Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12189 E. 2023/398 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12189
KARAR NO : 2023/398
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2534 E., 2022/1008 K.
DAHİLİ DAVALI :… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 28.02.2018
HÜKÜM/KARAR : Usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/175 E., 2019/186 K.

Taraflar arasındaki iş kazasının ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum ile davalı şirket vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2015 yılı Haziran ayından itibaren davalı şirket bünyesinde Kars ilinde yer alan baraj inşaatında çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde 19.08.2015 tarihinde işyerinde davalı şirket tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin almaması sebebiyle iş kazası geçirdiğini, kaza sonucunda müvekkilinin kolunun iş göremez hale geldiğini, davacı tarafından açılan 2016/716 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan tazminat davasının yargılaması sırasında davalı şirket tarafından iş kazasının davalı Kuruma bildirilmediğinin anlaşıldığını, bunun üzerine davacının gelir bağlanması talebiyle davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, davalı Kurum tarafından başvuruya ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda müvekkilinin kaza sonucunda ortaya çıkan meslekte kazanma gücü kayıp oranının %10’un altında olduğu yönünde tespit yapıldığını, bu sebeple olay hakkında inceleme yaptırılmadığını belirterek; davacının davalı şirket bünyesinde çalışmakta iken 19.08.2015 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve müvekkilinin kaza sonucunda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum sağlık kurulunca davacının sürekli iş göremezlik oranının % 6,3 olarak belirlendiğini, buna göre davacının meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmadığından sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanmadığını, Kurum sağlık kurulunun anılan kararına karşı öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilmesi gerektiğini, Yüksek Sağlık Kurulunca itiraz karara bağlandıktan sonra yargı yoluna başvurulabileceğini, ancak davacı tarafından itiraz yoluna başvurulmadan doğrudan eldeki davanın açıldığını belirterek; öncelikle dava şartı yokluğundan usulden, olmadığı takdirde esastan davanın reddini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket tarafından iş kazası bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, bildirim yapılmasına rağmen davalı Kurumca kazaya ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamasının müvekkili şirketin sorumluluğu kapsamında olmadığını, dava açılması ile davacının ihlal edilen hakkı korunacak ya da davacının hakkına yönelik tehlike ortadan kalkacak ise davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, oysa müvekkili şirket tarafından iş kazası bildirimi yapıldığından davacının böyle bir korunmaya ihtiyacının bulunmadığını, olayın davacının çay içmek amacıyla ekskavatörün kovasına binerek kanala inmesi sırasında dengesini kaybederek düşmesi sonucunda meydana geldiğini, davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, olayın davacının kendi kusuru ve dikkatsizliği sebebiyle meydana geldiğinin davacı tanığının tazminat talepli davada alınan beyanından açıkça görüldüğünü belirterek; öncelikle hukuki yarar yokluğundan usulden, olmadığı takdirde esastan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kabulü ile;

1-Davacının davalı …Ş. işçisi olarak çalışmakta iken 19.08.2015 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine,

2-Belirtilen kaza nedeniyle davacıda meydana gelen meslekte kazanma gücü kaybı oranının %6,3 olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, … Kars Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 23.02.2016 tarih 06 sayılı komisyon kararı ile olayın iş kazası olduğuna karar verildiğini, davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, … … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince 21.04.2016 tarih 003158 sayılı kurul kararı gereğince %6,3 oranında iş göremezlik derecesi tespit edildiğini, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 13.06.2017 tarih ve kararı ile kazanma gücü oranın % 6,3 olarak tespit edildiğini, ATK 3 İhtisas Kurulu 20.06.2018 tarih 11148 numaralı kararı ile davacının %6,3 oranında meslekte kazanma gücü yönünde görüş bildirdiğini ve itiraz üzerine ATK 2 Üst Kurul tarafından Yüksek Sağlık Kurulu ve ATK 3. İhtisas Kurulunun raporunda çelişki bulunmadığından dosyanın iadesine karar verildiğini, bu sebeplerle sürekli iş göremez olduğunu tespitine ilişkin davanın da reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirket tarafından 19.08.2015 tarihinde SGK’ya iş kazası bildiriminin yapıldığını, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, davalı şirket Kuruma iş kazası bildiriminde bulunarak zaten sorumluluklarını yerine getirdiğini, davalı şirket aleyhine avukatlık vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, derdestlik itirazlarının göz önünde bulundurulmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “A) I-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b-2 maddesi gereğince kabulüne,

B)I-)Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber Kanun’un somut olaya uygulanması ile delillerin değerlendirilmesinde hata edildiği ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşılmakla HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına;

II-)1-Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, AAÜT tebliğinin 7 inci maddesi gereğince Kurum lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini beyanla kararının bozulmasını istemiştir.

Davalı şirket vekili; dava hakkında verilen usulden red kararına istinaden AAÜTnin 7/2 maddesine dayanılarak maktu vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek verilen kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun ve bu iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik oraranın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun’a uygun olup, özellikle dava tarihinden önce iş kazası bildiriminin yapılıp, Kurumca olayın iş kazası olarak tespit edildiği, davacının mahkeme tarafından verilen kesin süre nedeniyle davaya zorlandığı ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum ve davalı şirket vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.