edilerek o tarihte orman niteliğini kaybetmeyip, halen orman olduğu belirlenen alanda kalan parsel bölümü yönünden kesin hükmün varlığından söz edilemez. Çünkü kesin hüküm kabul edilen Asliye (6) Hukuk Mahkemesinin 27.12.1996 … ve 1995/1050-1142 sayılı kararının incelenmesinde, bu davanın 153 sayılı parsel hakkında, Hazine tarafından 153 sayılı parsel maliki … İnce aleyhine açıldığı ve 153 sayılı parselin dava tarihinde davalı … İnce adına kayıtlı olmadığı, ifraz görerek 9207 ada 1 ve 9287 ada 2, 3, 4, 5, 6, 8 ve 10 sayılı parsellere gittiği ve kaydının kapatıldığı, halen 153 sayılı parsel olarak tapuda kayıtlı bir parsel bulunmadığı, 153 sayılı parsel orman sınırları içinde iken 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1963 yılında yapılan arazi kadastrosunda zilyetliğe dayalı olarak … İnce adına yapılan tesbitin kesinleştiği, kadastro tesbitinin yapıldığı, 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçeleri ile davanın reddine dair verilen kararın kesinleştiği görülmektedir. 1952 yılında yapılan makiye ayırma işlemi yasa ve yönetmeliğe uygun olmadığından geçersiz ise de, bir an için geçerli olduğu kabul edilse bile, makiye ayırma tarihi ile çekişmeli 153 sayılı parselin tesbit tutanağının düzenlendiği 1963 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamış ise de Hazinenin 153 sayılı parselin çap sınırları içinde kalan ifraz parselleri hakkında açtığı dava ret edilip kesinleştiğinden artık bu konuların kesin hüküm nedeniyle tartışılma olanağı bulunmamaktadır. Ancak; kesin hüküm kabul edilen kararın konusu … Köyü (Mahallesi) 153 sayılı kadastro parseli ve bu parselin çap sınırı içinde kalan ifraz parsel ve parsel bölümleridir. Hazinenin temyiz dilekçesine ekli raporda çekişmeli 9287 ada 10 sayılı parselin 153 sayılı parselin çapı kapsamı dışında kaldığından dava konusu farklı olması nedeniyle kesin hükümden söz edilemez. Çünkü, bu bölüm Asliye (6) Hukuk Mahkemesinin 27.12.1996 … 1995/1050-1142 sayılı kararına konu olmamıştır. Kararın gerekçe bölümünde bu parselin yazılmış olması kesin hüküm oluşturulmadığından Hazineyi bağlamaz.
O halde; çekişmeli parselin 153 sayılı kadastro parselinin çap sınırları dışında kalan bölüm yönünden kesin hüküm bulunmadığından davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına 05/04/2007 günü oybirliği ile karar verildi.