YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2395
KARAR NO : 2023/10406
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2011 tarihli ve 2011/20342 No.lu iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli tehdit suçlarını işledikleri iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılmaları istemli kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucu … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2011/432 Esas, 2015/308 Karar sayılı kararı ile nitelikli tehdit suçundan;
a-) Sanık …’in 5237 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) benti, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b-) Sanık …’ın 5237 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) benti, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
3. … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2011/432 Esas, 2015/308 Karar sayılı kararının sanıklar müdafii, tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 19.03.2019 tarihli ve 2014/51740 Esas, 2019/4574 Karar sayılı ilâmıyla;
“Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Taraflar arasında hukuki ihtilaf nedeniyle husumet olduğu, sanıkların, katılanın kafasına silah dayayıp hisselerini satmasını aksi halde öldüreceklerini söyleyip tehditte bulunduklarının iddia ve kabul edilmesi karşısında; sanıkların eylemlerinin, yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin kanıtları tartışma ve suçu niteleme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması, ”
Nedeniyle sanıkların kazanılmış hakları korunarak bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine … 8. Asliye Ceza Mahkemesi 30.04.2019 tarihli ve 2019/238 Esas, 2019/256 Karar sayılı kararı ile sanıklara atılı suçun yağma suçunu oluşturabşleceğinden 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca yargılamalarının yapılabilmesi için görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
5. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/358 Esas, 2019/328 Karar sayılı kararı ile nitelikli yağma suçundan;
a-) Sanık …’in 5237 sayılı Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b-) Sanık …’ın beraatine
Karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.11.2021 tarihinde tanzim olunan sanık … hakkında onama, sanık … Aytekin hakkında ise bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Teşhis işleminin hukuka aykırı olduğuna,
3. Takdiri indirim sebebinin uygulanması gerektiğine,
4. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 150 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması, gerektiğine,
5. Aleyhe bozma yasağı göz ardı edilerek hüküm kurulduğuna,
6. Vesaire,
İlişkindir.
B. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1. Sanık …’ın sanık …’i nitelikli yağma suçuna azmettirdiğinden 5237 sayılı Kanunun 38 inci maddesi yollamasıyla sanık …’ın nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık … ile katılanın aynı binada hissedar oldukları, binadaki hisseler konusundaki anlaşmazlık bulunduğu, suç tarihinde saat 15.30 sıralarında katılan ikametinde iken sanık …’nin telefonla arayarak katılanı binanın bodrum katında bulunan boş dükkana çağırdığı, katılanın dükkana gittiğinde sanık …’in yanında açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahısla birlikte katılanın kafasına silah dayayıp hisselerini satmasını aksi halde öldüreceklerini söyledikleri, bu esnada olay yerinde bulunan tanıklar H.K. ve A.T.’nin sanık … ve yanındaki şahsa müdahale etmeleri üzerine araca binip olay yerinden uzaklaştıkları anlaşılmıştır. Bu şekilde gerçekleşen eylemde aynı binada hissedar olan sanık …’ın sanık …’i azmettirdiği iddia edilmiştir.
2. Katılan olayın hemen akabinde polise başvurduğu dosya içerisinde yer alan 19.11.2011 tarihli olay tutanağından anlaşılmıştır.
3. Katılan soruşturma aşamasında özetle; sanık …’nin ve kimliği tespit edilemeyen şahsın birlikte kafasına silah dayadıklarını ve hisselerini satması istediklerini,” kafana sıkarım lan” diyerek’ tehdit ettiklerini, sanık ve kimliği tespit edilemeyen şahsı bu eyleme arasında beş yıldır husumet bulunan …’ın azmettirdiğini düşündüğünü ifade etmiştir.
4. Tanıklar H.K. ve A.T. soruşturma aşamasındaki ve Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmalarındaki anlatımlarının katılanın, sanık …’nin yağma eylemine dair soruşturma beyanını destekler mahiyette olduğu görülmüştür.
5. Tanıklar H.K. ve A.T. beyanlarında; olay günü sanık … ve yanındaki şahsın, katılana ”bizi Galip gönderdi” diye bir şey söylediklerini duymadıklarını ifade etmişler, tanıkların anlatımlarında sanık …’in isminin geçmediği anlaşılmıştır.
6. Katılanın duruşmada sanık …’yi teşhis ettiği görülmüştür.
7. Sanık … Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında özetle; olay tarihinde mafya tarzı ilişkileri olan … … ile birlikte katılanla görüşmeye gittiğini, binanın alt katında bulunan marangozhanede katılanı görüp oraya girdiklerini, … …’ın cebinden silah çıkarıp katılanın kafasına dayadığını ne yapıyorsun diye … …’ın elinden tuttuğunu, katılandan her hangi bir alacağı olmadığını, kendisini tehdit etmediğini, sanık …’in kendisini azmettirmediğini ifade ederek olay yerinde olduğunu katılanla görüştüğünü kabul ettiği anlaşılmıştır.
8. Sanık … aşamalardaki tüm savunmalarında suçlamayı kabul etmemiştir.
9. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Kurulan Hüküm Yönünden
1. O yer Cumhuriyet Savcısının Sanık …’ın Cezalandırılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi ve Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
Olay ve olgular başlığı altında dört numaralı paragrafta belirtilen delilden anlaşılacağı üzere tanıkların olaya dair anlatımlarında sanık …’in isminin geçmediği anlaşılmıştır. Katılan aşamalardaki beyanlarında sanık … ile kendisi arasında husumet bulunduğunu defaatle ifade etmiştir. Sanık …’in, katılana yönelik yağma eylemini işlemesi yönünde sanık …’yi azmettirdiğine dair dosya içerisinde her hangi bir delil mevcut değildir. Sanık … de tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4 üncü maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11 inci maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamış ve tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Vesaire Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakıında Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
a) Beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik;
Katılanın beyanı, olay tutanağı, tanıkların anlatımları karşısında, sanık …’in eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b) Teşhis işleminin hukuka aykırı olduğuna yönelik;
Sanığın kimlik fotokopisinin katılana ve tanıklara gösterilmesi suretiyle yaptırıldığı anlaşılan teşhis işlemi hukuka aykırı ise de; olay ve olgular başlığı altında altı ve yedi numaralı bentlerde açıklandığı üzere sanık olay günü … … isimli şahısla birlikte katılanla konuşmaya gittiklerini ve … …’ın katılanın kafasına silah dayadığını ifade etmiş olması katılanın da duruşmada sanığı teşhis etmiş olduğunun anlaşılması karşısında sanığın olay yerinde olduğu kendi ikrarı ve katılan beyanı ile sabit olduğundan sanık müdafiinin bu husustaki temyiz itirazları sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesine engel teşkil etmediğinden reddedilmiştir.
c) Takdiri indirim sebebinin uygulanması gerektiğine yönelik;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup, soruşturma aşamasında sanığa kayıtlı adresinden ulaşılamadığı, savunmasının alınamadığı, kovuşturma aşamasında hem asliye hem de ağır ceza mahkemesindeki yargılamalarda yakala ile savunmasının alınabildiği, adli sicil kaydında sabıklarının bulunduğu dikkate alındığında; Mahkemece, ”yargılamadan kaçması, dosyaya yansıyan suç işlemeye yatkın kişiliği” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulanmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
d) Sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 150 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiğine yönelik;
Gerek katılanın gerekse sanığın beyanlarından taraflar arasında alacak borç ilişki bulunmadığı anlaşıldığından snık müdafiinin bu husustaki temyiz itirazı reddedilmiştir.
e-) Aleyhe bozma yasağı göz ardı edilerek hüküm kurulduğuna yönelik;
Bozma ilamı öncesi … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2013 tarihli ve 2011/432 Esas, 2015/308 Karar sayılı hükmünde; sanığın 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bahse konu hüküm yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olup aleyhe temyiz bulunmadığı anlaşılmakla, bozma sonrası kurulan iş bu temyiz incelemesine konu hükümde sanığın 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasında belirtilen kazanılmış hakkın gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
2. Vesaire Yönünden;
Yargılama sürecindeki islemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, asamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2019358 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) paragrafının 1 numaralı bölümünün (e) numaralı bendinde açıklanan nedenle … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2019358 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği , nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hüküm fıkrasına “4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinden sonra gelmek üzere “1412 sayılı Kanun’un 326/son fıkrası gereğince kazanılmış hak gözetilerek sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.