Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/558 E. 2023/1446 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/558
KARAR NO : 2023/1446
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

KARAR : Asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine

Taraflar arasındaki asıl davada elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı-birleştirilen davada davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 723 ada 18 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davacının 3 katlı binayı 14.12.2012 tarihinde devraldığını, davalının ise bu taşınmazda haklı nedene dayanmadan ve hiç bir bedel ödemeden oturduğunu, taşınmazı tahliye etmesi için ihtarname gönderildiğini, buna rağmen işgale devam ettiğini belirterek, elatmasının önlenmesini ve her bir daire için aylık 600,00 TL olmak üzere şimdilik 3.600,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

2. Birleştirilen davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

II. CEVAP
1. Davalı-birleştirilen davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; 723 ada 18 parsel sayılı taşınmaz dava dışı … adına tapuda kayıtlı iken 15.04.2007 tarihinde davalı …’a satıldığını, sözleşmede belirtilen bedelin satıcıya ödendiğini, davalının taşınmazın maliki olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Birleştirilen davanın dava dilekçesinde özetle; 723 ada 18 parsel sayılı taşınmazı 15.04.2007 tarihli sözleşme ile …’ndan satın alındığını ve bedelini ödediğini, ancak TOKİ’nin arsaları 775 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesine göre 10 yıllık süre ve taksitle vatandaşlara satması nedeniyle davacının taşınmazı resmi yoldan almasının mümkün olmadığını, sözleşmede belirtildiği gibi bedel ödenip kurum lehine konulan ipotek işlemi kaldırıldıktan sonra kayıt maliki tapuda satış yapabileceğinden davacının sözleşme tarihinde tapu tescilini kendi adına yaptıramadığını, ancak daha sonra davacının haberi olmadan kardeşinin gerekli bedeli TOKİ’ye ödeyip kayıt malikinden davacının yerine aldığı vekaleti kötüye kullanarak davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki inşaatın devrini muvazaalı olarak kendi eşi olan davalı … üzerine 14.12.2012 tarihinde çok düşük bir bedelle tapuda tescil ettirdiğini belirterek, 723 ada 18 parsel üzerinde davacı tarafından yapılan inşaatın dubleks dairesi dışında kalan dairelerden bodrum 1 numaralı bağımsız bölüm ve zemin 2 numaralı bağımsız bölüm ve bunlara tekabül eden arsa paylarının tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile … Mahallesi, 723 ada 18 parsel, bodrum kat 1 No.lu bağımsız bölümün ve aynı ada ve parsel zemin kat 2 No.lu bağımsız bölümün Veli kızı … adına olan mevcut tapu kaydının iptali ile … adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairemizin 27.10.2021 tarihli ve 2021/562 Esas, 2021/2409 Karar sayılı ilamı ile, “…Dava konusu taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı iken 02/04/2007 tarihinde ifraz ve satış suretiyle … adına tapuya tescil edilmiş, … da tapuda tescil edilen mülkiyet hakkına dayalı olarak bu taşınmazı 14.12.2012 tarihinde taraflardan …’a resmi şekilde tapuda devretmiştir. …’nun …’a temliki resmi şekil koşuluna uygun olarak yapılmış ve mülkiyet geçmiştir. (Tapu Kanunu 26 ncı madde) … ile önceki kayıt maliki … arasında 15.04.2007 tarihinde yapılan sözleşme resmi şekil koşuluna uyularak yapılmadığından mülkiyetin naklini sağlamaz. Sözleşmenin tarafına ancak şahsi hak sağlar. Ayni hak ile şahsi hakkın birlikte olduğu durumlarda ayni hakka üstünlük tanımak gerekir. Bu nedenle …’ın açtığı davanın reddine karar verilerek, bu dosyadaki ret hükmü esas alınmak suretiyle … tarafından açılan elatmanın önlenmesi talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, asıl davanın kısmen kabulüne, … Mahallesi 723 ada 18 parselde bulunan bodrum kat 1 No.lu ve yine aynı ada parselde bulunan zemin kat 2 numaralı bağımsız bölümlere davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ine ve davalının taşınmazlardan tahliyesine, 3.202,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleştirilen davanın reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleştirilen davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleştirilen davada davacı vekili, mahkemenin bozmaya karşı direnme kararı vermesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve re’sen incelenecek nedenlerle de kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada haricen satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmüne yer verilmiştir.

2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı)

3. Tapuya kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin sözleşmeler, resmi şekilde yapılmadığı takdirde TMK 706, TBK 237, Tapu Kanunu’nun 26 ncı ve Noterlik Kanunu’nun 60 ıncı maddeleri uyarınca hukuken geçersiz olup geçerli bir sözleşme bulunmadığından, tarafların sözleşmeye dayalı hak ve borçları da söz konusu olmayacaktır. Ancak bu durumda sözleşmenin tarafları, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak karşı tarafa ödedikleri bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davalı – birleştirilen davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler yeniden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden hükmün onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Uyulan bozma kararı gereğince tesis edilmiş İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik olmamasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkan bulunmamasına göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.