Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/11942 E. 2007/12727 K. 23.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11942
KARAR NO : 2007/12727
KARAR TARİHİ : 23.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ORMAN KADASTROSUNUN İPTALİ davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın REDDİ yolunda kurulan 01.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … KÖŞGER tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden gelmedi, karşı taraftan … vekili Av…. … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişi, … Köyü 138 ve 140 sayılı kadastro parsellerin 1999 yılında yapılan imar uygulaması sonucu adına tapuya kayıt edilen 8238 ada 2 parsel sayılı 500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 250 m2’lik bölümünün öncesi orman olmadığı halde, 14.04.1997 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda orman sınırları içine alındığını ileri sürerek, bu bölüme ilişkin orman kadastrosunun iptalini istemiştir. Mahkemece, 24.01.2005 gün ve 2004/1236- 2005/16 E.K. ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle, Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.05.2006 gün ve 2006/4693-7443 sayılı bozma kararında özetle; “Orman kadastrosuna itiraz davaları, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne göre 6 aylık askı ilan süresi içinde açılır. Bu sürenin geçmesi halinde yine aynı maddelerin son cümlesi uyarınca, tapulu taşınmazlar yönünden 10 yıllık süre tanınmıştır. Yasanın tanıdığı bu haktan yararlanılabilmesi için, orman kadastrosunun 6831 Sayılı Yasayı değiştiren 3373 Sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 28.05.1987 tarihinden sonra yapılması, tapu kaydının bulunması, tapu kaydının orman kadastrosundan önce mevcut olması ve dayanılan tapu kaydının 4785 ile 5658 Sayılı Yasalar karşısında hukuki değerini koruması ve davanın orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürede açılması gerekir.
Keşifte dinlenen bilirkişilerin düzenlediği krokili rapora göre, dava konusu olan 8238 ada 2 sayılı parselin (A) ile gösterilen 250 m2 yüzölçümlü bölümünün l38 ve l40 sayılı parsellerin kadastro çapı içinde değil, 137 sayılı parselin kadastro çapı içinde kalmaktadır. 137 sayılı parsel, Hazine adına tapuda kayıtlıdır. Orman Kadastrosu 14.04.1997 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş ve 14.10.1997 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Orman kadastrosu kesinleşip taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazandıktan sonra 1998 yılında yapılan imar uygulaması sonucu 8258 ada 2 sayılı parsel 1999 yılında davacı adına tescil edilmiştir. Bu tür tapu kayıtları, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde sözü edilen “tapulu arazi”
olarak kabul edilemeyeceği gibi, kesinleşen orman kadastrosuna itiraz davalarında zilyetlik iddiası ile açılan dava dinlenemez. 6831 Sayılı Orman Yasasına tabi olan taşınmazlar hakkında 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre imar uygulaması yapılamaz. Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve kamu malı niteliğinde bulunan ormanlar bu yasada hüküm bulunmayan hallerde özel yasalar hükümlerine tabidir. H.G.K.nun 24.03.1999 gün ve 1999/1-170-167 ve 21/02/1990 gün 1989/1-70-101 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil istemi yok hükmündedir. Bu tür taşınmazlar hakında Medeni Yasanın 1023. (E931) maddesi gereğince iyi niyet iddiasında bulunulamaz. Yine, H.G.K.’nun 07/12/1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı kararında kabul edildiği gibi kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasada kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde olup, buna dayanılarak yapılan tescil de YOLSUZ TESCİL niteliğindedir. Yasalarımız tapu sicili iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine vermiştir. Bu nedenle, Orman Genel Müdürlüğü ya da Hazine tarafından davacı adına olan tapu kaydının iptali için her zaman dava açılabilir.
Açıklanan nedenlerle, dinlenme olanağı bulunmayan orman kadastrosuna itiraz davasının reddine karar verilmesi gerekirken, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken imar uygulaması ile oluşan tapu kaydına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” nedeniyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … KÖŞGER tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açıklanan orman kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.- YTL. vekalet ücretinin davacı … Köşger’den alınarak Orman Yönetimine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23/10/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.