Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/15580 E. 2023/2831 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15580
KARAR NO : 2023/2831
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

(H Ü K M Ü N A Ç I KL A N M A S I)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/125 E., 2016/75 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Keskin Sulh Ceza Mahkemesinin, 30.12.2008 tarihli ve 2008/102 Esas, 2008/174 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yirmi beş gün ay hapis cezası ile
cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 21.01.2009 tarihinde kesinleşmiştir.

2.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 21.01.2009 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 21.12.2011 tarihinde mala zarar verme suçunu işlediği Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli ve 2013/427 Esas, 2014/790 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmiştir.

3.Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2015/125 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararı ile Keskin Sulh Ceza Mahkemesinin, açıklanması geri bırakılan, 30.12.2008 tarihli ve 2008/102 Esas, 2008/174 Karar sayılı hükmün açıklanması ile 1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; dava zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına ve neticeten verilen yirmi beş gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Askerlik yükümlüsü sanığın emsallerinin ilk kafilesinin sevk tarihi olan 21.02.2008 tarihinde son yoklaması yaptırması için Askerlik Şubesi Başkanlığınca gönderilen çağrı tebligatı 20.08.2007 tarihinde tebliğ edilmiş ancak tebliğe rağmen yoklamasını yaptırmadığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmalarında özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğini, Askerlik şubesinden kendisine yoklama kağıdı gelmediğini, durumdan haberinin olmadığını, tarafına bir ödeme emri gelmediğini ayrıca öğrenci olduğu için gerekli belgeleri askerlik şubesine verip tecil belgesi aldığını beyan ederek beraatini talep etmiştir.

3.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli ve 2013/427 Esas, 2014/790 Karar sayılı kararı ve söz konusu karara ilişkin kesinleşme şerhi dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE
Sanığın yoklama kaçağı olmak şeklinde gerçekleşen eyleminin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra ve fakat hükmün açıklanmasından önce 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3 üncü ve 4 üncü maddeleriyle değişik (mülga) 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 89 uncu maddesinde yapılan değişiklik dikkate alındığında (barışta ilk kez işleyenlerin eylemlerinin) suç olma vasfını yitirerek kabahate, yaptırımının ise idarî para cezasına dönüştürüldüğü cihetle;

1.Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca, hakkındaki hüküm ilk şekliyle açıklanacak ve açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar, temyiz veya kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay’ca yapılacak inceleme sonucunda giderilebilecektir.
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık bakımından ise, yerine getirememe sebebi başta olmak üzere durumu değerlendirilip cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin yeni bir hüküm kurulabilecektir.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümde kural olarak mahkemece bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır. Ancak bu hükmün uygulanması sırasında bazı ayrık durumların gözetilmesi gerekecektir.
Şöyle ki; hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan ve denetim süresi içerisinde yeniden suç işleyen sanığın, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanmadan önce ölmesi durumunda 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğundan, mahkemenin hükmü açıklamak yerine ölüm nedeniyle davanın düşmesine karar vermesi gerekecektir.
Bunun gibi, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü uyarınca daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve altmış beş yaşını bitirmemiş olan kişilerin mahkûm oldukları otuz gün ve daha az süreli hapis cezaları ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının anılan maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırım ya da tedbirlerden birine çevrilmesinde yasal zorunluluk bulunması nedeniyle bu kapsamdaki kişilerin denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemeleri halinde; yasal olarak uygulanması zorunlu olan 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilen kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırım yada tedbirlerden birine çevrilerek hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekecektir.
Yine, yargılama konusu olan eylemin daha sonraki bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması halinde de, mahkemenin 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 9 uncu maddesi uyarınca sanık hakkında derhal beraat kararı vermesi gerekeceğinden, önceki hükmü açıklaması beklenemez.

2.Bu açıklamalar ışığında sanık hakkında açıklanmasına karar verilen hükme konu olan yoklama kaçağı olmak eyleminin suç olma vasfını yitirerek kabahate, yaptırımının ise idarî para cezasına dönüştürüldüğü anlaşıldığından, yazılı şekilde sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Söz konusu hukuka aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülerek sanığın kabahat oluşturan eylemi hakkında aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2015/125 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, verilebilecek idari para cezalarının miktarına göre 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı soruşturma zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle kabahatli hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.