Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/1045 E. 2007/16522 K. 14.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1045
KARAR NO : 2007/16522
KARAR TARİHİ : 14.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, … Köyü 1069 sayılı parselden ifraz edilen 6994 ada 3 sayılı parselin, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken, 1988 yılında 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulaması sonucu P.VII poligon içinde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemenin 18/07/2002 gün ve 2001/543-518 sayı ile, davanın kabulüne dair verdiği karar davalı gerçek kişinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2003/5544-6293 sayılı kararı ile “Orman toprağı zilyetlikle kazanılmayacağından, çekişmeli taşınmaz orman sınırı içinde iken genel kadastro sonucu senetsizden kişiler adına oluşturulan tapuya değer verme olanağının bulunmadığı, kesinleşen orman sınırı içindeki taşınmazın daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman dışına çıkarılması gerektiğinin de tartışmasız olduğu; ancak, çıkarma işlemi ile Hazinenin özel mülkü olduktan sonra, imar uygulaması ile idari bir karara konu olduğundan idari kararın irdelenip geçerliliğini koruyup korumadığının tartışılmaması ve çekişmeli taşımazın idari kararla oluşan mülkiyet alanında bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyuldukan sonra, “dava konusu taşınmazın bedeliyece imar uygulamasına tabi tutulduğu ve idari bir karara dayanan mülkiyet alanında bulunduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1988 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 27.02.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması ve 1957 yılında yapılıp 1960 yılında kesinleşen genel kadastro bulunmaktadır.
Uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında kadastrosu kesinleşen Karanlık … Devlet Ormanı sınırları içinde olduğu, 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu VII poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı saptanmıştır. Bu konular mahkemenin de kabulündedir.
1957 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 1069 parsel sayılı 681,200 m2 yüzölçümlü taşınmaz senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … ve arkadaşları adına tespit ve 1960 yılında tescil edilmiş, daha sonra özel parselasyon yapılarak özel parselasyona karşılık gelen pay, birçok kişiye 1970 yılından itibaren paylı olarak …, parselin tamamı, … Belediye Encümeninin 3/3/1998 gün ve 1998/162 sayılı kararı gereğince 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/C maddesi hükümlerine göre islah-imar ve ifraz işlemine tabi tutulmuş ve 1069 sayılı parseldeki paya karşılık olarak dava konusu parsel ifazen davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Ne var ki; 1069 sayılı kadastro parselinin kuzeydoğu bölümü (davaya konu ifraz parseli de bu bölüm içindedir) 1942 yılında kesinleşen ve tapuya tescil edilen Karanlık … Devlet Ormanının sınırları içinde bulunmaktadır. Hükmüne uyulan bozma kararında da vurgulandığı gibi “kesinleşen orman sınırları içinde iken genel kadastro sonucu oluşturulan tapuya değer verme olanağı bulunmadığı” gibi 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölüm yönünden 1957 yılında yapılan arazi kadastrosu ikinci kadastro niteliğinde olduğundan bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır. Orman sınırı içinde kalan bir yer için sonradan oluşturulan tapu kaydı özde kamu malı orman olan taşınmazın hukuksal niteliğini değiştirmeyeceğinden, 1069 sayılı parselin orman sınırı içinde kalan bölümü yönünden oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir ve sahibine mülkiyet … kazandırmaz (H.G.K.’nun 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 S.K.). Davacı Hazinenin davası 2981/3290 Sayılı Yasa uygulamasının iptali konusunda olmayıp, arazi kadastro ve islah-imar planı öncesi mülkiyet hakkına dayalı olarak iptal ve tescil istemektedir.
Bu konular bir yana, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kamu malı niteliğindedir. H.G.K.’nun 24/03/1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 21/02/1990 gün 1989/1-70-101 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi Hazine ya da Orman Yönetimi tarafından 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan her zaman açılacak dava ile tapu kaydı iptal edilebilir (H.G.K. 2001/1-464-470 S.K.). Yine Yargıtay H.G.K. ve ilgili daire kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlar hakkında Medeni Yasanın 1023. ( eski 931 mad.) maddesi gereğince iyi niyet iddiasında da bulunulamaz (H.G.K.’nun 03.07.2002 gün 2002/16-490-586 S.K.).
İptali istenilen tapu kaydı 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesinde anılan Hazinenin ya da belediyenin verdiği “tapu tahsis belgesine” dayalı olarak ya da şuyulandırma ile oluşturulan bir tapu kaydı olmadığı gibi, yukarıda izah edildiği gibi davacı Hazine açtığı bu davada, 2981 Sayılı Yasa uygulamasının ya da imar uygulamasının yanlış ve yasaya aykırı yapılmasından dolayı bir hak talep etmemekte, kadastro ve ifraz öncesi mevcut olan mülkiyet hakkına, mülkiyet uyuşmazlığına dayalı olarak tapu sicilinin düzeltilmesini istemektedir. Medeni Yasanın 1025. – 1027. (933. – 935.) maddeleri gereğince ilgililerin yazılı bildirimleri dışında tapu sicilinde yapılacak değişiklik, adli mahkemelerin vereceği kararlarla mümkün. Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni … zedelenenler, tapu sicilinin düzeltilmesini özel hukuk hükümleri uyarınca adli yargı yerinde dava edebilirler.
6831 Sayılı Orman Yasasına tabi olan kamu malı niteliğindeki taşınmazlar 2981 ve 3194 sayılı yasa hükümlerine tabi tutulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı kararında da kabul edildiği gibi (… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutarak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları karar yok hükmünde olup, buna dayanılarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir.) Yine bilindiği gibi arazi toplulaştırma işlemi de idari bir işlemdir. Toplulaştırma işleminden önce kadastral parselde mevcut hak aynen toplulaştırma parseline yansıtılması gerekir. Yansıtılmamışsa bu usulsüzlük adli yargıda dava konusu edilebilir. H.G.K.’nun 30.05.2007 gün ve 2007/1 – 319 – 324 sayılı kararı ile “arazi toplulaştırmasının yapılmasından önce taraflar arasında kesin hüküm varsa toplulaştırma sırasında bunun gözönünde bulundurulması gerekir. Aksi takdirde toplulaştırma sonucu (idari yolla) oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir” gerekçesiyle toplulaştırma sonucu davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptaline dair adli yargıda verilen karar oybirliği ile onanmıştır. Salt imar işlemlerindeki haksızlık ve usulsüzlüklere dayalı isteklere ilişkin davalar, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7. maddesi gereğince 60 gün içinde açılması halinde idari yargı yerinde görülür. Somut olayda; 2981 Sayılı Yasa uygulamasının iptali istenmeyip, kadastro ve islah-imar planı öncesi mülkiyet hakkına dayanılarak davalı adına yolsuz olarak oluşturulan sicilin iptali istendiğinden davaya bakma görevi adli yargıya aittir. Aynı ilkeler 8. H.D.’nin 02.02.2006 gün ve 2006/296-546 ve 30.10.2007 gün ve 2007/5253-5894 sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yine imar uygulaması sonucu oluşturulan tapuların iptal ve tescil isteği ile açılan davalarda davanın esası yönünden verilen kararlar H.G.K.nun 05.04.2006 gün 2006/8-128-133 sayılı ve 1. H.D.’nin 20.05.2003 gün 2003/4192-6061 sayılı kararlarında görev yönünden bozulmayıp esas yönünden incelenmiştir. 178 Sayılı Yasa Hükmündeki Kararnamenin 13/d maddesi gereğince Hazine tarafından orman alanı olarak tahsis edilen, ancak, sonradan Belediye Encümenince imar planında konut alanı olarak ayırıp imar uygulamasına tabi tuttuğu taşınmaz hakkında açılan davada verilen karar esas yönünden incelenmiş ve H.G.K.’nun 12.12.2001 gün 2001/20-1118-1156 sayılı kararı ile yapılan imar uygulama işleminin yok hükmünde olduğu kabul edilerek yerel mahkeme kararı esas yönünden bozulmuştur.
İdari mercilerin yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde, buna dayalı olarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir (H.G.K.’nun 1997/1-655-1003 S.K.). 2981 ve 3194 Sayılı Yasalarda, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde nitelikleri ve kullanma şekli belirtilen kamu malı ormanların ve orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan alanların sözü edilen yasalar hükümlerine tabi tutulacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “…diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü bulunduğu gibi 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Gecici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden ve sonucu gibi gerekçesi de bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı ve yine 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki bir kısım hükümleri iptal eden Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararlarının gerekçelerinde “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve … bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek, ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi öngörülmüştür” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesi 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümleri ve Anayasanın 169 ve 170. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, orman rejimi dışına çıkartılan alanların, Anayasa ve yasaların bu hükümlerine göre Hazinenin diğer özel mülklerinden farklı hukuki statüde olduğu anlaşılmaktadır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerler Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasada belirlenen amaçların gerçekleşmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer (2924 S.Y. md. 3). Hazine bu yerleri diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi serbestçe tasarruf edemez ve satamaz. İşte bu nedenlerle 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, 1744, 2896, 3302 Sayılı Yasa uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfı ile tescil edilir” hükümleri yürürlüğe konulmuştur. Ormanlar ve orman rejimi dışına çıkartılan yerler 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah-imar planlarına ve 3194 sayılı Yasa gereğine imar uygulamasına konu edilemeyeceği ve idari mercilerin her hangi bir yasadan kaynaklanmayan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların (somut olayda ıslah-imar kararının ) yok hükmünde olduğu sonucuna ulaşılır.
Dava dosyası içindeki bilgilere göre Samandıra1069 sayılı kadastro parselinden aynı nedenle ifraz edilen diğer parseller hakkında Kartal Asliye Hukuk Mahkemelerinden bu gerekçelerle Hazinenin davasının kabulüne dair verilen birçok karar 20. Hukuk Dairesince onanmıştır (20.H.D. 26.10.2004 gün 6170/11036 ve 14.10.2004 gün 4316/10343 ve 22.06.2004 gün 2018/6502 ve 16.09.2004 gün 3252-8517 ve 01.07.2005 gün 3857/9003 ve 22.03.2005 gün 2004/13007-3218 ve sayılı kararları) Davaya konu parsel gibi 1069 sayılı kadastro parselinden aynı nedenle ifraz edilen 6913 ada 10 sayılı parsel hakkında verilen Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 18.07.2002 gün ve 2001/614-516 sayılı ve 6944 ada 16 parsel hakkında Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 28.11.2002 gün 2001/640-353 sayılı kararları 1. Hukuk Dairesinin 18.12.2002 gün 13661-14391 ve 28.11.2002 gün 2002/12591-13630 sayılı kararları ile onanmıştır. Yine somut kararda olduğu gibi imar işlemi iptal edilmedikçe tapu iptal davasının dinlenemeyeceğine ilişkin mahkemenin verdiği ret kararı 1. Hukuk Dairesinin 20.05.2003 gün 4192/6061 sayılı kararı ile bozulmuştur. Yine, 3194 Sayılı Yasanın 11/1 maddesi gereğince belediye adına tescil edildikten sonra kişilere satılan tapunun iptal ve tescil isteği ile Hazine tarafından açılan davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle verilen kararın 1. Hukuk Dairesinin 08.02.2007 gün ve 2006/12220-1252 sayılı kararı ile “iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davada yolsuz tescil nedeniyle iptal ve tescil istendiğine göre, davaya adli yargıda (genel mahkemelerde) bakılacağı kuşkusuz” olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
O halde; uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu, orman kadastrosu kesinleşmekle taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazandığı, bu durum göz önünde bulundurulmadan kişi adına kadastro yoluyla 1960 yılında tapu kaydı oluşturulduğu, bu son işlemin ikinci kadastro olması nedeniyle bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu ve oluşturulan tapu kaydının da yolsuz nitelikte bulunduğu ve yolsuz olarak oluşturulan bu tapunun özde kamu malı orman olan taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden, sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı, 1988 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, 1998 yılında 2981/3290 Sayılı Yasanın 10/C maddesi gereğince daha önce haricen yapılan özel parselasyon sınırları esas alınmak suretiyle ifraz edilip davalının önceki tapudaki payına karşılık olarak aldığı özel parselasyon sınırlarına göre davalı adına tapuya tescil edildiği, davacı Hazinenin islah-imar planı uygulamasının yanlışlığından … bir hakka değil, kadastro öncesi orman olan ve daha sonrada 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazda mülkiyet hakkına dayalı olarak iptal ve tescil istediği, Anayasanın 169 ve 170. maddeleri ile 6831 ve 2924 Sayılı Özel Yasalarda düzenlenen orman alanlarının ve 2/B madde alanlarının ıslah-imar ve imar uygulaması yapılamayacağı, yapılmış olsa bile işlemin yok hükmünde olduğu, 1960 yılında yapılan arazi kadastrosunun 1942 yılında yapılan orman kadastrosu karşısında ikinci kadastro olduğu ve mülkiyet hakkına dayalı olarak tapu sicilinde değişiklik yapılması görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/12/2007 günü oybirliği ile karar verildi.